Pages

28 Şubat 2009

Reklamcılar tahtaya


Reklamcılar tahtaya çıkıyormuş.
Kerem Kanık'a dikkat! Hep öyle bir poz vermek istedim. En kısa zamanda vereceğim. Karizmatik, etkileyici, ben deyim Matriksten bir Keanu Reeves sen de Davidd Copperfield.
Vücut dili diye buna derim ben. O nasıl bir pozdur yahu:)
Eğitime uçan halı üstünde girmesini bekliyorum.
Rastgele...

26 Şubat 2009

dominos yemekteyiz

var mısın yok musun daki tanıtıc reklamların gördüğü rağbetten olsa gerek şimdi de yemekteyize advertorial almışlar. hatun kişi önce praktiker'de gezmeye gidiyor gelince acıkıp dominos'tan sipariş veriyor. Oldukça ekonomik olduğu söyleniyor. Zira ikincisi 4 lira olsa da yemekçi yarışmacı heyecandan ödeme yapmayı unutuyor ama dominos çalışanları bir melekti yavrum olduğu için parayı almadan gidiyor adam. Rtük yakında buna da bi kısıtlama getirir herhalde. Zira yakında LigTV'de futbolcular soyunma odasına giderken Powerade içmeye başlarsa ya da Ali Kırca bir anda Blackberry'si ile son dakika haberini öğrenirse şaşırmayalım.
Ne demiş Orhan Veli:
Sakın Şaşırma!

24 Şubat 2009

Yok mu cankurtaran?

Denizbank Kurtaran Hesap diye birşey çıkarmış. Tüketiciyi kurtarıyorlarmış. "Bunun için Kurtaran yazıp 9999'a gönderin" diyor reklamda.
Bir şeyden kurtulmak isteyen adam kurtaran diye bağırmaz düşüncesiyle, ben Denizbank'ın yerinde olsam "İmdat yaz 9999'a gönder, kurtul" derdim.
Ama ben Denizbank değilim.

Ben Nerdeyim

Şu anda 41 derece 04 dakika 52 saniye Kuzey, 28 derece 47 dakika 53 saniye Doğu koordinatlarında bulunuyorum.
Bu da şöyle oluyor NEREDEYIM yazıp 2222'ye gönderiyorsunuz Turkcell nerde olduğunuzu, bulunduğunuz yeri, koordinatları, en yakın karakol ve hastaneyi mesafeleriyle birlikte gönderiyor. Ücretlendirme nasıl oluyor bilmiyorum. Bana gelen maildeki tahmine ben de katılıyorum. Uludağ'da ölen çocuktan sonra gündeme gelmiş ya da hızlandırılmış bir proje galiba.
İlla ki Uludağ'da kaybolmak da gerekmiyordur bunun için herhalde.
*Nerdesin
-Bilmiyorum
*Çevrende dikkat çeken bi bina falan yok mu
-apartmanlar var, bi de önümde bi yol var
*Hmmm

Gibi durumlarda da kullanılabilir.
Turkcell'i alkışlıyor esenlikler diliyorum efendim.

23 Şubat 2009

Fındık-Fıstık-Portakal-Limon

Sarellenin süper doğal harika fındığı işe alırken yalaka trans yağı kovduğu reklamlarına on puan.
Alkış. Bir ara fındık tanıtım grubu vardı. Belki hala vardır, sarellenin fındığı özkan uğrdan iyi oynamış.
şimdi bi de narenciye tanıtım grubu çıkmış. limon portakal reklamı yapıyorsun iyi güzel de niye orda koskoca tanıtım grubu yazıyor reklamda. bakan müsteşar oda başkanı reklamı gösterip buna bilmem kaç para ayırdık narenciyecileri destekliyoruz desin diye mi acaba? Tüketiciye "bakın Narenciyeyi canlandırmaya çalışıyoruz siz de portakal alın canlansın sektör" demek yerine NTG yazmayan güzel reklamlar yapılsa, tüketici öyle ikna edilse olmaz mı?
Bence olur.

22 Şubat 2009

Seni seviyorum Starbucks

Bugün Capitol Starbucks'ta arkadaşım kahveleri alırken ben de kupa vs diğer ürünlere bakarken bir anlık sakarlıkla 16 liralık bir mataraya çarptım ve kırıldı. kimse farketmedi. bir an arkadaşla bakıştık ve çok içimden gelmese de doğru olanın 16 lirayı verip kırık ürünü almak olduğuna karar verdim. kasaya götürdüğümde "Bu kırık" dedi barista. ben de onun için alıyorum zaten deyince yok ödeme yapmanıza gerek yok dedi. Ben de Starbucks'ı takdir ettim:)
O 16 lirayı versem de Starbucks müşterisi olmaktan vazgeçmezdim ama bu olayın üstüne Starbucks'ı daha çok sevdim.
Siz de sevin:)

17 Şubat 2009

Sizler daha daha nasılsınız inşallah

Telefon çalma efekti: Dülülülülü
-Alo
-Alo ben X, Garanti Bankasından arıyorum. kiminle görüşüyorum acaba?
-Siz neden aramıştınız?
- Sizlere kredi kartı vermek istiyoruz. Bonusun bunun için sizlere bir teklifi var (kelimesi kelimesine değilse de böyle bir şey)
- Sizler derken?
- eee, kem küm, size yani.
- hmmm peki. ilgilenmiyorum.

tabii ki bana olan saygılarını hem de çoğullaştırarak sundukları için minnettarız :) ama daha iki gün önce söyledik kardeşim yahu! var mısın yok musun da araya reklam olarak koysan tamam. Acun "Sizlere" dediği anda Hekim hoplar, Furkan zıplar, kızlar birdenbire bayılır sonra da devam edersin "bonustan süper fırsat" der ama telefonda konuşuyorsun sevgili X kardeşim.
tekrar sorayım:
-Sizler derken?

15 Şubat 2009

CRM, Dilenci vs

Cuma günü otogarda otobüsün kalkmasını beklerken 5-6 yaşında dilenci bir çocuk geldi yanıma. Para istiyordu ve yakınında benden başka kimse olmamasına rağmen otomatik pilot misali başladı sıralamaya:
"Abiler ablalar bi ekmek parası"
Çevreme baktım abi benim ama abla falan yok ortada. Sadece abi deseydi o ekmek parasını verir miydim bilmiyorum.

Buraya kadar başıma gelen olay, bundan sonrası benim kurgum:

Onun yerine bir öğüt verdim çocuğa: "Git çocuğum sen bi CRM kitabı al. Müşterinin kim olduğuna bakmadan hepsine aynı mesajı otomatik olarak yollarsan elbette bazılarını ikna edebilirsin ama sadece kafanı kaldırmayıp doğrusunun o olduğunu sandığın otomatik mesajı verirsen bir sürü potansiyel müşteriyi de farkına bile varmadan kaçırırsın." dedim.
"Tamam abi" dedi. Birkaç metre ilerdeki 70 yaşındaki teyzeye aynı sözleri söyledi: "Abiler ablalar bi ekmek parası"

10 Şubat 2009

sen hiç yaban mersini gördün mü?


Ben görmedim. Geçtiğimiz güne kadar duymamıştım da. Ne olduğunu da aslında hala bilmiyorum ama şu kadarını biliyorum, bu yaban mersininin mavi bir şey olduğu iddia ediliyor. ingilizcesi de blueberry. İngilizcesini de bu sabah tesadüfen gördüğüm lipton ambalajından öğrendim.
Konumuza dönelim. Geçenlerde sanırım d&r da bebeklere/çocuklara yönelik kitaplar kısmında "Renkleri Öğreniyorum" a benzer bir isme sahip bir kitapçık gördüm. Her sayfa da bir renk ve bu renge sahip bir meyva veya hayvan var kitapta.

Örneğin Portakal-Turuncu

veya

Yaban Mersini-Mavi

Şimdi bu durumda ben yeğenime renkleri gösterirken "Bak Defne, bu yaban mersini, yaban mersini de mavi olur." diyeceğim. O da ilk kelimesini söyleyecek: "Hönk?!?!?". Sonra ben ablamlara döneceğim ve "Abla Defne konuştu! Hönk dedi!" diye sevinçle sesleneceğim.
Kitabı (!) Doğan Egmont yayınlamış. Orjinali Bilmemne Publications tarafından yayınlanmış ve bunlar da telif hakkını alıp usta bir çevirmenle çalışmışlar. Çevirmenin bir suçu yok. "Bizim memlekette blueberry ye yaban mersini denir!" (miş). ama Türkiye'de kim çocuğuna mavi rengi yaban mersini ile anlatmaya çalışır ve hedef kitlevarsa ve bunun içinde olsa bile ne kadar kişi yaban mersininin ne olduğunu biliyor merak ediyorum. 16 sayfalık kitapta ayrıca altın (golden) rengi bozukluk olaak anlatılmış ve kara üzüm görseliyle de mor rengi öğretmeye çalışmışlar (tamam o mor ama biz siyah üzüm diyoruz:))
Bir de böyle bir kitap için neden telif alınır. Baskı ve dağıtım imkanları varsa, ki o imkan olmasa d&r da görmezdim, oraya muz resmi koyup sarı yazmak için telif ödemek gerekli midir onu da merak ettim...
Son olarak bence yaban mersini hiç de mavi değil:) İşte böyle....