Pages

28 Kasım 2008

Destere Ekşisözlük vs..

Sözlüğün son tema reklamı Destere filmi olmuş. Bu reklamı veren arkadaşı tebrik ediyorum gerçekten. Klasik tema reklamlarda, anasayfada ilgili başlık için reklam kullanıcısının afilli bir yazısı çıkarken, bunda reklamı veren, ekşicilerin filme küfrettiğini bildiği için anasayfada destere başlığını açmayarak "akıllılık" etmiş. Destere başlığına geldiğimizde tahmin edileceği üzere reklam entrisindeki yorumdan başka, zorlamayla nötr denebilecek sadece bir iki tane yorum var. Reklam entrisi de çok güzel, "oyun üüle oynanmaz büüle oynanır". Yazarları değilse de, okurları hedefleyip onları ikna edeceklerini düşünerek vermişler bu reklamı herhalde. İllaki mantıklı bir açıklama olacaksa bundan iyisini bulamıyorum. Yok yani eğer paraları saçmaya çok niyetliyseniz bana verin. Verdiğiniz paranın yarısıyla en yakın sinema salonundan bütün destere biletlerini alacağımı garanti ediyorum. Yok ben almayım küfür müfür de olsa reklam reklamdır diyorsan o ayrı mesele...

Fakir Solar&Küresel Isınma





Fakir'in son infrared ısıtıcı reklamındaki fakir logosunun ortaya çıkışı bana küresel ısınma ile ilgili yapılan diğer videoları hatırlattı. Dolayısıyla da Fakir Solar ısıtıcının küresel ısınmayı artırıcı bir etkisi olduğu gibi bir algı oluşturabilir gibi geldi. very very very green marketingin popüler olduğu bu döneme pek yakıştıramadım bu reklamı. Belki de ben çok dolaylı düşünüyorum. Sadece basit bir şekilde buz eriyor, bu da bir ısıtıcı demeliyiz. Bilemedim...

26 Kasım 2008

Jembey fazla rahatt

Türk telekom kampanya yapmış. kampanya süresi 7 nisan 2009'da doluyor. ama hem bilboardlarda hem de google reklamı olan çıkan reklamlarda "yıl sonuna kadar sms bedava" ibaresi var. Yıl sonu ile kastettikleri yüzde 99.999 31 aralık 2008 fakat bilboardlardaki ve sitedeki 2009 ifadesiyle çelişiyor. Telekomun sitesindekli kampanyanın açıklandığı sayfada sms hediyesinden bahsedilmiyor bile. sonradan eklemişler bu hediyeyi galiba!1 ocak 2009'da gidip reklamı gösterip 31 Aralık 2009'a kadar sms bedava mı desem muhtemelen bana güzel bir "Nah" çekerler. Bu birinci tespit (Fatih çekirgenin 1. yazı 2. yazı demesi gibi oldu:))
Bir diğer tespit görseli yukardaki gibi olan google reklamına tıklanınca kampanyanın esamesinin okunmadığı telefon tarifelerinin olduğu sayfaya link vermeleri. Google'a boşu boşuna para vermek bu olsa gerek. En azından linki tt sitesine vermişler turkcell sitesine de verebilirlerdi bu umursamazlıkla:)
Bir diğeri de kampanya sitesindeki telekom açıklaması. Kampanyayı yapış sebebini şyle açıklıyor telekom:

Türk Telekom müşterilerine verdiği değeri göstermek amacıyla, kablosuz ev telefonlarını, piyasa değerinin oldukça altına, hem de “24 ay” taksitle sunuyor.

Bu kampanya ile Türk Telekom, 24 ay boyunca Türk Telekom abonesi olmayı taahhüt eden tüm TT müşterilerini kablosuz ev telefonu sahibi yapmayı hedefliyor.
Müşteriye verilen hangi değer yahu, kimi kandırıyorsun sen? Tamam afilli kelimeler güzel ama komik de olmamak gerek değil mi? Mevcut müşteriden 30 ytl yeni müşteriden 15 ytl alan, sadece internet hattı kullananlardan mecburi telefon sabit ücreti alan bir yerden bahsediyoruz. 24 ay boyunca taahhüt ne demek? 2009 başında sabit telefon hatlarının da rekabete açılacağını bilmiyor olabilir müşteri belki ama ben burdan tekrar hatırlatayım. Telekom belki sitesindeki ibareyi rekabet başlamadan sizi bir şekilde bağlamak istiyoruz diye değiştirmez ama yine de müşteriye değer verdiği için ibaresini de kaldırır. Kim bilir!
Sonuç itibariyle Gora wallpaperlarını aveadan indiren amma ve lakin evde ev telefonu işte iş telefonu kullanan JemBey'in fazla rahat olduğuna karar verdim ben. Bilmem siz ne dersiniz?

21 Kasım 2008

Neden Blog?


Iraz mimlemiş beni Neden Blog? demiş dört tane de soru sormuş. Biraz geç olsa da seve seve cevaplayayım efendim.

Blogları ilk gördüğümde web 1.0 ne 2.0 ne diye sorsalar "hönk o da ne derdim sanırım"
Açtığım ilk blog reklamfikirleri 2007 başında aklıma gelen reklam fikirleri geldiğiyle kalmasın diyerek halen blog nedir bilmeden başlattığım bir blog oldu. Sonra bnf yi açtım ve olaylar gelişti:) Şimdi bloglarla ilgili tez yazar-yazmaya çalışır bir hale geldim:)


1-) Peki ben neden blog yazıyorum?

Reklamfikirlerini fikirler içimde patlamasın diye açmıştım, bnf ise yorumlar içimde patlamasın diye açtığım bir blog. reklamfikirlerinin içinde biraz da ego var ama bnf tamamen paylaşım amaçlı:) bir süre yazdıktan sonra ise bir sorumluluk hissi oluştu zaten bloglarıma karşı yazmayınca kendimi suçlu hissediyorum bir görevi yerine getirmemişim gibi adeta:)

2-) Blog yazısı konularının belli bir çizgide olmasına özen gösteriyor muyum?

Pazarlama uygulamaları ile ilgili olmasına dikkat ediyorum ama yine de çarpıcı bir şeye rastlamışsam bnf'de yazmama için bir sebep yok.

3-) Blog yazmayı ne kadar sürdüreceğim?

Uzun süre:) Belki zaman kıtlığından veya dünya telaşından bir süre yazadığım zamanlar olabilir ama yine de süresiz olarak blog yazmayı bırakacağımı hiç sanmıyorum.

4-) Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum ?

Aslında şimdi blog yazmak yerine tezle ilgili biraz daha literatür taraması yapsam fena olmaz:)

Ben de bu mim dalgasında mikrofonu Bilal Bey'e uzatıyorum:)

17 Kasım 2008

Acity AVM


Bir anlam veremedim. Bu acity'nin reklamlarını takip etmek gerekiyor, adamlar açılalı bir ay olmadı bir önceki reklam afişlerinde "Tarihi Ankara Mısır Çarşısı"ndan bahsediyorlardı. Başlangıçları böyle bakalım sonları nasıl olacak:)
düzeltme: meğer acity açılalı bir aydan çok daha fazla olmuş ama ben yei görmüşüm reklamlarını...

09 Kasım 2008

Annemle Pazarlama: Calgonit


Şurda Calgonit'in ismini finish olarak değiştirmesinden bahsetmiştim.
Bugün annem bulaşık makinesini çalıştırırken kendi kendime annemi tek kişilik fokus gruba dahil edeyim dedim:)
-Finish diye bi marka varmış duydun mu?
-Yoo hiç gözüme çarpmadı (Kutuyu on saniye önce yerine koydu)
-Calgonit Finish oluyomuş
-Hiç duymadım valla, niye değiştiriyorlarmış ki? Yıllardır calgonitti bu alışmışız, başkası mı satın almış?
-Yoo, başkası almamış. Markete gidince görsen finish diye biz calgonitiz aslında deseler?
-calgonitin adını kullanıp kandırıyolar sanırım yine calgonit ararım. gerçi baban gittiği zaman umrunda olmaz calgonitmiş finish miş (aslında burda babamın da markayı önemsemese de göz alışkanlığı olan markaya yönelmesi beklenir)
bir süre sonra dayanamayıp kutuyu almış eline annem
-bunu mu söylüyordun? (finish logosunu göstererek) ben bunu görsem de farklı olduğunu anlamam ki burda hala calgonit yazıyor, deterjanlara lavanta kokulu bilmem ne kokulu dedikleri gibi calgonitin yeni bir özelliği sanırım. burda calgonit yazıyo hala öbürüne bakmam ki
-işte bi süre böyle yapacaklar sonra değişecekler heralde
-hmmm parayı yaptıklari gibi, alışalım diye ytl yaptılar sonra tekrar lira yapıyorlar ya
-onun gibi bir şey herhalde....

05 Kasım 2008

Oy Verene Starbucks'tan Kahve


Önemli olan ona ya da buna oy vermen değil demiş Starbucks, Önemli olan %54 yerine %100 katılımın olduğu bir seçim olsa, seçim zamanında gösterilen hassasiyeti her zaman göstersek toplumumuz, ülkemiz, dünyamız daha iyi bir yer olmaz mıydı? Siz oy verin biz de size kahve ısmarlayalım, tek yapmanız gereken oy kullandıktan sonra gelip oy kullandım kahvemi istiyorum deyin biz de size GURURLA kahvenizi sunalım.

Reklamın üç aşağı beş yukarı çevirisi böyle. Ben çok beğendim! Alkış!

Çakal Google Reklamı

Bu site yerine bize gel! Oh ne ala:)

04 Kasım 2008

Finish: Calgonit Markasının Yeni Adı!

Bir marka için isim değiştirmek oldukça zor olsa gerek. Hele jenerik bir markaysa bu daha da zor olur. Müşteri o isme alışmıştır ve o ürünü almasa rakip ürünü alsa bile aldığı ürün "jenerik isim"dir. Böyle bir markanın ismini değiştirmek de oldukça cesur bir hamle olur. Müşteri eğer jenerik ismi otomatikman raftan alıyorsa rafta jenerik ismi görmediği zaman diğerleri arasında sil baştan tercih yapmak zorunda kalabilir. Bu da markanın kemikleşmiş garanti satışlarını bile azaltırken potansiyel müşterilere yeni isimle güven aşılamak için ayrı bir efor harcanması gerekir.
Calgonit de böyle bir isim değişikliği kararı almış ve ismini Finish olarak değiştirmeye karar vermiş. Belki diğer ülkelerde jenerik olmadığı için isim değişikliği büyük sorun olmamıştır ama Türkiye'de bunu tüketiciye benimsetmek için ilginç bir yol seçilmiş. Kutunun üstünde hem finish yazıyor hem calgonit ve "finish- calgonit markasının yeni adı" yazıyor. Bir süre bu şekilde satış yaptıktan sonra finish'in kutu üzerindeki fontunu gittikçe büyüterek sonunda calgoniti tamamen ortadan kaldıracaklar galiba.

Üretici firma Reckitt Benckiser web sitesinde ürünler kısmında calgonit yok finish var. Firma aynı ürüne farklı ülkelerde farklı isimler vermiş Calgonit/Finish/Neophos/Electrasol. Türkiye'de neden böyle bir değişikliğe gittiklerini merak ettim doğrusu. Calgon ve Calgonit arasındaki isim benzerliğinin tüketicilerin iki ürün için de oluşturdukları algıyı olumsuz etkilediğini bulmuşlardır belki ve ikisnin farklı işlevleri olan iki farklı ürün olduğu algısını güçlendirmek için fonetik olarak benzemeyen isimlerde karar kılmışlardır. Aklıma gelen tek açıklama bu.
Ama herşeye rağmen isim değişikliğinin böyle sessiz sedasız yapılması ilginç geldi. Kutu üstündeki finish markanın yeni adı yazısı kaç kişinin dikkatini çeker acaba? Çoğu kişinin finishi calgonitin yerine geçecek bir marka ismi olarak değil renault megane'ın megane'ı gibi bir alt isim olarak algılayacağını ve ambalajı detaylı incelemeyeceğini düşünüyorum. Bu taktik hedeflere ulaşmalarını ne kadar sağlayacak merak ediyorum doğrusu. Henüz web-sitelerinde finish'in f'si bile geçmiyor! Finish.com.tr adresini almışlar ama reckitt'in global sitesine yönlendirmişler Calgonit Türkiye'ye değil! Herhalde tam geçişten bir süre önce yoğun olarak reklam yapılır biz artık finish'iz diye. Onun için de 2009 bütçesini bekliyorlardır.
Acaba ben mi görmedim isim değişikliğiyle ilgili duyurularını/reklamlarını kadın programları/dergileri ile işim olmadığı için ama internette bir kaç anahtar kelimeyle yaptığım aramalarda quantum finish diye bir üründen başka bir şey görmedim ki o da aslında calgonit olarak yazılmış.
Bakalım neler olacak? İsim değişikliği sürecini, önce/sonra bilinirliğie ve satış rakamlarına yansımalarını merak ediyorum doğrusu ama içerden biri olmadan da bilemeyiz herhalde bunu. Neyse ben kendi çapımda izlemeye devam edeyim:)

02 Kasım 2008

Turkcell misin Avea mı?

Bugün varmısın yok musun da bir anda köşede tanıtıcı reklam ibaresi göründü ve acun abimiz "biliyorsunuz kesintisiz iletişim önemli" dedi ve sonra Turkcell'in numara taşıma reklamını gösterdiler sonra da yarışmacılara sordu sizin başınızdan böyle bir olay geçti mi diye.
Ama acun abi sen selebritisin sen yüzde 98 diyorsan avea yüzde 100 çekerdi öyle değil miydi yoksa o zamanlar içinden "siz şimdilik avea alın ilerde turkcelle geçersiniz" diye mi geçiriyordun dedim kendi kendime... Gözlerim doldu...
Devir değişmiş hakkaten, bu devirde selebritine de güvenme, opinion liderine de... Sözleşmende rakip firmanın reklamını bir süre yapma de, derim ben:)
Yoksa zaten bi süre geçti de ben mi farkında değilim?

01 Kasım 2008

sütunlar santimler


Hürriyet Ankara'daki bilmem kaç sütun santimlik ilan.
Elbette insanlar şu diyaloğu yaşamak isteyebilir:

"-Hoşgeldiniz dahiliyi çevirin dokuza basın sıfıra basın hiç olmadı bekleyin
-müzik müzik müzik
-Alo ben resmi kayıtlı ajansları öğrenmek istiyordum
-aktarıyorum
-müzik müzik
-Alo ajansları öğrenecektim
-semt
-balgat
-x,y,z"

Diyalog farklı şekilde de gelişebilir, direkt ilgili kişi açar belki.
Ama madem böyle bir derdiniz var o sütun santimleri resmi ajans listesi için kulansanız daha iyi olmaz mı? Hadi yine de böyle kullandın diyelim ve aradılar bir de seriilan.hurriyet diye bir web adresi açmışsın okura burda da bilgi versen mesela ve ilanda bunu belirtsen.

Sözün özü bu ilan bana hürriyetin gazetedeki alanını rasgele harcaması gibi geldi.

Gibi gibi...

Ford Fiesta Reklam: TV vs Gazete



Bu Ford Fiesta'nın TV'lerde dönen reklamı, Tek fark Türkiye'de "this is now" yerine "şimdi zamanı" demesi

Bu da bugün Hürriyet'te yer alan reklam.

Reklam Fikirleri
'ni takip edenler ordaki fikirlerim için yaptığım görsellerin ne kadar zayıf bir photoshop bilgisiyle yapıldığını bilirler. Reklam Fikirleri "kişisel" bir blog olduğu için ve benim amacım görselden ziyade fikri yansıtmak olduğu için görseli de çok önemsemem işin açığı.
Fakat bu reklam "kişisel" bir yayın değil ve Türkiye'nin en çok satan gazetelerinden birinde yer alıyor ve görsel açıdan tatmin edici olması gerekiyor. Grafikten, tasarımdan çok anlamasam da Arabanın yanına konulan laptoplara şimdi zamanı yazmak daha önce bahsettiğim Sabah'ın yaptığı şekilde TV reklamını aynen basın ilanına aktarma gayretinin bir sonucu gibi geldi.
Tamam sloganı mutlaka reklama yerleştirmek istiyor olabilirsiniz ama sanki başka bir şekilde yerleştirilseymiş daha iyi olurmuş gibi geldi bana.
Otur sıfır diyemiyorum acaba sadece ben mi olumsuz düşünüyorum diye, siz ne düşünüyorsunuz?