Pages

30 Ekim 2007

Reklamlaaaarrrrrr

Vakti zamanında Azeri bir arkadaşım Azerbaycan'da programı yapan adamın hapse girmesiyle sonuçlandığını söylediği şöyle bir olay anlatmıştı,yanlış bir olaysa günahı onun boynuna:) ama ben baya eğlenmiştim dinlerken:

Azerbaycan'da olacak o kadar tarzı bir programdaki parodide televizyonu bozulan birisi tamirciyi çağırır. Tamirci gelir ve biraz kurcaladıktan sonra televizonu götürmesi gerektiğini söyler. Bunun üzerine ev sahibi "Biz tv gelene kadar ne yapacağız" deyince tamirci bir Haydar Aliyev portresini TV sehpasına koyarak "O zamana kadar AzTV (Azerbaycan Devlet Televizyonu) seyredin siz de" der. Tabi bunu kaldıramayan aliyev yönetimi parodiyi yapan adamı bir günlüğüne sembolik de olsa hapse atar.

Gelelim yazının esasına. Yukardaki fotoğrafı Ankara Metro'da çektim. Hangi akıllının işiyse pek bi teknolojik monitörlerin ekranını söküp içine a4 kağıtla o yazıyı yerleştirmiş. Bir çoğumuzun kullandığı "reklam arasında dizi seyrediyoruz olayı" yavaş yavaş yukardaki aliyev örneğine dönecek ve sonunda TVler ekranı açılıp içine sadece "Bu bir Reklamdır" yazılmış bir kutudan farksız hale gelecek gibi duruyor. Kısa vadede TVler kar elde etseler bile uzun vadede TV'yi çöpe çevirdikleri için kendi kazdıkları kuyuya düşeceklerdir umarım:) Ve yine umarım RTÜK'ün şu haberde belirtilen gibi uygulamaları artar da TV'ler şöyle bir rahat nefes alır...

Bu Bir Laz Dizisidir!!

Star'da yeni bir dizi başladı "Tatlı Bela Fadime" diye. Oyuncu kadrosu oldukça iyi: Nehir Erdoğan,Füsun Demirel,Cezmi Baskın,Ali İpin,Arif Erkin,Nazlı Tosunoğlu. Bu isimler starın sitesindeki listeden benim dizi oyuncusu olarak beğendiğim kişiler ve başka kaç dizide ana rolde veya yan rollerde bu kadar isim görürüm bilmiyorum. Senaryoyu az biraz bilmekle birlikte fazla iyi oyuncunun olmadığı ülkemizde bu isimler bir bölüm olsun seyretmem için yeterli, devamını izlemem için senaryo devreye giriyor.



Fakat dizi yapımcıları "Bu bir laz dizisidir" demek için gereksiz yere sonuna bir Fadime eklemişler. Sen diziyi çek, senaryon iyi olsun, oyuncuların iyi olsun reyting alırsın zaten. Her taraf dizi kaynıyor diyerek böyle bir pazarlama/ilgi çekme taktiği uygulamayı uygun görmüş de olabilirler ama bana fazla itici geldi. Pazarlamada isim önemlidir, kabul ediyorum ama böyle sonuna fadime koyarak başarılı bir isim bulduklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar bence. Resemn ucuza kaçmışlar ve isim için uğraşmamışlar.

Cık, beğenmedim...

29 Ekim 2007

Yarım reklam

Fotoğraf çok net değil ama açıklamaya çalışayım:

Bahçelievler'de metro çalışmasının olduğu yer güvenlik amacıyla brandayla kapatılmış vaziyette ama o çalışmadan önce oraya yerleştirilen reklam panoları hiç boş kalmadı. Ben hangi açıdan bakarsam bakayım bir türlü bilboardu tam olarak göremiyorum. Merak ettiğim şey acaba bu panoları kiralayanlar ücretin tamamını mı istiyor yoksa bir kısmını mı? Acaba oradan önemli miktarda kişi geçtiği için reklamverenler "herşeye rağmen" orada yer almak mı istiyor?

Şu açıdan bakarsak olay daha netleşecek, gazeteye tam sayfa reklam veriyorsunuz ama teknik sorunlardan dolayı reklamın sadece bir kısmı görünüyor, gazetenin tirajı yüksek diye yarım da olsa o reklam yayınlanır mı?

Ne zaman ordan geçsem aklıma bu takılıyor:)

27 Ekim 2007

Blogda Olumsuz Yorumlar

Blog yazıyorsak hem olumsuz hem olumlu yorumlar olacağını bilerek yazmalıyız, sadece olumlu yorumları yayınlayarak pohpohlanarak egomuzu tatmin etmek için yazmak blogculuğun ruhuna uygun değildir. Blogculuğun ruhunu bırakalım olumsuz yorum hakaret içermedikçe hiçbir ruha uygun değildir.

Peki bunu niye yazdım. Bir kaç gün önce dünyanın ilk t-shirt üzerinde blog reklamı olduğunu iddia eden şu yazıya, o uygulamanın zaten alexa üzerinde reklamı yapılan bir şey olduğunu ve başlığı abartarak yazdığını belirttiğim bir yorum yazdım ama blog sahibi yayınlamadı. Bir iki gün sonra bu kez anonim olarak süper uygulama olmuş yazdım. Bu olumlu yorumun yayınlandığını bugün baktığım bloglardan birinde linki görüp tıklayınca farketttim . Benim olumsuz yorumumu yayınlamak yerine blog sahibi başlığı Türkiye'nin diye değiştirmeyi tercih etmiş..

Belirttiğim bloğa özel bir eleştiri değil bu ama yine de olumsuz eleştiriyi kaldıramayanlar blog yazmasınlar,ya da bloglarını yoruma kapatsınlar, ya da halka açık değil davetli blog yapsınlar...

25 Ekim 2007

Blog Hürriyet

Bugün Hürriyet'in internet sitesinde şu haberdeki gibi bazı haberlerin içinde çeşitli kelimelere o kelimeyle ilgili linkler verildiğini gördüm. Daha önce kocaman şu linke tıklayınız yazıları hariç böyle bir uygulama görmemiştim. Blogların tabiatında olan link uygulamasını hayata geçiren Hürriyet'i tebrik ederim. Diğer sitelere değil yine Hürriyet'e olan bir link olsa da hoşuma gitti. Ufak ama önemli bir ayrıntı gibi geldi bana...

23 Ekim 2007

Sırf PR yaptım demek için PR yapmak-Shell

Bugün Shell'in sitesine girdim. Anasayfadaki duyuruların yanı sıra basın bültenlerinde ne varmış diye bir baktım. Dün iki tane daha haber göndermişler basın bülteni olarak. Birisi yeni bir ürünle ilgili birisi de poromosyon duyurusu.

Bu duyuruların haber değerini sorgulamıyorum ama geçtiğimiz hafta sonu çok önemli bir olay oldu Shell açısından. Ve bu olayı Shell Türkiye çok önemsememişe benziyor ya da en temiz Türkçe ile yazmak için biraz daha süre geçmesini bekliyor.

Raikkonen imkansız bir şeyi, biraz da Hamilton'un son üç yarıştaki beklenmeyen kötü performansının etkisiyle, başardı ve pilotlar klasmanında geçen hafta sonundaki Brezilya GP sonunda Formula 1 şampiyonu oldu. Yarıştan sonraki Basın toplantısında da hem Raikkonen hem Massa sponsorlarına yıl boyu olan işbirliği için teşekkür ederken pilotların,daha doğrusu Massa'nın, kendiliğinden isim olarak telaffuz ettiği tek sponsor Shell oldu sonra bir soru üzerine Bridgestone'a da teşekkür etti Massa. Ferrari daha önce Mc Laren'in cezasıyla takımlar klasmanında da şampiyonluğu garantilemişti.




F1'de bir takımın sponsoru oluyorsun, bu takım hem pilotlar klasmanında hem markalar klasmanında şampiyon oluyor ve sen hala filipsin ampullerinden bahsediyorsun. PR'cı değilim ama yine de Formula deyince annem bile çok önemli bir şey heralde derken neyi bekliyor bu shell anlamadım, anlayan varsa açıklasın bi zahmet:)

Bir de ordaki 0800 lü numarayı arayıp 5 dakika boyunca "tüm operatörlerimiz diğer müşteriler le bıdı bıdı" deyince kapattım. Sonra diğer numarayı arayıp aynı sistemde 3 dakika bekleyince nihayet biri açtı ve başka bir numara verdi 3. numaradan ulaşabildim istediğim kişiye. Anlamadım bu nasıl iş web sitesinde müşteri hizmetleri numarası veriyorsun sonra arayınca ve zor güç ulaşınca aslında müşteri hizmetleri numarası bu diye başka bir numara veriyorsun. Bunu da anlayan varsa bunu da açıklayın bir zahmet:)

22 Ekim 2007

Sonsuza Kadar- İtirazı Olan?

İlk defa 1998'de Cumhuriyet'in 75. yılı kutlamlarında aşağıdaki logo benzeri bayrak karşımıza çıktı, resim öğretmeninin itinayla lisenin giriş kapısının üstüne bu logoyu yaptığını hatırlıyorum. Sonraki yıllarda da tüm Türkiye çapında olmasa da birer birer artırarak aynı bayrak çeşitli yerlerde kullanıldı. Geçen gün Ostim Endüstri Meslek Lisesi girişinde bu logoların en güzel uyarlamasını gördüm fotoğrafını çekemedim ama fotoşopta bir benzerini yaptım. Bayrağın üzerinde 75-80-90-100 yazmıyor "Sonsuza Kadar" yazıyor. Özellikle bugünlerde daha da anlam kazanan bir uygulama olmuş. Doğrusu çok beğendim. Lise Müdürünü ya da her kim akıl ettiyse onu tebrik ediyorum...

21 Ekim 2007

Ne demeli??


Bu vesikalık fotoğrafı Doğan Haber Ajansı bulmuştur, izinsiz kullanmayın sakın, gerçi kullansanız bile biz oraya eşşek kadar DHA yazdık mecbur reklamımızı yapıp ne büyük ajans olduğumuzu göreceksiniz!!! Biz zaten bütün fotoğraflara koyarız damgamızı yoksa bu olaydan bile bir çıkar/bir fayda/bir reklam/bir halt beklediğimizden değil!!!


Afferin...

.


Söylenecek pek bir şey yok aslında
Bugün şehit olan -şimdilik-12 askere Allah rahmet eylesin, umarım yaralılar da bir an önce iyileşirler bu sayı artmadan...
Umarım gerekli operasyonlar bir an önce yapılır ve teröristler layık olduğu cehenneme bir an önce giderler...

Terörle Mücadele Kahramanları'na Destek Kampanyası'na katılmak isteyenler:

Turkcell ve Avea kullanıcıları 5 YTL bağış için, DESTEK yazarak, 5610'a mesaj gönderin.

Vodafone kullanıcıları, 5 YTL bağış için, DESTEK yazarak, 5630'a mesaj gönderin.

20 Ekim 2007

Minik Defne Uyusun da Büyüsüüüüünnnn

Bugün ablamlara gittim, dayı olmak güzel bir şey tabi, ziyaretler ister istemez sıklaşıyor:) Ablam "Defne'nin ninnisi var dayısı" deyince anlamadım, bilgisayarı açtı başladık dinlemeye, on kere falan dinlemişizdir herhalde:) Ben "Defne'ye özel" bu ninniyi tesadüfen bulmuşlardır zannetmiştim hatta ablam defne için özel yaptırdık özel deyince inanmadım dersem yalan olur:)


Meğer Aytaç Ailemi Seviyorum isminde bir Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi başlatmış. Bu doğrultuda oluşturduğu sitede sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme üzerine temel bilgilerin yanı sıra bir de ninni bölümü açmışlar. Bu bölümde bütün isimler için sadece isim değişmek üzere Meyra bir ninni seslendirmiş (Son seslendirmeyi yaparken 1000. kez aynı ninniyi söylemekten ne hale gelmiştir kimbilir:)) "Minik Defne Uyusun da Büyüsüüüüünnnn" de ninninin başlangıcı bu arada.


Gerçekten hayran kaldım uygulamaya, ailemi seviyorum çok yaratıcı olmasa da gerçekten markaya da okuyanlara da fayda getirecek bir site olmuş, ninni bölümü ise gerçekten Aytaç ile tüketicinin arasında duygusal bir bağ oluşması için mükemmel bir proje olmuş.

Aytaç'a kocaman bir alkış:) Şimdi eve geldim defne yok ama onun yerine ninniyi tekrar indirdim hala dinliyorum:)

Go to the shops! --> OK Master!

Şu adresteki karikatür acaba ne kadar gerçeği yansıtıyor acaba? Bu akşam TV'yi yarım saat kadar seyrettim ve haftasonu alışveriş yapmayı şimdilik düşünmüyorum. Gerçi bu konuda sadece kendimin yeterince gerçekçi bir örneklem oluşturmadığının farkındayım ama yine de düşündürüyor. Çevremde artık TV seyretmiyorum ya da sadece dizileri seyrediyorum ya da indirip/serisini bulup bilgisayarda lost vs seyrediyorum diyenlerin sayısı gittikçe artıyor. Bu tip TV seyretmeyen insanların sayısı Türkiye'de şimdilik 1 milyonu geçmez bile düşünüyorum, acaba ilerde yukarıdaki karikatürün tamamen geçersiz olacağı bir gün olacak mı diye merak ettim şimdi...

19 Ekim 2007

reklamcı vs. müşteri


-Seni tanıyorum
-Hayır, beni seviyor gibi görünüp aslında sevmiyorsun
-Bütün özelliklerini sayabilirim!
-......

18 Ekim 2007

Etkinlik Bloğu

Bugün Çıplak Sohbetler kitabında Bloomberg isimli bir blog uzmanı amcamızın "Pazarlamacılar, reklam kampanyası süresince yayın yapacak kısa süreli bloglarda geliştireceklerdir." sözü dikkatimi çekti. Tam bilmiyorum ama galiba Penti vakti zamanında Hepsi grubu ile anlaşması varken böyle bir blog oluşturmuş.
Şimdi hangi firmalar için böyle belirli bir süre için geçerli bir blog uygun olur diye düşündüm ve aklıma Rock'n Coke geldi. Marketingist'te Coca Cola pazarlama yöneticilerinden Levent Soygür bir sonraki Rock'n Coke hazırlıklarının organizasyondan 3 hafta sonra başladığını söylemişti. Belk hazırlıklar başlar naşlamaz olmaz ama organizasyon tanıtımlarının başladığı Mart (atıyorum bu tarihi tam bilmiyorum aslında:)) ayından organizasyona kadar bir Rock'n Coke bloğu açılsa güzel olur diye düşündüm. Hem tanıtım sürecine katkısı olması açısından hem de seçilecek gruplarda organizasyon katılımcıarının tercihlerini ön plana çıkarmak için uygun bir platform olur bence Rock'n Coke bloğu.
Gerçi Türkiye'de firmalar blog oluşturmay çok gönüllü görünmüyor ama ben yine de sorayım:) Sizin aklınıza gelen böyle bir organizasyon bloğu önerisi varmı?

Beni Seç!

Tüm markalar beni seç diyor ama bu reklam ayrı bi hoşuma gitti, kimbilir belki de lisanstan sonra hatrı sayılır sayıda cv yolladığım ve önümüzdeki yıl tekrar yollamayı planladığım içindir:)

17 Ekim 2007

7 Kocalı Hürmüz

Bütün sektörlerde markalar çoğaldıkça "lovemark"a sahip olmak da eğer varsa bu aşka sadık kalmak da gittikçe zorlaşıyor. Evimizde tek bir markanın ürünün olması gıdadan elektroniğe bütün kategoriler için imkansız bir hale geliyor biz de 7 kocalı hürmüze dönüyoruz.

Bu aralar iki mobilya firmasının sloganı dikkatimi çekiyor. Birisi Yağmur, bir diğeri Mondi. Sloganları da benziyor kalpleri de... Yağmur sloganı daha önce vardı diye hatırlıyorum. Linklerden reklamları seyredebilirsiniz, sloganlar aşağıdaki resimde.

Sırada ne var merak ediyorum:
Yağmura Tutulacaksınız
Mondi Kalbim Seni Sevdi
Bi İpek var bayılıyorum ona
Kelebek sana aşığım
İstikbale tapıyorum
Cıvıtmamak lazım deyip daha fazla uzatmıyorum ama tamam sevgi aşk üzerine konumlandırabilir firmalar markalarını ama bu kadarı da fazla değil mi ürün aynı (öz ürün olarak) iken bu yapılır mı? Ayıptır yahu:)

Başta aynı sektörde bir milyon tane firma var demiştim ama bir başka açıdan bakmak için şu yazıya da bir göz atmanızı tavsiye ediyorum. O da doğru söylüyor aslında:)

16 Ekim 2007

Üniversite Tanıtımı - Berkeley ve Biz Türkler

Şurdaki habere göre Berkeley Üniversitesi artık dersleri Youtube'e koymaya başlamış. Bunun da ilk defa kendileri tarafından yapıldığını söyleyerek övünüyorlarmış. Ben youtube'den çok spesifik özel ilgim olan bir şey olmazsa ders/seminer falan seyretmem, seyredecek kişi sayısı da ayrı bir merak konusudur ama denemekten zarar gelmez bu yüzden berkeleyi de tebrik etmek lazım.


Gelelim konunun Türkiye ayağına. ÖSS'den sonra sınava giren her öğrenciye uygun bir broşür mutlaka vardır. Gel burs verelim denilen öğrenciden tutun da sınavı kazanamadın mı sibirya'da sınavsız okul imkanı diyenlere kadar çeşitli seçeneklerden biri mutlaka uyar öss gazisine. Ama bütün broşürler bütün yazılanlar sosyal genç insanlar, çimler, akademik kadronun mükemmelliği, verilen bursların türleri anlatım olarak hep birbirine benzer. O yüzden bu direkt adrese gönderilen broşürler reklamlar vs çoğu çöp harcamadır kanımca.
Bildiğim kadarıyla internet sitelerinde de bir şey bulunmaz bizim üniversitelerin. Kocaman bir ÖSS'ye yeni girenler tıklasın linki bulunur ve o linkte de pek bir şey yazmaz ağustos'un 38inde üniversite tanıtım günümüz bıdı bıdı der o tek sayfalık linkte....


Bence üniversiteler de artık berkeley gibi internet yoluyla yenilikler denemelidir. Örneğin ODTÜ tanıtım sayfasında Bahar Şenliği'nin , İşletme Topluluğu'nun, Robot Topluluğu'nun, IEEE'nin, Türk Halk Bilimleri Topluluğu'nun, Su Altı Topluluğu'nun ve diğer 80 küsur topluluğun etkinliklerinin videoları konmalıdır tanıtım sayfasına. Bununla birlikte Berkeley gibi eğer dünyaca ünlü bir hoca ders veriyorsa onun dersinden kesitler ya da her bölüm için çeşitli derslerden kesitler konulmalıdır. Bu ÖSS adayına okul hakkında daha iyi bilgi verecek ve onu daha çok heyecanlandıracak daha çok ilgisini çekecektir. Okulun da tanınırlığı ve tercih edilme ihtimali de böylece artacaktır. Bunu iyi şekilde kullanan tüm üniversiteler için söylediklerim geçerlidir. Belki bir duyan olur da çalışmalar başlar, benden söylemesi:)

!?*^5

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Belmek diye ağırlıklı olarak ev hanımlarına yönelik düzenlediği kursları vardır. Her ilçede çeşitli sayıda bulunur bunlardan. Çankaya'da 14 taneymiş.
Annem iki yıl önce gitmişti bu yıl tekrar gitmek istedi ama taşındığımız için eve yakın olan şubeleri nerde tam bilmiyoruz. Internet'ten aradım bir liste çıktı ama bize yakın olanların telefonu yok, adres yazıyor ama tam olarak nasıl gidilir öğrenmek için annem telefonu olan bir şubeyi arayıp sordu Balgat şubesinin numarası ne diye. Ordaki görevli biz veremeyiz siz kızılaydaki koordinasyon merkezini arayın demiş. Orayı aradığında ise telefona çıkan kız "Ben veremem numarayı şu anda yöneticimiz bir toplantıda bir süre sonra arayın o versin numarayı" demiş. CIA mübarek!!

Bu durumuda gerizekalı olan santrale koydukları görevliler midir, yöneticiler midir, i.m.g midir yoksa ben miyim? Böyle bir yönetim ve organizasyon anlayışı nasıl olabiliyor??????

Turizm-Pazarlama-Hikayeler

Okudum mu, duydum mu yoksa rüyamda mı gördüm bilmiyorum ama şöyle bir şey hatırlıyorum. Birisi vakti zamanında şöyle demişti:
"Avrupa'ya gittiğinizde her yere bir hikaye uydurmuşlar, yok burda şu olmuş, şuraya gidersen bu oluyormuş, şunu yaparsan zengin olurmuşsun vs..Aslında hiç bir şey olmasa da adamlar bu hikayeler sayesinde en dandik yerlere bile turist çekiyorlar, bizde her bir şey olmasına rağmen pazarlamasını bilemiyoruz, biz de hikaye bile yok doğru dürüst"


Biraz önce Bora Bilgin'in hastalardan öğrendiklerim bloğunda Mırra ile ilgili
-Mırra içen batılı turistlerin ballandırarak anlattıkları fincanı yere bırakırsan altınla doldurma, evlendirme hikayelerinin gerçek olup olmadığını sordum.
-Yok abi öyle şeyler”
dedi
-Üst üste iki fincan içilmesi şartmış, öyle mi?” dedim
-Yok abi yok, isteyen bir içer, isteyen üç”
dedi.
kısmı dikkatimi çekti. Gerçekten de vakti zamanında bende fincanı bırkatığım için bahşiş bıraktım arkadaşımın bırakmasını da keyifle izledim. Ve güzel bir anı olarak kaldı bu bizde. O hikaye gerçek değil miymiş? Ben güzel vakit geçirdikten sonra kimin umrunda!

Evet evet hikayeler oluşmalı ve çoğalmalı bu şekilde hem yerli hem yabancı turist sayısı artacak bir çok yer olacaktır Türkiye'de... Ama bu hikayeler bir yazara havale edilip PR marifetiyle yapılmamalı gizli bir womm efsanesine dönüşmeli. Bu vakitten sonra o nasıl yapılır pek bir şey gelmiyor aklıma şu anda maalesef...

15 Ekim 2007

Bugün Öğretmen Oldum Ben!!

Turkcell'in yeni kardelen reklamını ilk seyrettiğimde ilk 15 saniye hiç bir etki uyandırmadı bende, belki kalpsizce gelebilir ama "eee hayalini yazıyorsun da ne oluyor?" tarzı düşünceler geçti kafamdan. Çünkü sosyal sorumluluk projesi de olsa bu en nihayetinde bir reklamdı ve reklamların güvenilirliği de sorgulanır vaziyette, sorgulamasan da herkes ben mükemmelim, ben süperim diyor ve artık birbirlerinden farksızlaşıyor reklamlar. Fakat reklamın ikinci 15 saniyesinde Kardelen Bursuyla okumuş Elif İmenç isimli bir kızın öğretmen olduğunu görünce "Vay Be" dedim, kardelenler projesi hakikaten güzel bir şeymiş.
Sadece Sosyal Sorumluluk Projelerinin değil bütün ürünlerin reklamları ve diğer pazarlama faaliyetleri için geçerli bir durum bu. Sadece gencim, güzelim demek yetmiyor, tüketici ürün faydasını net olarak görmeden karar vermek istemiyor çünkü herkes genç ve güzel olduğunu iddia ediyor. Somut fayda göstermenin etkisi yüzde yüz olmasa da çok önemli ve inandırıcılık için oldukça önemli.
Bununla ilgili benden bir örnek olarak Adwise'ı ilk kurduğumuzda ve apartman yöneticilerine apartmanları iç mekan reklam mecrası olarak kullanacağız dediğimizde başta çok zor ikna ediyorduk çünkü biz bu size faydalı olacak herkes kazanacak dediğimizde kafalrında sürekli bir boşluk oluyordu. Ama ilk reklam konulduktan ve katılan apartmanlara ödemeleri zamanında yapıldıktan sonra anlatma hızımızda ve onların kabul etme hızında gözle görülür bir artış vardı çünkü yaptığımız iş için görebilecekleri somut bir örnek vardı.
Kardelen Reklamı'nın da projeye ve Turkcell'e güzel bir geri dönüşü olacaktır, Alkışlar Turkcell'e Bağışlar Kardelenlere:)

Sii For Klok

Biraz önce kariyer yolculuğu bloğunda daha önce karşılaşmadığım bir kelime doğrulama uygulamasıyla karşılaştım. kelimeningörsel olarak konulmasının yanı sıra ses dosyası olarak da dinleyebiliyorsunuz. Ordaki şekle bakıp okuyamayan insanların "sii for klok" sesini duyup c yazmasını beklemek mantıksız geldi, ki bu resimdeki yazı spam önleme yazılarından gördüğüm en okunur şekilde yazılanlardan bir tanesi.
Bu uygulamanın hangi ihtiyacı karşılamak üzere devreye sokulduğunu gerçekten merak ettim, anlayan biri varsa bana anlatsın:)

Simple Present Tense

Arkadaşımın evinde Çaykur'un hediyelik çayını ilk defa gördüm, ambalaj fena değil ama ingilizcesi biraz garip geldi tamam present hediye demek ama burda kullanılır mı bilemedim. Kullanılacağını sanmıyorum aslında sanki redhouse'u açıp direkt yazmışlar gibi geliyor. Eğer hediyelik yerine present kullanıyorsa ingiliz abilerimiz ablalarımız sözümü geri alıyorum ama düşündüğüm gibiyse Çayur'u esefle kınıyorum.
Bir de "Yerli ve yabancı ziyaretçiler için özenle hazırlanmıştır"ı da çok güzel çevirmişler. Adam o yazınının başına bi highest quality, finest tea leaves falan bir şey yazar değil mi ne o öyle it falan!
Maalesef Çaykur'u pek uluslararası göremedim:(

14 Ekim 2007

Viral Pazarlama-Marka-Vs...


Türkiye'de marka yok denir genelde,nike'ın logosu örnek gösterilir ama facebookta aşağıda ekran görüntüsü olan derneği(!) görünce, hakikaten ya dedim. Swoosh kadar evrensel olmasa da eti cin de bir efsane ve yukardaki resmi görür görmez sizin de bu yazı eti cin'le ilgili bir yazı dediğinizi düşünüyorum. Eti'nin yerine olsam bu gruba üye olur arada üyelere eti cin yollarım çeşitli eti cin etkinlikleri düzenlerim:) 1025 fena bir üye sayısı değil bence, viral viral deyip geziniyo herkes, alın size viral fırsat:)

13 Ekim 2007

Kiralık

Bizim evin dibindeki emlakçı batmış herhalde, ama son kez komisyon almayı umuyor:)

12 Ekim 2007

İki ters bir düz-Yine!!


Bu örgü işine mi girsem ne yapsam acaba, geçen gün örgü fanatiklerinden bahsetmiştim ya biraz önce de şurda netgranny diye bir site gördüm. Bu site de yaşlı teyzelerin ördükleri çorapları 33 dolara satıyorlarmış!! Bir önceki yazıdakini tekrarlayacağım, o sitede 15 tane nine var Türkiye'deki ninelerin ve ev kızlarını ve ev hanımlarının (bu liste uzar:)) sayısı da mahareti de bunlara beş basar bence. 5in yanına istediğiniz kadar sıfır koyabilirsiniz:) Bu linkleri görüp işine yarayacak şekilde kullanacak tanıdıklarınız varsa iletir misiniz diye de bir talepte bulunayım,olmazsa başta dediğim gibi her an ben girebilirim:) Şimdi bu işe gir diyenler için bilgi notu: Geçen yılki üç-dört aylık girişimcilik denemesinden sonra tekrar girişimci olmak biraz daha fazla cesaret istiyor:) Yoksa gerçekten değerlendirilmesi gereken bir fırsat diye düşünüyorum.
Bu arada bu haberin olduğu Uncommon Businesses bloğu da güzel geldi tavsiye ederim. Türkiyedeki mor fikirler bloğuna benziyor ama daha iyi gibi sanki:)

11 Ekim 2007

Bayram Geldi Hoş Geldi

Ramazan Bayramınız kutlu olsun efendim, en sevdiğim kahveli şekerlerden ikram ediyorum umarım beğenirsiniz:)

K-ırmız-ı

Bugün Kırmızı dergisini aldım. D&R'dan,poşetli bir şekilde.
Gel gör ki dergi 7. sayfadan başlıyor, 6 başta 6 sonda 12 sayfası eksik. Kapağı da sayfadan saydılarsa 8 sayfa eksik.Nasıl becermişler böyle bir baskı hatasını anlamadım. Uğraşmak istemediğim için tekrar gitmedim D&R'a ama ayıptır yahu koskoca Doğan Holding yayınında böyle inanılmaz bir salaklık. Gündüzleri başka bir iş yapıp akşam eve ekmek götürmek için dergi çıkaran birisinin olsa bu Kırmızı anlayacağım ama sahibine bakınca hakikaten anlaşılmıyor bu abukluğun sebebi.
Kapaktaki 5 adamın yanına sağdan uçan kafa atan bir figür de ben eklemek istiyorum:)

10 Ekim 2007

Youtube'de Reklamlar...

Dün Alper Akcan bloğunda Turkcell'in son reklam filmini yayınladı. Bir Turkcell çalışanı olarak bu videoyu alması sadece bir telefonuna bakmıştır herhalde. Sonra Youtube'e yükledi. Bloğuna koydu, bloğunda bizler izledik, Sonra settar gördü haberi biguya ekledi. youtube'de belli bir kitle izledi şimdilik 5000 kez, bigu'da izlendi, marketingma'da izlendi, belki burdaki linkten de izlenecek bu reklam filmi. Ve bu izlemelerin tamamı gönüllü!!!

Reklam Fikirleri
'ne de google'da x reklamı diye aratıp gelen bir çok kişi bulunuyor. Ama her zaman yukarıdaki gibi olaylar gelişmiyor, bir çok blogcu ya da youtube ziyaretçisi bir reklamı beğeniyor/merak ediyor arıyor ama bulamıyor. Tıpkı bugün Göze'nin bulamadığı geçen gün de benim bulamadığım gibi.

Youtube'e ya da metacafeye yüklenen her reklam mutlaka milyonlara ulaşır demiyorum tabii ki ama şirketlerin ya da ajansların bütün reklamlarını belli başlı yerlere yüklemeleri bir çalışanın 20 dakikasına mal olur. Alper Akcan'ın youtube hesabında 4-5 turkcell reklamı var. Bundan sorumlu olmadığı için buna şükür denebilir ama firmalar onları izlemek, konuşmak, paylaşmak isteyen bir kitlenin olduğunu ve onlara bu açıdan ulaşmanın önemli olduğunu akıllarında bulundurmalıdırlar. Elbette youtube vs.'yi çok verimli kullanan firmalar vardır ama bunlar çoğunlukta gibi durmuyor şimdilik....

09 Ekim 2007

İki ters bir düz:)

Aslında bu yazıda kültürler arası farka bakın diyecektim ama aklıma başka bir şey geldi:)
Olay şu: Amerikada adamlar ravelry diye bir site kurmuşlar ve 21000 üyesi olan bu sitede elişi/örgü fanatikleri bir araya gelip yaptıkları işleri paylaşıyorlarmış, kendi stillerini de öğretiyorlarmış, hemen üye olup iki ters bir düz yazasım geldi ama neyse:)
Üstelik bu site technorati'de ikinci sırada yer alan boing boinge konu olmuş ropörtaj falan yapmışlar. o kadar ilginç bir konu yani:) Biz de ev kızı olarak yer alacak altyazı boing boing'de knitting fan diye geçmiş ona da ayrıca güldüm:)
Gelelim aklıma gelen fikre. Türkiye'de de var böyle elişi vs siteleri blogları ama 21000 kullanıcıya ya da takipçiye ulaşmaları zor geliyor ve en azından bana böyle bir sosyal ağ komik geliyor. Ama madem amerikalı kardeşlerimiz böyle bir site kurmuş bu site türkiye'deki el işlerini pazarlanması için çok uygun bir ortam olabilir. Kermeslerde ve arada sırada haberlere gördüğümüz Türk elişleri görücüye çıkar ve bence alıcı da bulur. Bahse girerim Türk elişleri ravelry'deki işlerin bir çoğunu sollar. Ama bunu organize edecek kurum ya da kişi var mıdır bilmiyorum. Bu yazıyı görseler de harekete geçseler:) Hem elişlerimizi tanıtsak hem de ev hanımlarına ve bu işi profesyonel yapan küçük firmalara güzel bir pazar oluşturulmuş olsa güzel olur bence...

Sizin Sayenizde Bugünlere Geldim:)

Biraz önce bir sony yetkili servisinin sitesine rastladım,yukardaki resmi üstüne başka bir resim koyarak kapatmış siteyi dizayn eden amcamız ama internet bağlantısı yavaş olduğu için sayfa tamamen açılana kadar eski resim göründü öylece.
Cihan Elektronikçi abilerimiz adeta halk konserinde Seda Sayan havasında "Onu sony yapan sizsiniz" demişler, eğlendim açıkçası, gerçi ben zaten biliyordum biz olmadan sony'nin aslında bir hiç olduğunu:D

Hattın Yasal Sahibi


Bu hattın yasal sahibi zırvalıklarını anlamam,bir servise üye olurken bol bol konuşurken vs hattın yasal sahibimisin diye sormazlar, en abuk yerlerde sizin güvenliğiniz için yasal sahip derler. Biraz önce yine aradılar:

- İyi günler Turkcell'den arıyorum, Seyfettin bey'le mi görüşüyorum
- Yok ben oğluyum buyrun
- Ben babanızın üzerine olan diğer hatla ilgili bir fırsatımız var onu bildirmek için aramıştım
-Biz aslında o hattı kapatacağız, zaten bir yıldır konuşulmuyor ama siz telefondan ya da online kapattırmıyorsunuz
- Evet Turkcell Extraya gelmeniz gerekiyor, Babanıza ulaşabileceğim bir numara verebilir misiniz? fırsattan bahsedecektim.
- Bana söyleyin
- Hattın yasal sahibine söylemem gerekiyor
- Bana söyleyin
- Hattın yasal sahibi...
- Tamam kandırdım sizi aslında ben hattın yasalı Seyfettin'im, bana söyleyin. (Burda hadi lan demek yerine yaptığına bak:))
- Bazı özel bilgiler sormam gerekiyor
- Buyrun
- Anne adı baba adı doğum tarihi vs
- X, Y 1955vs (olgun bir ses tonum var:))
- bilmem ne yüzünden bütün konuşma kayıt altına alınacak, o zaman Seyfettin Bey kampanyamız şu şekilde şu tarihe kadar şunu yaparsanız bu olacak
- Ne zaman kadar
- Şu
- Nasıl
- Şöyle
- Peki,iyi günler
- İyi günler

08 Ekim 2007

Ne Kuyruğu Canım


Bugün Ulus'taydım. Öğlen 2 gibi 20 metrekareyi geçmeyecek bir dükkanın önünde baya bi kuyruk var, güvenlik görevlisi sırayla alıyor içeriye. Ne ola ki dedim? Meğer Eyüp Sabri Tuncer'in yeriymiş ve yaklaşan bayram sebebiyle iyi kolonyayı orijinal yerinden almak istiyorlarmış (bu benim yorumum tabi). Altı üstü kolonya değil mi canım diyor insan ama bir yandan da Eyüp Sabri Tuncer dediğim için normal diyorum bu kuyruğa... Şu ara bi Pejera reklamları var onlar da 50 yıldır varız diyorlar ama o kuyruğu oluşturmak için bir 50 yıla daha ihtiyaçları vardır heralde...
Ne olursa olsun kolonya ve kuyruk ilginç bir şey:)

07 Ekim 2007

Alışveriş Merkezi Pazarlaması


Mustafa Zeyrek'in yazısından sonra bir süredir yazmayı düşündüğüm bir konu olan Alışveriş Merkezleri Pazarlaması ile ilgili aklımda olan bir kaç şeyi karalayım dedim.

1998'de Konya'ya ilk gittiğimde ilk dönem özellikle okuldaki bir çok kişi gibi çarşı izinlerimizde Afra'ya giderdik.
-N'aptın çarşıda
-Afra'ya gittim işte,bir şeyler aldım
-Haa peki

şeklinde diyaloglar sık sık olurdu.

Afra o zaman Konya'nın tek alışveriş merkeziydi. AVM dediğime bakmayın içinde sadece sinema, kafeterya,süpermarket ve 3-4 tane dükkan olan ama Avrupai (!) bir havası olan bir yerdi işte. Ama Konya'da o zamanlar başka yer olmadığı için gerek yatılı okuyan bizler için gerek yerleşik konya halkı için gerçekten gezmeye gidilecek bir yerdi. Sonra Konya'yı biraz daha öğrendikçe Afra'ya gitmemeye başladık ve dönüp baktığımızda "Ne Salakmışız gezmeye Afra'ya gidiyormuşuz" dedik ama şimdi düşündüm de o kadar salak değilmişiz o zamanın şartlarında:) Sonraları Afra yerinde saydı yeni ve güzel AVMler açıldı ve değişime ayak uyduramayan Afra sıradan bir süpermarkete dönüştü (bildiğim kadarıyla).

Üniversite yıllarında AVM'ler artık daha büyüdü ve içinde etkinlikler yapılan yerler haline dönüştü ve itiraf etmek gerekirse çok ilgi alanımda olmadığından ne gerek var dinazor maketi getirmeye, hokkabaz oynatmaya bilmem ne sergisi açmaya şeklinde düşündüm uzun bir süre. Çünkü zaten AVM'ler sayılıydı ve giden gider gitmeyen gitmezdi(!).

Ama şimdi devir değişti, her yere bir AVM açılıyor ve içindeki mağazalar da üç aşağı beş yukarı aynı. Markalar değişse de ihtiyacınız olan ürünler bir çoğunda en az bir mağazada mutlaka bulunuyor. Bu durumda sadece tertemiz zeminler, ihtişamlı bir mimari bol aydınlık ve nezih bir alışveriş ortamı sunmak yetmiyor. Müşteri daha fazlasını istiyor ve bunları sunamayan yerler kaybediyor. Ankara'da en son CEPA açıldı ve şidi Panora'nın reklamları yapılıyor yakında açılacak diye. Daha bunun KentPark'ı ve benim bilmediğim diğer projeleri var. AnkaMall CEPA açıldığından bu yana daha yoğun reklam yapmaya başladı, bana göre son ana kadar reklam pazarlama harcaması yapmamak için direndi. Ama böyle giderse müşteriyi memnun etmek için rakibin gelmesini bekleyen AVM'lerin çok şansı yok gibi geliyor. AVM yönetimleri tüketiciyi kendine bağlamayı ve "iyi alışveriş deneyimi" yaşatmayı daha çok önemsemek durumundalar. Yoksa Mustafa Bey'in belirttiği bölgedeki gibi 3-4 alışveriş merkezini kaldıracak nüfusa hitap eden bir bölge de kurulsa bile tüketiciler daha iyi deneyimler için ekstra kilometreyi göze alıp başka yerlere yönelecektir.

Ben çok detaylı olmasa da AVM yönetiminin bu evrimini heyecan ve ilgiyle izliyorum. Bakalım ilerde neler olacak AVM savaşları olacak mı, olursa ne boyutta olacak? Bekleyip göreceğiz...

06 Ekim 2007

Colin's ne yapmaya çalışıyorsun seeeennnnn!!!

Colin's in jeanfikirlerinden bahsetmiştim, isimden ve görsellerden fikir üretmeye yönelik bir şeymiş gibi görünüp aslındaalışveriş jarşılığı çekiliş olan bir kampanya. İki gün önce bir Colin's mağazasına girdim mağazayı da aynı görsellerle doldurmuşlar fakat yine yazmıyor 75 ytl alışveriş yap kazan diye. Kampanyayı anlayıp katılmak için seçenekler:
  • Mağazadaki satış görevlisine soracaksın öğreneceksin
  • Alışverişin son anında kasadaki kız "beyfendi beyfendi eğer 75 ytl lik alışveriş yaparsanız mini kazanabilirsiniz" diyecek
  • Mağazada site ismini görüp aklında tutup internete girip ne olduğunu öğrenip mağazaya tekrar döneceksin ve alışveriş yapacaksın
Bir de ekşisözlük de tema reklamı vermişler ama ne kampanyaya herhangi bir link var ne colin's başlığı altında kampanyayla ilgili birşey var ne de jean fikirler diye başlık. Bunun için de
  • siteye gireceksin,
  • dön bebeğim tuşuna basmak yerine temayı seyredeceksin
  • konu ilgini çekecek
  • tarayıcı da yeni bir sekme ya da yeni bir pencere açacaksınjeanfikirler.com yazacaksın ve kampanya detaylarına ulaşacaksın.

ölme eşeğim ölme, bu arada satışlar atmadan reklam vs masraflarıyla zaten alışveriş yapmış kişiler kazanıp sevincekler onların wommu ne kadar etkili olur bilmiyorum
colinsi esefle kınıyorum:)

04 Ekim 2007

Türk Blog Yazarları Tarikatı!!!

Biraz önce Türk Blog Yazarları sitesinde aşağıda resimde gördüğünüz ibare dikkatimi çekti. "Bağlılığınızı Gösterin!" ne demek yahu, tarikat mı var burda, ne var anlamadım:)

03 Ekim 2007

Gençlik Pazarlaması-Fenerbahçe vs..

Ben fanatik değilse de sıkı bir Fenerbahçeliyim. Bu yazıyı okuyanların bşr kısmı benim gibi Fenerbahçe Cumhuriyeti vatandaşıyken:) bir kısmı Galatasaray'ı tutuyor bir kısmı Beşiktaş'ı ve kısmen de diğer takımlar. Hatırladığım kadaruyla 5-6 yaşımdan beri Fenerbahçeliyim. O zamanlarFenerium olmadığından ve alım gücüm olmadığı için 19 yaşıma kadar herhangi bir Fenerbahçe logolo ürün almadım ama şimdi evimde iki formam,anahtarlığım,terliğim,atkım, dartım var. Ölene kadar da bu Fenerbahçe ürünleri daha çok artacak gibi duruyor:)

Aslında Fenerbahçe,GS ya da BJK olarak baktığımızda hepsi spor kulübü, oyuncuları değişse de yaptıkları şey temelde aynı ve her ne kadar en büyük Fenerbahçe olsa da:) sürekli bir rekabet içindeler ve zaman zaman şampiyonlar değişiyor. ama bir kere Fenerbahçeli olduktan sonra bir başka takıma geçmeyi düşünmüyorum, tıpkı birçoğunuz takımınızı değiştirmeyeceği gibi.
Bu yazının pazarlamayla ilgisine gelince, piyasada da her sektörde bir çok firma var ve hepsi temel olarak aynı faydayı sunsa da farklılaşabilen,sadık müşteri sayısını artırabilenler büyüdükçe güçlerine güç katıyorlar ve pazardaki yerlerini sağlamlaştırıyorlar. Fakat benim gözlemlediğim kadarıyla çoğu firma yaptığı pazarlama yatırımı anında nakte dönüşmediği takdirde o yatırımı yapmamayı tercih ediyor. Gençlik pazarlaması dediğimiz şey Türkiye'de yeni yeni oturuyor ama bu kavramı sahiplenen firmalar da genellikle büyükbaş oyuncular.

Sektörlerin Fenerbahçe gibi 6 yaşımdan itibaren beni sarmasını istemiyorum ve beklemiyorum tabii ki ama yine de bugünün gençlerinin ilerdeki potansiyel tüketicileri olduklarının daha çok farkında olmaları gerekiyor. Üniversite Bankacılığı sistemleriyle bankacılık sektörü bu durumu en iy anlamış, belki de rekabetten dolayı mecburen anlamış sektör gibi geliyor ama bunun diğer sektörlere ve büyük küçük bütün firmalara da yayılması gerekiyor.
Bu yazıyı niye yazdım derseniz şimdi Beşiktaş-Porto maçı oynanıyor ve tribünlerdeki taraftarların "Kartal Gol Gol Gol" deyişini duyunca böylesine sadık ve tutkulu müşteriye sahip olmak istemeyecek firma yoktur diye düşünüdüm ve paylaşayım dedim:)

Kampanya Süresi..

Biraz önce posta kutusundan bir su'cu broşürü çıktı, Değişim kampanyası yapmışlar ve her marka 19 litre damacana değişimi ücretsiz yapılıyormuş. Bunu herkes yapıyor zaten dediniz muhtemelen. İşin ilginç tarafı broşürde "Kampanya 30 Nisan 2006'ya kadar geçerlidir" yazması. 2 yıl önce her firma ücretsiz damacana değişimi yapıyor muydu bilmiyorum ama iki yıl boyunca devam edecek kampanya yapan yöneticiyi değilse de 2 yıllık broşür bastıran yöneticiye bir alkış diyorum:)

02 Ekim 2007

Fıstıkçı Şahap

İlkokulda ilk öğrettikleri şeylerden biriydi herhalde sert sessizlerden sonra yine sert sessizler gelir diye, ve bunu çok güzel bir şekilde formüle etmişti öğretmenler: Fıstıkçı Şahap.
Dün bir reklam panosunda Ultra Prima paketi gördüm "Pampers'dan Ultra Prima" yazıyordu. acaba pempırs değil de pempırz diye mi okunuyor dedim ama değil. PG gibi büyük ve büyüklüğüyle övünen bir şirketin Pampers'tan yerine Pampers'dan yazmasını yadırgadım doğrusu. Marka isimlerini değiştirmelerini beklemiyorum tabii ki ama bu şekilde bir şey de detay olarak düşünülse bile atlanmamalı bence...

187


Iraz mimlemiş ve en yakınınızdaki kitabın 187. sayfasını açıp ilk cümlesini yazın demiş. Ben de davete icabet edeyim demi:)
Kitap: Efrâsiyab'ın Hikayeleri
Yazar: İhsan Oktay Anar
187:
Burada önce canavarın kırmızı gözleri, ardından bizzat kendisi göründü.

Pas: Blograzzi Kişisel kategorisinde 187. blog sevban.com
Diğer Kategorisinde 187. blog London
Değişik bir pas sistemi oldu ama olsun, güzel oldu:)