Pages

30 Eylül 2007

Fikri Gelen Var mı?-Şaka Şaka:)

Colin's Jean Fikirler diye bir kampanya başlatmış, ben mağazada gördüm cama sticker yapıştırmışlar, o görsel de "Bir Mini Cooper'a kaç jean sığar?,Bir Jean'e kaç i-pod sığar?" gibi sorularla cin olmayı ön plana çıkarmışlar ve direkt internet sitesine yönlendirmişler. Kampanya sitesinde ise cinlik-jeanlik yukardaki resimlerle ifade edilmiş. yani mağaza vitrininde yazılanlar kampanyanın ne olduğu hakkında neredeyse hiç bir fikir vermiyor. Kampanya da jeanlik-cinlik sadece 75 YTL alışveriş yapıp kampanyaya şifreyi yollamak, yani ortada fikir falan yok! Web sitesindeki "jean misin?" soruları nispeten iyi ama bu sefer de sitede gereksiz bir giriş tabelası olması,işlevi olmayan bir görselin bir linkin orada ne işi var????

Sevmedim bu kampanyayı, aslında övme niyetiyle sitelerine girmiştim, ama böyle alakasız gelince sevmedim. Kötü niyet göremiyorum işte,sadece isim güzel deyip alakasız sloganlar,görseller vs ile bir gereksiz kalabalık oluşmuş...

Kilim'in sırrı esprisi gibi jeanfikir esprisi de olmamış...

27 Eylül 2007

Müjde:)

Artık bana Hüseyin Dayı diyebilirsiniz:)
Bugün itibariyle 3230 gram 48,5 cm'lik dünya güzeli bir Defne'miz var:)

26 Eylül 2007

Kilim Reklamının Sırrı


Kilim mobilyanın son reklamını gördünüz mü bilmiyorum youtubede bulamadım ama sitelerinde şimdi anasayfada görebilirsiniz.
Reklamdaki saçmalıklar:
  • Kadın kadınların sırrını kocası da olsa bir erkeğe soruyor
  • Kadın niye bilmiyor
  • erkek nerden biliyor
  • bu kadar sevgi kelebeği olmalarına rağmen adam acaba diğer sevgililerini daha çok mu mutlu ediyor
  • adam etraftaki evleri karısından daha mı çok gözetliyor bu sırada ne görüyor
  • bir sırrı esprisi için bunlara değer miydi

25 Eylül 2007

Kesintisiz Mesaj

Turkcell bu sıralarda "Turkcell'le Hayat Kesintisiz Bağlanın" yazan reklamlar yayınlıyor. Gazetelerde ve Bilboardlarda gördüm reklamları. Gazetelerde bir sorun yok ama bilboardlardaki reklamlarda bir eksiklik var sanki.
Yukarıdaki resimde üstte olan gerçek fotoğraf alttaki ise o fotoğrafın fotoşoplanmış hali.
Bir mesaj veriyor Turkcell vurgu "kesintisiz bağlanmak" üzerine. Bilboardlarda daha çok görünürlük adına üç bilboardu yanyana kiralamışlar ama mesaj kesik kesik. Herkes bilboardları benim fotoğrafı çektiğim açıdan görmüyor, ki ben de bu görüntü için 3-4 fotoğraf çektim. Mesaj iki kez kesiliyor, milisaniyelik bir süreç olsa da bilboardu görenin üç bilboarddaki mesajları ayrı ayrı görüp birleştirmesi gerekiyor. Kesintilerin bir tanesi de tam olarak kesintisiz yazan yerde.

Geçen yıl durakları kaleye çeviren Turkcellin benim fotoşopla yapmaya çalıştığım şekilde bu bilboardları düzenlemesi mesajın daha iyi iletilmesi açısından daha iyi olurdu diye düşünüyorum, hem bir çelişkiden kurtulurdu hem de reklam yatırımı daha anlamlı olurdu...

İtinayla İzdiham Yaratılır!!!


MediaMarkt açılış şerefine indirim yapmış ve olanlar olmuş. Olanları Eren'in bloğundan okuyabilirsiniz. Benim yazım ise olayın farklı bir boyutu ile ilgili. Daha önceki Vatan Bilgisayar izdihamında da Eren'in bloğunda yorum olarak belirtmiştim. Kalabalık iyi bir şey, womm iyi bir şey ama ya bu kalabalığın yönetimi?
MediaMarkt bu olayla adını bilboard reklamlarında duyuramadığı kadar duyurdu ve "ucuz teknomarket" olduğunu bir çok kişiye öğretti. Olacakları nispeten tahmin de etmişlerdir ve olası hasarları göze almışlardır womm uğruna ama Hürriyet anasayfada belirtildiği gibi kepenklerin kırılması ve depolara girilmesini öngördüklerini sanmıyorum. Vatan'ın kampanyasında izdiham oldu, bu kampanya da izdiham artı yağma. Eren'in öngörüsü doğru çıkar ve ilerde farklı izdihamlarla karşılaşırsak,bu yönetim anlayışıyla bunlarda izdiham sırasında yaralanan insanların olmaması ya da mağazaya önemli hasar bırakmamaları için bir neden göremiyorum. Bu görüntü bana erzak dağıtımında birbirini ezen geri kalmış bölgeleri hatırlatıyor, nasıl erzak dağıtımındaki ezilmelerin sebebi sırf kalabalık değil aynı zamanda erzakların rastgele fırlatılmasıysa bunda da öyle. Fiyatları o kadar çok indirirseniz elbette bir kalabalık ve satış hacmi yakalarsınız ama orada yaşanacak olumsuz olaylar ileride sadece indirimlerde yanınıza aldığınız bir müşteri grubuna sebep olabilir,ki bu da hiç kârlı olmaz.
Kampanyanın en kolayı indirimdir,güzel de womm yaratır ama dikkatli olmak gerekir, MediaMarkt piyasaya yeni girdiği için böyle bir sansasyondan zarardan çok fayda sağlayacak olsa bile bu taktik (eğer taktikse) her zaman işlemez müşteri gelir belki izdiham yaratır, ucuz ürünü alır ve gider.. O kadar...

24 Eylül 2007

Marketingist Notları


Bu gezinin benim açımdan en iyi taraflarından bir tanesi bir önceki yazıda belirttiğim blogcu arkadaşlarla tanışmak oldu, evet blogosferde yazıyoruz bir şeyler yorumlar yapıyoruz ama ne kadar herşey online a dönse de yüzyüze tanışmak ayrı bir güzellik. Niye tanıştım dediğim bir blogcu olmadı marketingistte:)

Ve asıl gidiş amacım olan "Blogging Pazarlamanın Neresinde" Konferansı. Marketingistte benim katıldığım kesinlikle en iyi oturum oldu, hem takip ettiğim bloggerları görürken ve dinlerken aynı zamanda güzel bilgiler de edindiğimi düşünüyorum. Türkiye'de firma bloglarını ne zaman göreceğiz soruma Alper Akcan tarafından verilen "Ne zaman Turkcell blog açarsa Avea Vodafone onu takip eder, Garanti blog açarsa diğer bankalar takip eder" cevabı ise Türk şirketlerinin cesaretini ve yenilikçiliğe bakış açılarınnı gözler önüne serdi. Gaye Ör'ün dediği gibi "Blogging bir cesaret işi" ve bence bu cesareti ilk gösteren firma biz nasıl içerik mükemmel olmasa da uzun zamandır blogosferde olduğu için bir şekilde bazı blogları takip ediyorsak en uzun süre blogosferde olan öncü blog olarak mutlaka takip edilecektir. Faydasını da görecektir. Bu oturumla ilgili yazılar burada, burada ve burada.

Marketingist'te görevlilerin bir çoğu Anadolu üniversitesi öğrencileriydi ve bir de stand açmışlardı. İşletme Bölümünden iki hoca da katılımcı olarak yer aldılar. Gerek ODTÜ gerek Hacettepe'yi düşündüğümde Anadolu Üniversitesini bunun için tebrik etmek lazım bence. Öğrencilerin burada bulunması gerçekten hem okula hem öğrencilere çok önemli bilgi ve tecrğbe katmıştır diye düşünüyorum. Bir de Blog panelinde tanıştığım Marmara Üniversitesi'nden Şule Özmen hocayı da takdir etim. Benim okuduğum iki okuldaki hocaları da düşününce Şule Hoca'nın blogging'i öğrenmek ve derslerinde kullanmak adına burada yer alması da güzel bir olay bence.

Ayrıca Google'ın Pazarlama Direktörü Mustafa İçil'in sunumuna 5 üzerinden 5 puan, Yenibir'in Tıklat-Kazan Sunumuna 4 puan, yarısında bıraktığım RealAge sunumuna 0 puan, Durumsal Zeka ile ilgili PG 'den birisinin katıldığı panele 4 puan,Blind marketing seminerine 3 puan, Serhat Akkılıç'ın seminerine 4,5 puan, Cüneyt X'in seminerine 4 puan ,Selim Tuncer'in moderatör olduğu panele 4,5 puan, Satış noktalarıyla ilgili sunuma 4 puan ve son gün katıldığım Levent Soygür'ün katıldığı panele 4 puan verdim, Sunumların adını tam hatırlayamadığım için bu şekilde yazdım:) Ayrıca etkinlik pazarlaması konulu seminer konuşmacısının gelmemesi de marketingist katılımcıları ve düzenleyicileri açısından olumsuz bir nokta oldu.

Seminer seçimlerimde genellikle isabetli seçim yapmışım bir çok kişiye nazaran iyi buldum ben seminerleri ama reklama dönüşen sunumlar ve konuşmayı bilmeyen konuşmacılardan arındırılmaları gerekiyor yoksa bir kaç kötü seminere rastlayan kişiler çok kötü intibalarla geri dönebilir.

Hoşuma giden bir nokta da tasma olarak adlandırdığım isimliklerin iki gözlü olarak kartvizit koymak için de tasarlanmış olmasıydı. Basit bir iyileştirme ama kesinlikle faydalı.

Ulaşıma gelince Bakırköy'de kaldığım için benim açımdan büyük problem olmadı ama Tüyap kesinlikle dağ başı ve ulaşılması neredeyse imkansız, servis saatlerinin daha sıklaştırılması gerekiyor daha yakın bir yer olsa daha iyi olur tabiiki ama bu konuda bir şey diyemiyorum, umarım ilerde CNR'a falan taşınırlar:)

Fuar alanında özellikle promosyonel ürünler satan firmalar dikkat çekiyordu fakat herkes bir şeyler satmaya odaklanmış bir şekilde olduğu için katılımcılardan ne kadarı faydalandı bilemiyorum. Amaç sadece satacak firmaları oraya götürmek değil aynı zamanda satın alacak firmaları da oraya götürmek olmalı. Firmalar "Evet, ben marketingiste gidersem başarılı istediğim gibi bir tedarikçi- çözüm ortağı bulabilirim" demeli. Yoksa bu şekliyle istenilen iş hacmini yaratmaları biraz zor gibi duruyor.

Fuar alanında gerilla marketing yaptığını iddia eden bir firmanın sadece araç kaplaması yapıp bakın biz gerilla olduk demesi oldukça ilginçti. İnsanlar hakikaten bunu gerilla olarak "yutuyor mu" merak ettim doğrusu.

Sanduz isimli firmanın Kitap Albümü yine ilgimi çeken bir başka uygulama oldu. Neden olmasın denilecek bir uygulama. Bunu yapan bir kaç firma daha vardı galiba ama onları hatırlamıyorum.

Reklam Şekeri ise logolu lolipoplarıyla oldukça ilgi çekiciydi, Joy FM standında sırf logolu lolipop almak için anket dolduranlar, ben dahil:)) baya fazlaydı. Bu arada Cafe Crown'ı da sınırsız kahve ikramı için tebrik ediyorum:)

Kampanyacini standları ise boş vakitlerimi değerlendirmem için iyi oldu:) Fuarda tanıdık bir stand olması iyi bir şey, bir ara standa gelenlere siteyi anlatmak durumunda kaldım ama umarım eksik bilgi vermemişimdir:)

Uzun ve belki briaz dağınık bir yazı oldu ama dört gün için aslında az bile yazdım:) Son gün hediye ettiği grip dışında marketingistten memnun ayrıldım diyebilirim, ama yine de son olarak fuarın ve seminerlerin daha iyileştitirilmesi gerektiğini belirteyim...

Bir de Erenle daha önce tanışıp 125 ytl vermek yerine davetiyeyle gitseydim tam süper olacaktı:)

Öyle işte...


Mola Bittiiii


Marketingist'ten Eren, Göze, Bloglama-Eray ve Otobüs'ün kaptanı Murat ve yolculardan Mine ile tanışmış olarak döndüm, Bu arada seminerine gittiğim Gaye Ör'le aynı otobüsün yolcusu olduğumuzu Murat hatırlattı. sonradan yazılar gelecek tabi ama şimdilik kafamı uzatıp geldim demek istedim:)

18 Eylül 2007

İşin Yoksa Sinemaya Gidelim!!

Biraz önce yenibirden bir mail geldi, her başvuru için sinema bileti kazanma şansı veriyormuş, böylece daha çok başvuru daha aktif bir site hayal ediyorlar galiba. AFM açısından mantıklı bir iş olmuş, çünkü her ne kadar güzel filmler olduğunda sinema için özel vakit ayrılsa da yapacak başka bir iş olmadığında da sinemaya gideriz, yenibiriş içinse şaka gibi bir uygulama olmuş, kimin aklına geldiyse tebrik etmek lazım (!) :) Bir de işi olmayanlar sadece İstanbul'da mı? ankaradaki sinemalarla da anlaşmalıydılar:)

15 Eylül 2007

Marketingist Molası

Yarın Marketingist öncesinde bir kaç günde İstanbul'da fazladan vakit geçirmek için yola çıkıyorum, bir hafta boyunca internet cafeden falan girmezsem yazı olmayacak bloglarımda,üzülmeyin eski yazıları karıştırın bu arada:)

Bu yazı vesilesiyle marketingistin web sitesindeki mail adresinin yanlış olması ve sitenin firefox'ta düzgün çalışmamasının marketingiste yakışmayan belki küçük ama önemli ayrıntılar olduğunu da belirteyim...

Haftaya görüşürüz, bu arada hayırlı Ramazanlar ,iftarda yemeği fazla kaçırmayın:)

14 Eylül 2007

Müşteri Memnuniyeti

Bazen gittiğim yerlerde müşteri ilişkileri vs gibi şeylere dikkat ettiğimde pazarlamacı işletmeci ya da her neyse ona kafayı takmış bir işletme mezunu olduğumu düşünür abartıyor muyum acaba derim.

Bugün iftarı çiçeği burnunda eczacı (:)) bir arkadaşımla yaptım, yemekten sonra hep severek gittiğim Babil Cafe'ye gittik. Önce ben soda aldım (iftarda yenenleri sindirmek gerek:)) arkadaşım Türk kahvesi. Çalışan kız siparişleri getirince ikimizde ayrı ayrı "Teşekkür ederim" dedik. Afiyet olsun gibi bir cevap gelmeyince arkadaşım "Bir daha teşekkür etmeyeceğim" dedi. sonra Çay söyledik ve yine teşekkür ettik, yine bir ses gelmeyince arkadaşım bu sefer "bir daha buraya gelmeyelim" dedi.

Ben mekan araştırmayı sevmediğim için yine de gideceğim Babil'e ama yine de çalışan kızın bir afiyet olsun demesi bir şey kaybettirmezdi ona, ayrıca müşteri memnuniyeti takıntılı işletme mezununun değil tüm bilinçli tüketicilerin sorunuymuş, bir kez daha farkettim:) Öyle İşte:)

Domain üzerinden para kazanmak-Yuh!!

Potansiyel domainleri alıp daha sonra satan bir çok firma var, bunları duyduk zaten. Buna tam örnek olmasa da sex nokta com 12milyon$'a vodka nokta com 3 milyon $'a satılmış.

Ben de reklamfikirleri nokta com u alayım dedim, domain ben bloğu oluşturduktan bir süre sonra alınmıştı, alan kişi blog isminde gelecek görmüş ki hemen bastırmış 9$'ı almış:) mail attım almak isterim ne kadar diye, telaffuz edilen tutar tam 15000$ (!!!!!!!) ben de bunun yerine reklamfikirleri.net'i aldım 7.95$'a:) Ne potansiyelli bir blog ismi bulmuşum da haberim yokmuş, yine de reklamfikirleri nokta com u almak isteyen olursa irtibat bilgilerini verebilirim pazarlıkla 12500$'a çekebiliriz diye düşünüyorum, yok bu da çok derseniz reklamfikirleri.net'i sadece 10000 $'a satabilirim haberiniz olsun:)

Oleyyyy:)

İyi haberlerim var,
Reklam Fikirleri'ne başlayalı 6 ay kadar oldu ve artık reklamfikirleri'nin bir sponsoru var: ) Reklam Yarat yandaki kutucuktan da anlaşılacağı üzere artık reklamfikirleri'nin sponsoru, hem de 6 ay süreyle. Bloğuma olan desteğinden dolayı Reklam Yarat'ın sahibi Mert Bey'e teşekkür ediyorum.

Bu olayın bir başka güzel tarafı ise sloganı Güzel Bloglar İçin Reklam Şebekesi olan ve bir süre önce banner reklamlarda siftah yapan Bloglama'da şebekenin sponsor anlamında siftahı reklamfikirleriyle yapmış olması. Bunun için de hem Eloy'a teklifi götüren kendime, hem de olmaz demeyip reklamyarata teklifi gönderen Eloy'a teşekkür ediyorum:)

Ne güzel değil mi? Bannerlar artsın, sponsorlar artsın, blogcular az da olsa bloglarından para kazanmaya başlasınlar, Türkiye'de artık blogların önemi daha belirgin olsun, kuşlar çiçekler kelebekler falan:)

13 Eylül 2007

TV'den Satış-Her Eve Lazım

TV'den alışveriş yapmadım, yapacağımı da sanmıyorum. TV'den alışveriş yapmam için o gün almaya karar verdiğim daha önce denediğim bir ürün olması şart. Direkt tanıtımlar yoluyla ikna olup TV'de alışveriş yapanları da çok anlamıyorum.

Herneyse efedim biz yazıya geçelim. dün CNNTürk'te Başar Başarır konuktu bir programa, adamın ismi zaten ayrı bir yazı konusu:) Bu amcamız Her Eve Lazım'ın başındaki amca imiş. TV'den satışın hikayesini anlattı:

1975'te bir ABD'de radyocu alacaklarını tahsil edememektedir ve batmak üzeredir. Ona borcu olan adamlardan birine gider ve "Parayı ver çok kötü durumdayı" der. O kişi ise parası olmadığını ancak ve ancak dükkandaki konserve açacaklarının o paraya mukabil verebileceğini söyler. Adam parayı hiç alamamaktansa kabul etmiş. Radyoya döndüğünde haber saati olunca spikere "Haberleri sunduktan soonra reklam arasına gireceğiz ve sen 'heryerde 11$ olan konserve açacaklarını radyomuzdan alırsanız sadece 9$'a diyeceksin" der. Spiker bunu garip bulur ama yine de yapar. Radyo'ya inanılmaz talep gelir 9$lık açacaklar için ve böylece bu sektör ortaya çıkmış olur.

İlginç bir hikaye, bi günde hatta yarım saatte yeni sektör mü ortaya çıkarmış yahu:) Birde başarılı başar başarır amcamız "TV'den ürün satmak için o ürün için bir hikaye yazabilmeliyiz, bir senaryo olmalı yoksa faydaları anlatamayız" dedi. Bu da oldukça mantıklı hkaye yazabilemk ve tüketicinin gözünde o ürünü canlandırabilmek. Ama aklıma ziya kürkütün (her eve lazımdaki erkek oyuncu) bilgisayarı tanıtırken "harddiski-klavyesi-mausu-monitörü herşeyi olan bu bilgisayar sadece şu kadar dolar" dediği aklıma geldi. Bu nasıl bir hikayedir pek sevgili her eve lazımcılar:)

12 Eylül 2007

Günün Bloğu:)

Türkiye'nin Şirket Blogları bloğum bugün blograzzide günün bloğu olarak seçilmiş, ne yalan söyleyim sevindim, günün bloğu seçenlere teşekkürler:) Çok fazla ilgilenemediğim, çok fazla ziyaretçisi olmayan bu blog, blograzzi vesilesiyle şu ana kadar ki en fazla hit sayısına ulaşacak gibi görünüyor şimdiden, böyle şeyler oldukça kendimi yazmaya daha motive ve daha mecbur hissediyorum, akşam bir şirket bloğu daha ekleyeceğim galiba:) Darısı bu bloğun, reklamfikirlerinin ve sizin bloglarınızın başına:)

11 Eylül 2007

Staaaarr Altın Yılındaaaaa

Star'ın yeni yayın dönemi için sloganı "Starın Altın Yılı"
Staaaaaaarrrrr altın yılındaaaaaa müziğini ilk duyduğumda işin açığı yeni yayın dönemi hiç aklıma gelmedi,2007 yılında şu ana kadar yapılanları düşündüm ve ne altını ne yılı dedim. Yeni yayın yılı programlarını sırayla gösterirken dinlediğimde ise uzun bir "haaaaaaaa yeni yayın dönemini kastediyorlarmış" dedim.
Her ne kadar birçok kişinin umrunda olmasa ve seneye kimsenin aklına gelmeyecek olsa da bu tanıtım sürecinde bir çok kişinin öncelikle benim gibi yıl deyince yeni yayın dönemi yerine 2007yi anladığını düşünüyorum bu sadece bir içgüdü tabi yoksa kimseyle konuşmuşluğum yok.
Diyelimki çoğunluk benim gibi değil de doğru anladı mesajı, star kendi programlarına inanması normal tabi ama eğer bu altın yılındaaaaaaaa şarkısı haziran 2008e kadar devam ederse (aslında devam etmese bile) 2008 Eylül'de ne diyecekler "platin yılında" mı? yoksa "yine yeşillendi fındık dalları" der gibi "hala altın sarısı bizim star" mı?
Sözün özü sevmedim bu sloganı,başka bir şey olmalıydı altın ve yıl birlikte olmamalıydı bence bilmem siz ne dersiniz?

09 Eylül 2007

Marka Olursanız


Yedigün satılan yerin menüsünde bile Fanta olarak yerinizi alırsınız:)

08 Eylül 2007

Milli Maç-Ülker-KanalTürk vs...

Bugün Malta-Türkiye maçı var, Milli Takımlar Ana Sponsoru Ülker de bu vesileyle bir reklam çekmiş. Çok güzel bir reklam olmuş bence, olaya farklı bir açıdan bakış ve duygusallık.

Gelelim bu yazıyı yazma sebebime. Bu reklamı bu sabah ilk defa gördüm, üstelik KanalTürk'te!! Hemen reklam kuşağı başlamadan önce yayınlandı yani (tahminimce) en pahalı olan kısım.
KanalTürk ve Ülker! Siz ne kadar bağdaştırabiliyorsunuz sorusu açık bir abesle iştigal olur herhalde.
Ben tüketimimde pkk ile ilişkili bir firma olmadığı sürece çok fazla takılmıyorum üretici firmaların görüşlerine- gerçi pkk için bir örnek de yok şu anda aklımda. Ülker'i de protesto eden bir çok kişi var "yeşil sermaye" olduğu için. Aslında bir duruş sahibi olmak güzel, fakat... Üstlere bakınca sen istediğin kadar Ülker'i yeşil diye ya da Coca Cola'yı Anadolu Holding Efes'i üretiyor diye protesto et (Böyle bir kişiyle karşılaşmadım ama Cola Turka tüketicisinin bir çoğunu bu kategoriye sokabiliriz herhalde) işin içine menfaatler girince hiç kimse yeşil kırmızı dinlemiyor. Parayı veriyorsun ve Ülker reklamları anında KanalTürk'te yayınlanıyor, sen "benim duruşum var" desen de "Bu işler böyle yürüyor" ve sen Ülker'i protesto ederken Sabri Ülker ve Tuncay Özkan aynı masada yemek yiyor,anlaşma yapıyor tek fark ise birisi Kavaklıdere içiyor öbürü Cola Turka...

06 Eylül 2007

Bir Şikayet Macerası-Boyner Zaferi:)

Bir kaç gün önce bir hışımla ankamall'den gelip Boyner'de müşteri memnuniyeti nedir bilmeyen bir mağaza müdür yardımcısına olan sinirimi dindirmek için olayı şikayetvar,şikayetim ve boynerin sitelerinde şikayet olarak yayınlamış duramamış bu blogda yazmış duramamış yakında değineceğim Türk usulü digg sitelerinden oyyla'ya koymuş ve en son olarak pazarlama cadısının önerisiyle cembernet'te bir forum'da yayınlamıştım. Demek ki bayağı sinirlenmişim:)

Ve gelişmeler:
Pazartesi günü Boyner'den aradılar, Hüseyin Bey o günkü kayıtları inceliyoruz dediler ve bugün tekrar arayıp bulduk ilgili faturayı gelin değiştirin dediler. gittim bu sefer de fatura noyu yanlış vermişler müşteri hizmetlerine tenis topu çıktı ekranda,Allah'tan biraz aradıktan sonra doğru numarayı bulup değişim faturasını verdiler. Peki bu zafer beni Boyner'e yakınlaştırdı mı? Aslında sinirim hafifledi ama bu yaşadıklarımın bir daha yaşanmayacağı anlamına gelmediği için bir süre daha Boyneri boykot etmeye kararlıyım gerçi değişim faturasının üstüne bir miktar daha vererek cirolarını artırdım ama değişim tutarıyla aynı tutarı tutturmak zor olduğu için bu zaafımı hoşgörün:)

Sözün özü şu ana kadar şikayet var sitesinde 4 şikayet yayınladım hepsi çözüme ulaştı, boyner zaferinde işi abarttığım için hangisinin etkili olduğunu bilmiyorum:) Ama siz siz olun firmalar bir şeyi illa diretmeye çalıştığında şikayet etmeye erinmeyin, mutlaka sonuca ulaşırsınız demiyorum ama yeterince azimli olursanız başarı oranınız da o derece artar.
Viva Müşteri Menuniyeti,Viva Şikayet!!:)

Bumerang

Bumerang'ı seviyorum, Hürriyet'in bu uygulamasında bloğunuza ya da sitenize bumerang widgetları koyuyorsunuz bunun karşılığında da tıklama sayısı çarpı üç metin reklam gösterimi hediye ediyor. Şimdi promosyon dönemi olduğu için hiç tıklama olmasa da 6000 gösterim kafadan hediye ediyorlar. Bu blogda ve reklamfikirlerinde gördüğünüz Vizyondaki filmler widgetları bumerang için yerleştirdiğim linkler. Vizyondaki filmler dışında son dakika haberleri ve yazarlar gibi çeşitli bannerlar da mevcut.

Bnf'ye zaman zaman reklamfikirlerine çoğu zaman bumerang yoluyla ziyaretçiler geliyor. Hürriyet anasayfada en popüler bumerangcılar diye bir kutucuk eklendikten sonra bu listeye giren reklamfikirleri daha çok ziyartetçi çekmeye başladı, bugün de anasayfada binlerce teşekkür diyerek bumerangcılara teşekkür etmişler ve en popüler bumerangcıları yazmışlar. Reklamfikirleri'nin de 3000 site arasından bu listeye girmesi mutlu etti beni hem yine ziyaretçi sayımın artmasına yaradı. Siz de bumerang'a üye olun derim. 6000 bonus 31 aralığa kadar sürüyor. Bir çok blog tasarımına uygun widget var sizin tasarımınız için de bulursunuz bir tane. Ben de bumerang'a teşekkürümü böylece iletmiş olayım ayrıca Hürriyet'i de kutlayayım oldukça mantıklı bu iş için:)

Güncelleme: Tahmin ediyorum bu tanıtıcı yazım üzerine linkler kısmına bu blogda eklenmiş, daha çok mutlu oldum ve bumerangı daha çok seviyorum:)

05 Eylül 2007

Barda-Efes vs...

TV programlarında ilgili ilgisiz bütün marka isimlerini ve logolarını salakça kapatmaya başladıklarından beri programlardaki ürün yerleştirme uygulamaları daha çok dikkatimi çekmeye başladı.

Dün Barda'yı seyrettim. Oldukça sert bir film, en az Gemide kadar küfür var içinde ama küfürlere çok takılmıyorsunuz. Olayın gerçek bir hikayeden esinlenmiş olması da daha bir ürkütücü. hikayeyi şimdi okudum tüylerim diken diken oldu.

Neyse zor da olsa esas yazma amacıma geleyim. Filmin ismi Barda olunca haliyle bir içki firmasının sponsro olması kaçınılmaz olmuş. filmin sert olmayan ilk yarım saatinde ve sonraki bira sahnelerinde sürekli bir efes bardağı var. Efes bundan başka hangi filme ürün yerleştireceğiz diye düşünmüş olmalı. Ama ilk yarım saatten sonra öyle sahneler oluyor ki, hiçkimsenin umrunda olmaz efes, mefes ve filmin sonunda izleyicinin bilinç altına Efes'ten ziyade filmdeki sahneler yerleşir. Gereksiz olmuş, hatta Efes için kötü bir uygulama olmuş bile diyebilirim.

04 Eylül 2007

Son Çare


Balgat'ta bir köfteci-isim: son çare köftecisi, yiyecek hiçbirşey bulamazsınız son çare bize gelin, bir ihtimal beğenirsiniz:)

Farklı Bir Kaplumbağa Türü:)

Deniz kabuğununu altındaki o küçük yeşil şey bi su kaplumbağasının kafası:) Hoşuma gitti çektim, hediyelik eşyalar satan biri olsaydım böyle değişik bir kaplumbağa tasarlar satardım, deniz kabuğu kolay kafa ve bacaklar içinde alçıyla bir şeyler yapılır işlem tamam:) Öyle işte:)

02 Eylül 2007

Mitsubishi Fuso Canter Onun Adı- Eeee??

Radyoda bir mitsubishi kamyon reklamı duydum, reklamda tok sesli bir abimiz
"Mitsubishi Fuso Canter onun adı
Boşuna koymadık ona biz bu adı"
diye başlıyor ve ne kadar süper bir kamyon olduğundan bahseden bir şeyler söylüyor.
Falım sakız kafiyeleri tadında bir şiir oluşturulmuş, bilmiyorum belki kamyoncular etkileniyordur ama kafama takılan bir şey var. Fuso Canter deyince kimin aklında nasıl bir çağrışım olur ki onlar "boşa koymamış olsunlar bu adı?" Belki kamyonculuk raconunda fuso canterin derin anlamları vardır, ama kafiye buldum deyip reklamcının müşteriye tabiri caizse kakaladığı bir iş gibi geldi...
Fuso Canter size ne çağrışım yaptırıyor???

Fawori: Boya Tamam da Parke Nerden Çıktı???

Bugün Yüksel'in salonu boyadık, artık ne kadara boyama denirse:) Ben de günün anlam ve önemine dair bir süredir aklımda olan bir şeyi bu vesileyle paylaşmak istedim:)
TV'lerde dönen Fawori reklamını görmüşsünüzdür, reklamı son bir kaç saniyesine kadar başarılı buluyorum ama son anda o bastığınız parkeleri de biz üretiyoruz diyor ya, tamam espri yapmak adına böyle bir metin kullanılmış olabilir ama... Fawori gerçekten parke üretiyor mu bilmiyorum, üretiyorsa markasını ve özelliklerini de bilmiyorum, Türkiye'de bu konuda bir marka varsa bile faworinin midir değil midir bilen kaç kişi vardır o da ayrı bir konu. Espri yapayım derken birden parkeye dönüyor odak, peki boya ve parke ne kadar örtüşüyor? Müteahhitler için belki ama benim için bir anlam ifade etmiyor, meslek olarak boyacılık ve parkecilik yapanları da o kadar ilgilendirdiğini sanmıyorum..

O halde ne güzel mesajını vermişken fazladan ve benim alakasız olduğunu düşündüğüm bir mesaj daha vererek niye konuyu dağıtıyor bu fawori anlamadım:)

Bahsettiğim reklamı bulamadım ama aşağıdaki reklam hatırlatır galiba:

Boyner'den Hediye Almak

Bir yakınınız Boyner'den bir gömlek hediye eder, bedeni küçük gelir değiştirmeye gidersiniz paketin içinden çıkan karttaki bilgiler girildiğinde hediye değiştirme kartının 2,5 YTL tutarındaki bir çift çorap için olduğu bu yüzden gömleğin aynı fiyatta aynı modelde fakat daha büyük beden olanla değiştirilemeyeceği söylenir.

Boyner'e göre çorap için hediye değiştirme kartı almak oldukça normaldir ve bu hatanın hediye verenden kaynaklı olduğunu hediye verenin paketin içine yanlış hediye değiştirme kartını koyduğunu iddia eder. Kendileri kesinlikle suçlu değildir. Siz birisine hediye aldıysanız hediye değiştirme kartıyla faturadaki numarayla karttaki numarayı mutlaka karşılaştırmak zorundasınızdır. Bu durumda yapmanız gereken şey ise hediyeyi vereni arayıp faturanın seri numarasını istemektir. Boyner mağaza müdür yardımcısı "hediye kartı koyduysa arayın sorun ne olacak" diyecek kadar pişkindir.

Sinirlenirsiniz biraz olsun sempati duyduğunuz boyner "büyük(!)" mağazacılık a.ş. bitmiştir artık. bir hışımla eve gelirsiniz sikayetvar.com ve sikayetim.com sitelerine şikayetinizi yollarsınız ve cevap beklemeye başlarsınız, cevap vereceklerinden de şüphelisinizdir ama olsun.Üstüne bloğunuza da yazarsınız ki okurlar da boynerden hediye alırken boynere girerken iki kere düşünsünler, müşteri destek birimi vardır ama mantık yoktur siz sorununuz olduğunda değil sadece parayı verip giderseniz değerli müşterisinizdir.

Siz de gitmeyin, boşverin boynerde satılanlar zaten bütün mağazalarda var, değerli olduğunuzu hissettiğiniz bir yer seçin...

01 Eylül 2007

bnf yeniliklere hala doymuyor:)

Malum bloglar yorumlarla besleniyor, en azından ben bloğa yorum yapıldıkça veya reader sayısı arttıkça kendimi blog yazmak için daha motive buluyorum hatta yazmak zorunda hissediyorum. Bu durumda blog yorumcularına bir teşekkür olarak kendi bloglama sistemimi geliştirdim. Ortada algoritma falan yok, yorum sayısının gün sayısına oranı ve daha sonra küsüratları kafama göre düzenleyerek bir sonraki ay boyunca yorum sayısıyla orantılı olarak tepede banner reklamı yapmaya karar verdim.

Ağustos ayı verileri aşağıdaki gibi. En fazla yorumu bıraka Eren'e kocaman bir alkış:) Umarım bu sistemi seversiniz ve daha görünür olarak yayınlanan blog reklamınız bloğunuza bir tane de olsa fazladan okuyucu kazandırır. Eren için ilk bannerı ben hazırladım ama farklı birşeyler isterseniz onu da gönderebilirsiniz. Şu anda sadece bnf'de reklamfikirleri için de yapmayı düşünüyorum ama orda bloglama bannerı olduğu için farklı bir çözüm bulmam gerekecek. İyi bloglamalar...