Pages

30 Ekim 2008

Mustafa-Recep-Turkcell... N'oluyor?

Mustafa filmini duymayan kalmamıştır herhalde. İddiaya göre Turkcell Can Dündar'a demiş ki:
'Bizim toplumun her kesiminden müşterimiz var. Bu filme sponsor olursak bir kesimin tepkisini çekeriz'
Oldukça sansasyonel!

Ama benim mantığım Turkcell'in veya herhangi bir firmanın böyle birşeyi sponsorluk teklifini reddetme sebebi olarak söylemesini almıyor -tamam akit vakit vs söyler belki ama zaten mantıklı bir kişi de bu filmin sponsorluğu için oraya gitmez.
Turkcell daha sonra şöyle bir açıklama yapmış:

“Ülkemizin kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu, dünya tarihinin en önemli liderlerinden Ulu Önder Atatürk'ü, hem yurt içinde hem de yurt dışında tanıtacak projeler bizi heyecanlandırdığından, 'Mustafa' filminin sponsorluk önerisini değerlendirdik.


Çalışmalarına saygı duyduğumuz proje yapımcısıyla yaptığımız ön görüşmelerde, filmin beklentimiz yönünde Atatürk'ün liderliğini, dehasını ve kahramanlığını dünyaya tanıtmaktan çok, Atatürk'ün özel hayatına odaklanan bir film olduğunu görünce projede yer almayı tercih etmedik.”
Ama tabii ki iddia bir kere ortaya atıldı ve negatif PR yapıldı bile. çoğu kişi ilgili haberdeki Turkcell açıklamasını okumuyordur bile. Haberin altına yapılan yorumlar da bunu gösteriyor zaten. Açıklamadan sonra yapılan yorumlardan ikisi şöyle:
Recep İvedik'i reklamlarında kullanan ve sponsor olan Türkcelle bak sen. Hemen Türkcell hattımı iptal ediyorummmmmmmmm. Atatürkçüleri de iptala davet ediyorum.

aynen katiliyorum diger arkadaslara, bundan sonra benim icin turkcell koca bir sifirdir, aboneligimi de derhal iptal ettirecegimden emin olabilirsiniz...
Ve haberin ilk kaynağı vatan gazetesinin an itibariyle anasayfasında Turkcell'in cevabıyla ilgili bir bağlantı yokken ilk habere de açıklamayla ilgili herhangi bir bilgi-link verilmemesi de ilginç.
Daha önce dediğim gibi "velev ki (!) gerçekten bu sebeple sponsorluktan vazgeçmiş olsun" Turkcell, bunu direkt olarak Can Dündar'a söylemesi için söyleyen kişinin ya aptal olması ya sarhoş olması gerekir.
Kaldı ki haberlerde filmin konusu Atatürk olduğu için ne olursa olsun sponsor olması gerekirdi şeklinde bir yaklaşımla Recep ivedik'e 2,5 milyonu verdiler Mustafa'ya 300bin euroyu çok gördüler tarzı yaklaşımlar da "fair play" anlayışına sığmıyor bence. Böyle bir haber hedef alınan herhangi bir markaya sponsorluk teklifi götürülerek yapılabilir. Teklifi kabul ederlerse oh ne ala, kabul etmezlerse "Sibel Can'a şu kadar verdiler Mustafa'ya vermediler, Ciguli'ye bu kadar verdiler Mustafa'ya vermediler -daha gider bu-" şeklinde bir haber yapmak çok kolay. Direkt çamur at izi kalsın gibi bir mantık ortaya çıkıyor. Bu da tabii ki medya gücüne sahip olmanın nelere kâdir olduğunu gösteriyor.
Konuyla ilgili zaten yazmayı düşündüğüm bu yazıyı yazmam için beni tetikleyen Şermin Topçu'nun şu yazısını da okumakta fayda var: bir romantik sponsor ağlanması örneği:can dündar

Filmi yine de izleyeceğim o ayrı mesele:)

29 Ekim 2008

Bedava Digitürk İzle, Bedava Film İndir

Sayın Digiturk PR ya da “ANTIFRAUD” Departmanı Yetkilisi,

(tabii eğer hala işten kovulmadıysanız ;) )

Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.

Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.

Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.

Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.

Hatta zamanında, Danone‘nin kendi elinde olmadan içine düştüğü durumun İKİ MİLYON BLOGGER GÜCÜNDE daha kötü duruma, KENDİ ELLERİNİZ VE BECERİKSİZLİĞİNİZLE düşmüş olduğunuzun farkında olmalısınız.

Blogger altyapısının canlı ya da banttan yayın yapmaya olanak tanıyan imkan tanımadığı, üçüncü parti servislerden alınan embed kodlar kullanılarak başka bir servis üzerinden sağlanan içeriğe erişim sağlanması yoluyla dağıtıldığı, yani kendi sunucularında barındırmadığı herkes tarafından biliniyor. Buna rağmen Blogger.com’u engelleten güzide birimlerinizin başındakileri işten kovun bence. Bu işi bilen birilerini işe alın!

Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm.

Saygılarımla,

Bir Blog Yazarı

not:
Başlık hem SEO, hem de ironi amaçlıdır.

not 2:
Eğer şu an yasaklanmamış bir blogunuz varsa sizi de benzer bir çağrı yapmaya davet ediyorum (evet bu bir mimdir, ve bu yazıyı okuyan her blog yazarı bu mim’e davetlidir)

not 3:
Konu ile ilgili yorum ve düşüncelerinizi duymaktan mutlu olacağım.

not 4:
Blogunuzda bu konuyla ilgili tepkinizi belirmeye üşenmeyin (bkz: not 2)

not5:
Orjinal mim burada fikribol’da bulunmaktadır.

not 6: mim işe yaramış!

27 Ekim 2008

İnteraktif Pazarlama Zirvesi: Digitürk ve Blogger Bir Arada

Biraz önce İnteraktif Pazarlama Zirvesi'nin tanıtım mailini gördüm.
Zirve 10 Kasım'da yapılacakmış. Sponsorları arasında ikisi dikkatimi çekti Google ve Digitürk.
Progamdaki bazı konular da şunlar:

"İnternet Yayıncılığı ve İçerik"

"Social Networkler: “Senin için bitti ama başkaları için yeni başlıyor.”
Social networkleri ayakta tutan motivasyon nedir?"

"DIGITURK’TEN IPTV
Yeni Bir Mecra Geliyor"

"Sahi Youtube Neden Kapanmıştı?
9 Kusurlu Hata
Internet Güvenli mi, Güvenli Internet mi?"

"Derinlemesine SEM"

Blogger'ın kapanmasının ardından Dijitürk ve Google'ın bir araya gelmedi ironik olmuş. Bakalım orda kahve molalarında ne konuşacaklar. Pazarlığı bağlayabilecekler mi:)

Bunlar da Blogger'ın kapanması üzerine Digitürk'e yönelik seçme yazılar olsun:
http://www.ozguremre.com/2008/10/27/blog-kapatmalarinin-faili-belli-oldu-digiturk/
http://www.marketallica.com/2008/10/26/yln-pr-skandal-digitrk/
http://branderen.blogspot.com/2008/10/blogger-kapattran-digiturk-kriz.html
http://www.antifit.com/?p=1441

26 Ekim 2008

Yassak kardeşim!

Blogger kapandı, reader boş kaldı.
Bu siteye erişim... yazısının altına ingilizcesinin de yazılması da oldukça ironik: "Access to this web site has been suspended in accordance with decision no: 2008/2761 of T.R. Diyarbakır 1st Criminal Court of Peace." yerine "Hey guys! We censored blogger, God bless our legal system and holy lawmakers" deseler daha iyi olurmuş. Türkiye'de yaşayıp türkçe bilmeyenleri bilgilendirmek amacıyla yazmışlardır bu bilgi notunu muhtemeln. Çok ince bir davranış!
Bu kapanmanın olduğu gün Nokia'nın yeni N96 reklamında "bloğunda kendini ifade et" gibi bir ifadeyi görmek de ilginç oldu. Blog kelimesini ilk defa bir reklamda duydum. Bu blogcuların kritik kütleye ulaştığının ya da kısa sürede ulaşacağının bir göstergesiydi belki de ama Nokia'nın tüm reklam yatırımı boşa gitti:) ya da en azından reklamın o kısmını "bloğunda kendini ifade et edebilirsen" diye değiştirmeliler tekrar stüdyoya girip ses kaydı vs yaparak!
Yazmayacağız,okumayacağız artık. Boks müsabakalarında ringde dolaşıp kaçıncı round olduğunu gösteren kızlar gibi birileri karşımıza geçecek ve ellerinde çeşitli dövizler/yazılar -her neyse artık- gösterecek bize. Dövizde Alkış yazdığında alkışlayacak, Gül yazdığında gülecek, Ağla yazdığında ağlayacağız!
Falan Filan...

http://groups.google.com/group/sansuresansurhareketi
sansuresansur.org

24 Ekim 2008

Marka Olmak!

Arzu Avrupa Yakası'nda bölümü nasıl Ikea'ya adadıklarını yazmış,şöyle demiş:
Mağazanın renkleri mavi ve sarı olunca, bu övülen mağazanın neresi olduğunu anlamak güç olmadı. Dün geceki bölüm İkea'ya adanmıştı dersek yalan olmaz:)

Markanızı tüketicinin ayırt edebilmesini sağlayabiliyorsanız o zaman illaki bağırmanıza gerek kalmaz ben burdayım diye -Gerçi Avrupa Yakası'nda bütün oyuncular abartılı olduğu için bunu da abartmışlardır tahminimce:)- renkler, logolar ya da tek bir ses yeterli olabilir. Daha önce de Eren Bundan Bahsediyoruz demişti.
Evet, marka olmak! Bundan bahsediyoruz!

Bu arada Ikea'nın ingilizce bir reklamını izledim. aykiya diyorlar i-ke-a yerine, şaşırdım:)

Ankara'dan Billboard Manzaraları


Yapı Kredi Reklamı,
Gerçekten çok hoşuma giden bir teknolojik yenilik doğrusu Garanti'den bekler olmuştum yenilikleri YKB şaşırttı beni:) Sadece Faturanın barkotunu okutup fatura ödemek güzel bişey olsa gerek:) Ama İgdaşı da Ankara'daki bilboardlara koymaları şart mıydı merak ettim. Yeterince reklam mesajı alıyoruz zaten..

Bu da FTS 64 diye bir markanın reklamı.
İlk defa duydum kendilerini bunda da YKB reklamı gibi bir durum var.En alttaki Ümraniye AVM hangi Ankaralının umrunda. zaten kısıtlı yer vs çok sayıda mesaj! Sadece Mudolarda yazsa Ankara ilanlarında baskı maliyeti çok mu artardı acaba?
Sabah Reklamı
Kenan Işık'ın bu reklamda ne işi var yahu, resminin hemen altında MEB tavsiyesi yazıyor. Bir an Hüseyin Çelik gitti mi dedim:) TV reklamında tok sesiyle iyi gidiyor buraya da olur diye mi koymuşlar acaba. Ya da TV reklamının basılı versiyonu demişler de grafikçi Kenan Işık'ı nereye yerleştirecez yahu diye mi düşünmüş:)

Güzel Türkçemiz


ELEKTİRİK SÜPÜRKE TORBASI V. A R ...!
PIÇAK MAKAS BİLENİR

19-10-2008- PAZAR GÜNÜ TAŞi Naçamızdan Dolayından PAMİR APARTMANI ÖNÜNE PARK YAPMASSANI SeviNiRiZ N=6- DAİRE

21 Ekim 2008

web 2.0, turizm vs...


Guy Kawasaki bir gün İstanbul'a gelmiş, künefe yemiş ve bunu twitter'da paylaşmış. Twitter'da Guy'ı takip eden 22189 kişinin yanı sıra FF'te bunu görenler olmuş üstelik görenler arasında sadece Guy'ın feedine abone olanlar değil o abone olanların feed'ine abone olanlar da varmış. Bitmemiş bir de tweet linkindeki blog yazısını okuyanlar da künefeden, İstanbul'dan, Türkiye'den haberdar olmuş. Haberdarlarsa da tekrar düşünme fırsatını bulmuşlar. Belki de bu yazıyı Reader ile arkadaşlarıyla paylaşmışlar veya bloglarındaki widget sayesinde Guy'ın son yazısına tıklayan blog ziyaretçilerini haberdar etmişler. O bloğa diğer yazılar için gelenlerin de künefeyle ilgili yazıyı görmesi muhtemelmiş ve onlar da bu kervana katılacaklarmış -belki bugün belki beş ay sonra. Guy'ın bu yazısının stumbleupon'da ya da digg'de ya da bir başka web 2.0 sitesinde yerini bulmaması için de bir sebep yokmuş.
Türkiye'ye gelen her yabancı Guy Kawasaki değilmiş ama yine de onlara unutamayacakları bir deneyim yaşatmak binlerce dolara yapılacak reklamın yerini alabilirmiş. Ama unutmayacakları deneyimin kötü olması halinde de tam tersi bir etki olabilirmiş, bunu da akılda tutmak lazımmış...

Bu da böyle bir web2.0 hikayesiymiş:)

20 Ekim 2008

Eğlendirmek vs Satmak: Molfix


Bugün ablam Defne çok seviyor diye molfix reklamını açtı. Defne emeklerken bile bu reklamın sesini duyduğunda tüm hızıyla TV'ye yöneliyormuş. Sonra Defne"Vuu-vuu" diyerek bilgisayarı işaret ettiği için de 7-8 kere tekrar tekrar izledik reklamı.

Ben:Peki molfix kullanıyor musunuz
Ablam:Yoo
Ben: Niye
Ablam: Prima daha iyi
Erdal Abi: Aslında hiç denemedik bile

Molfix'in bu reklamı daha önceki reklamlarının başarısı üzerine yapılmıştır heralde diye düşünüyorum ve muhtemelen geri dönüşü de olmuştur. Ama yine de bu diyalogdan sonra bazen markaların eğlendireyim, şaşırtayım, merak uyandırayım vs derken satmayı unutabildiklerini düşündüm. Bu reklam da da sözlere dikkat eden bebek sahiplerine molfix al dense de sözleri umursamayıp önemli olan bebeğimin eğlenmesi bizim de gülmemiz diyen ablamlar gibi ebeveynler için etkisiz bir reklam olmuş.
Demek ki neymiş "Satın Al" mesajını nasıl verdiğin önemliymiş,Bu mesaj arada kaynamamalıymış, eğlence vs ile bunun dengesini iyi tutturmalıymışız:)

Bu arada videoyu ilk başta başka bir video sitesinden buldum ama bloğa eklemek için üyelik isteyince dailymotiona geçtim. Zoraki üye yaparak kazanabileceğini düşünen -özellikle de sektörlerinde tek olmadıkları ortadayken- bu salakları -firma ismi vermediğim için kendimi salak demekte özgür hissediyorum:)- kınıyorum:)

13 Ekim 2008

Turquality Italian Design Colin's Style


Geçenlerde YKM'nin yanındaki Colin'ste gezerken bazı kazakların üzerinde Turquality yazan kağıtların yanına bir de Raumer %100 Italian Design yazan kağıtların iliştirildiğini gördüm. Bütün Ürünlerde Turquality etiketi var ama bu Italian design etiketi sadece belli kazakların üzerindeydi. Fotoğrafını çekeyim öyle yazarım demiştim ama haftasonu tekrar gittiğimde o her iki etiketi de taşıyan ürünleri göremedim.
Turquality web sitesinde Turquality'nin misyonunu şöyle açıklıyor:
  • Güçlü global markaları geliştirerek ülkemizin ihracatını artırmak,
  • Geliştirilen Türk markaları eliyle “Türk Malı” imajını ve Türkiye’nin itibarını güçlendirmek,
Bir ürünün %100 Italian Design diye pazarlanmasına itirazım yok ama bu etiketin bir arada bulunmasını da yadırgadım doğrusu. Bilmem siz ne düşünürsünüz?

Ruffles Aile Boy Hediye


Biraz önce Altunbileklerden promosyonlu Ruffles aldım. Büyük boy peynirli soğanlıya orta boy sade ruffles'ı yapıştırmışlar. Ama bant yerine nasıl bir maddeyle yapıştırdılarsa paketleri orta boyu ayırayım derken büyük boyda kurşun deliği gibi üç delik çıktı ortaya. Belki de aldığım sırada da vardı o delikler ama emin olmadığım için net bir şey diyemiyorum. Eğer öyleyse daha da kötü!
Bu da demek oluyor ki büyük boy ruffles'ı hemen tüketmeliyim ya da paketin hava almasını önlemek için sıkı sıkı kapatmaya çalışmalıyım delikleri. Kısa sürede tüketmezsem bütün cipsleri büyük boy fiyatına hatta belki biraz daha fazla fiyata orta boy cips almış olacağım. Ne kadar zekice-tam bana göre:)
Promosyon yapmak önemliymiş ama ambalaj da paketleme de önemliymiş. Dikkat etmek gerekirmiş!

Not: Paketin arkasında yazan yazılar:
Satış yerlerindeki uygun olmayan şartlar nedeniyle bozulan ve son kullanma tarihi geçen ürünler firmamızca geri alınır.
Ürün Paketi açılmış veya delinmişse satın almayınız. Kuru ve serin ortamda saklandığı takdirde son kullanma tarihine kadar tazeliğini korur.

12 Ekim 2008

Avea-Aradığınız kişiye...


Avea'nın güzel bir hizmeti var. bir kişiyi aradınız ulaşamadınız. O kişi telefonu açtığında artık ulaşılabiliyor istersen ara diye mesaj atıyor. ekstra bir ücret faturaya yansıtılmadan veriyor bu hizmeti. Bu ücretsiz hizmet karşılığında da mesajın en altına serdar ortaç ringa'da vs diyerek reklamını yapmak istediği bir servisle ilgili bir şeyler yazıyor. Müşteri olarak faydalı bir servisi ücretsiz ve benim talebim olmadan aldığım için de böyle bir reklam mesajına "flaş flaş süper bi servisimiz var" gibi bir mesaja küfrettiğim gibi küfretmeyip sadece mesajı silmekle yetiniyorum. Avea da bu arada mesaj ilgisini çeken müşterilerin talebini diğer müşterilerden küfür yemeden artırıyor.
Ne güzel:)

Milli Gurur Milli Forma


Bugün bir arkadaşımla birlikte Metro alt geçidindeki Milli Gurur Milli Forma Sergisini gezdik. 1950'den bu yana çeşitli koleksiyonlardan milli formaların yanı sıra çeşitli milli maçlarla ilgili gazete sayfaları, milli maç biletleri vs sergileniyor ve bir yandan da ekranlarda eski yeni milli maçlar gösteriliyor. Hasan Doğan adına da bir anı defteri açılmış. Velhasılı kelam güzel bir sergi. Gitmenizi tavsiye ederim.
Ama sergiyle ilgili aklıma takılan bir şey var o da tanıtım afişleri. Afişte TFF, Mercedes Benz ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin sergiyi ortaklaş düzenlediği anlaşılıyor ama afişte tartışmalarıyla meşhur Ankara amblemi yok. Melih Gökçek nasıl olmuş da böyle birşey yapmış merak ettim. Ya da nasıl olmuş da ikna etmişler logoyu koymamaya. Aklıma hiç bir şey gelmedi. Bir tahmini olan?

Starbucks Deneyimi


Starbuckslarda şöyle bir yazı vardır:
"Starbucks deneyiminizin mükemmel olmasını istiyoruz. Eğer içeceğinizden memnun kalmadıysanız lütfen değiştirmemize izin verin"
kelimesi kelimesine değilse de bu mealde bir yazı...
genelde de deneyimlerim güzel oldu, beğenmediğim içeceğimi değiştirdim, kasiyerlere starbucksla ilgili merak ettiğim bazı şeyleri sorduğumda güleryüzlü ve detaylı cevap aldım, güzel kahve içtim güzel çikolata yedim güzel müzik dinledim vs...
Ve gerçekten de Starbucks'a gittiğimde keyifli bir zaman aralığı beklentim oluyor. Fakat ve Lakin Tunalı Starbucks'ta ikidir deneyimim mükemmel olmuyor. ama mükemmelliği bozan kahve vs değil tuvalet! Geçen gidişimde tuvaletten denyonun birisi sabunluğu çaldığı için sabun yoktu (sebebini çalışana sormuştum), bugün de muhtemelen yine denyonun birisinin sifonu nasıl becerdiyse kırması sonucu ağır bir koku.... Ordaki çalışanlarla direkt bir ilgisi olmasa da bu da Starbucks deneyiminin bir parçası ve çalışanlara böyle bir durum ortaya çıktığında maliyeti ne olursa (ki çok fazla olacağını düşünmüyorum ) bir an önce temizlikle ilgili problemleri kendi insiyatifleriyle gidermeleri konusunda yetki verilmeli diye düşünüyorum. Özellikle Starbucks bu tür bir deneyimle karşılaşmayı hiç ummadığım bir yer olunca etkisi de büyük oluyor. Bir çok yerde öyle ya da böyle karşılaşınca Starbucks'a "Sen de mi Brütüs" diye sorası geliyor insanın!

08 Ekim 2008

Cesur Yeni Dünya


Bugün bir arkadaşımın önerisiyle Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya isimli kitabını aldım. Kitabın yayınevi İthaki, orijinal dili İngilizce, çevirmeni Ümit Tosun. Kitabın önsözünden sonra Nicolas Berdiaeff diye bir amcamın bir paragraflık sözlerine yer vermişler. Nicolas amcam sözlerini fransızca söylediği ve çevirmen fransızca bilmediği ya da çevirmendeki kitapta da fransızca olarak yer aldığı için Nicolas'nın sözlerini İthaki de aynen fransızca olarak koymuş kitaba. Ama benim Fransızcam da o yazanları anlamaya yetmiyor:) Sadece "Ütopyalar bir gün gerçek olabilir"e benzer birşeyler söylediğini düşünüyorum:)
Siz olsanız o bir paragrafı bir başka çevirmen bulup Türkçe'ye çevirtirmiydiniz yoksa Fransızca kalsın havası olsun mu derdiniz?

Volvoline


İzmir'den Ankara'ya uçak bileti alacağım zaman sırayla havayolu şirktelerini aramıştım.
THY: 444 0 THY
Atlas: 444 0 ETS
Pegasus: 444 0 PGS değilmiş meğer o numarayı siemens mi başka bir firma almış:)

Her neyse efendim ne kadar telefon numaralarını söylerken 123 45 67 şeklinde 3-2-2 taktiğine alışsak da yukarıdaki gbi akılda kalıcı kombinasyonlar olunca işimiz kolaylaşıyor. kombinasyon akılda kalıcı değilse 3-2-2'yi bozduğumzda ister istemez duraksıyoruz. İsterseniz şimdi cep numaranızı 3-2-2 değil de 2-3-2 ya da 3-3-1 gibi bir kombinasyonla söylemeye çalışın. Bir an duraksıyor insan ister istemez.

Bugün de gazetede Volvo ilanını gördüm. Onlar da telefon numarası kombinasyonunu değiştirerek 444 48 58 yerine 44 44 858 şeklinde 2-2-3 taktiğini benimsemişler. Belki de bi farklılık olsun böylece akılda kalıcı bir numara olur demişlerdir ama alışkanlıkları yıkmak zordur.Sırf farklılık olsun diye alışkanlığı değiştirmeye çalışmak gereksizdir. Ki zaten bence numaranın normal söylenişi daha akılda kalıcı.
Bilmem siz ne düşünürsünüz. Yoksa fazla mı ayrıntıya bakmışım:)

05 Ekim 2008

Hayatımızı Değiştiren Tasarımlar

Biraz önce bigumigu'daki reklam linkine tıklıyarak Tofaş'ın hayatımızı değiştiren tasarımlar isimli web sitesine girdim. Konusu ampul, çatal iğne vsyi eşleştirmece şeklinde ilkokul düzeyinde bir oyun görünce ve yanında şu şu ödül yazınca "Tam benim düzeyimde bir oyunmuş" diyerek oyunu yüksek başarıyla(!) :) tamamladım ve aşağıdaki ekran çıktı. En altta gördüğünüz üzere "girdiğim bilgilerin doğrudan pazarlama ve veritabanı oluşturmak amacıyla kullanılmasına izin veriyorum" kutusundaki tiki kaldırınca kendimi kurtaracğımı düşündüm ve "Gönder gitsin" düğmesine bastım.

Daha sonra şu gizlilik politikası katılım koşulları neymiş diye bakınca gördüm ki ben baştan zaten doğrudan pazarama şartlarını kabul etmişim.
Bu katılım kurallarında yazan:
Tofaş, bu yarışmaya katılan yarışmacılara tanıtım amaçlı e-posta gönderim yapma hakkını saklı tutar.

Bu da Gizlilik Politikası'nda yazan:
Web Sitesi üzerindeki çeşitli formların doldurulması suretiyle kullanıcıların kendileriyle ilgili bir takım kişisel bilgileri (ad-soyad, telefon, adres veya e- posta adresleri gibi) vermeleri gerekmektedir. Tofaş talep edilen bilgileri Tofaş veya işbirliği içinde olduğu kişiler tarafından/vasıtasıyla doğrudan pazarlama yapmak amacıyla kullanabilir. Kişisel bilgiler, gerektiğinde kullanıcıyla temas kurmak için de kullanılır.
Gizlilik Politikası'nda bir de şöyle yazıyor:
Tofaş, işbu gizlilik politikasında aksi belirtilmedikçe kişisel ilgilerden herhangi birini Tofaş'ın işbirliği içinde olmadığı şirketlere ve üçüncü kişilere açıklamayacaktır. ki aksi belirtilmiş.


Şimdi doğrudan pazarlama isteiğini anlayabiliyorum ama ama hem oraya o tiki koyup hem de "Aslında zaten kabul etmiştin demenin ne anlamı var onu çözemedim. Şark kurnazlığı mı başka bir şey mi??

04 Ekim 2008

Simit Sarayı//Al-Götür Simit Çay

Bildiğimiz simit
Bildiğimiz çay
Önce simiti tek bir yerde el değmeden üreterek farklılık yarattılar
şimdi de starbuckstan alışık olduğumuz al-götür uygulamasını çay-simit için uygulamışlar.
Basit bir fikir belki ama Starbucks'a özenip kahveci açmaya göre bu tür bir uygulama daha çok hoşuma gitti.
Simit Sarayı'na 10 puan!

03 Ekim 2008

Kredi Kartı Faturası

Kredi Kartı Faturası?
Her ne kadar haberin linkinde ekstre dese de koskoca hürriyetin anasayfasında bu şekilde görmek garip geldi...

01 Ekim 2008

Akbank Hesap Doğrulama

Akbank'tan hiç hesap açmadım ama bugün akbanktan yollanmış gibi görünen bir mail geldi. Daha önce de gelmişti. Mailde şöyle diyor:
Sayın Müşterimiz,

Akbank sizlere daha güvenli hizmet sunabilmek için, altyapı çalışmasına başlamış bulunmaktadır. Siz müşterilerimizin güvenliğini sağlamamız açısısından, lütfen 5890-04XX-XXXX-XXXX numaralı AKBANK HESAP KARTINIZI doğrulayınız. Doğrulama işlemini 72 saat içerisinde yapamamış olan müşterilerimizin, en yakın şubeye başvurmaları rica olunur.


AKBANK HESAP KARTINIZI DOĞRULAMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ >>

Linke tıklayınca ise hesap-akbank neokart-akbank gibi bir adrese yönlendirip bilgilerinizi girin diyor. İlk gelen adresi akbank kapattırmıştı ama ikincideki hesap-akbank adresi hala açık görünüyor. Bir adres kapanıca bir başka adresi aynı iş için kullanıyorlar.Bilginiz olsun. Eğer akbanktan kredi kartınız varsa yorgun dalgın bir zamanınızda böyle bir mail gelirse kredi kartı bilgilerinizi çaldırmayın.