Pages

30 Aralık 2008

Deniz Ayakkabı--Asla Iskalamaz

Biraz önce memurlarnette gördüm.Her ne kadar bir bobiler çalışması gibi görünse de gerçek bir banner. Hey Allah'ım!

24 Aralık 2008

Arçelik 2009


Ekşi'de tema reklam vermiş arçelik. Arçelik2009 diye bir e-kart sitesi Yeni yıla girerken e-kart olarak arkadaşların için havai fişek patlatıyorsun. Çok sevdim. Bu da benim havai fişeğim:)
E-kartı yolladıktan sonra Arçelik'ten küçük yılbaşı hediye fikirleri linki koymuşlar. Ben telveyi beğendim ama 390 lira çok sanki:) Yine de almak isterseniz adres yollayabilirm:) Güzel bir hizmetten sonra bu öneri hiç de rahatsız etmiyor. Arçelik'i tebrik etmek gerekiyor. Geçen yılda bir kurabiye hazırlama işi vardı o da güzeldi. onu da saygıyla analım bu arada:) E-kartlarınızı hazırlamak için burdan buyrun efendim:)

Böylesini Loto Bile Vermedi

Biraz önce hürriyette bir banner gördüm. Böylesini iddia bile vermedi loto bile vermedi yazıyordu. iddaa yerine iddia yazmalaraı dikkatimi çekti başta. Belki de çoğunluk ha iddaa ha iddia dediği için önemsiz bir ayrıntı olarak görmüşlerdir ya da şirket sahipleri de iddia diyordur.
herneyse siteye girince hakikaten sürpriz bir hediyeyle karşılaştım. Siteye üye olan 10. 20. vs kişilere 4 kilo portakal hediye ediyorlar!
Sitenin ismi Meymiks ve online meyva satıyorlar: elma,narenciye,nar,avokado.
Sanal mağazası olan süpermarketlerden bunları alabiliyoruz galiba ama ihtisas olarak sadece meyve satan gördüğüm ilk site bu. Ödül ise sitenin konseptiyle aslında oldukça uygun aynı zamanda alışılmadık ve beklenmedik. Her ne kadar ödül ilk bakışta güldürse de inşallah başarılı bir girişim olur. Sevdim bunu!

22 Aralık 2008

Bilyoner'den Hediyeler


Reklam Fikirleri'nin ekim markası olan bilyonere iletişim formu üzerinden haber vermiştim bakın markanız burda diye. İlk başta ilgili departmana ilettik demişler sonra ses çıkmamıştı. geçenlerde adresimi istediler bir hediyemiz olacak diye. Hediyelerim haftasonunda geldi:) Yılbaşı için hazırladıkları promosyon paketi sanırım. Defterler, Bir deste iskambil kağıdı, 10 YTL yüklü bilyonkart ve çayın kahvenin sıcaklığını muhafaza eden bir usb ısıtıcı. En çok USB ısıtıcıyı sevdim. Bilyonkarttaki puanları da hemen harcadım, hazır kuponlar sağolsun üç kuponum tuttu:) Fikirler uygulanır mı bilmem ama çam sakızı çoban armağanı gelen bu paket sevindirdi beni. Bilyoner'e bu yaklaşımından dolayı teşekkürlerimi gönderiyorum:) Bir de fikirlerden biri uygulanırsa on numara olur:)

21 Aralık 2008

Şansını Ara-Google'da

41-29 Flexi ve Live Search için şansını ara diye bir site yapmış. Site üzerinden arama yapıyorsun, böylece google yerine live searchü kullanma alışkanlığı ediniyorsun. bir yandan flexi reklamı görüp bir an önce flexi almalıyım diyorsun. Ve sonuçta aram yapanlardan rastgele birilerine milli pyango bileti veriliyor.
Fakat şöyle bir durum var. Konu arama motorunun popülerliğinin artırılması iken söz konusu Live Search'te "şansını ara" aramasını yapınca sitenin kendisi çıkmıyor!!! 3 sonuç var ama alakasız. Aynı aramayı google'da yapınca 131 sonuç diyor ve ilk sırada site var, 2. ve 3. sonuçlar da alakalı sonuçlar.
Şimdi bu durumda siz olsanız kendi promosyonunu yapan siteyi bulamayan live searchü mü yoksa yüce googleı mı tercih edersiniz????

19 Aralık 2008

Air Pegasus (Nike)


Bugün bir nike mağazasının camında kocaman "Air Pegasus-25 Years of Innovation" yazısı gördüm. Bir pegasus görselinin içinde de nike logosu var. İlk etapta "Nike Pegasus havayollarıyla ne çalışması yapmış ki" diye düşündüm kocaman air pegasusu görünce. sonra anladım bunun bir nike modeli olduğunu.
25 yıldr var olan bir modelmiş bu pegasus ama sanki Türkiye'de şimdi Air ve Pegasus bir araya gelince ayakkabıdan önce havayolu şirketi akla gelir gibi geliyor.
Belki de sıkı Nike'çılar biliyordur ve hedef onları cezbetmektir. ama benim için ayakkabı ayakkabıdır. adı ahmet olmuş ayşe olmuş pegasus olmuş dikkat etmem. tek değişiklik spor ayakkabı olur bot olur falan olur filan olur veya markası olur ama bu göbek adı ayakkabı için çok anlam ifade etmiyor benim için. NBA oyuncularıyla yapılan anlaşmalarla çıkarılan Air Jordan vs gibi "göbek adları" anlam ifade eder elbette ama gerçekten merak ettim Pegasus ne kadar anlam ifade ediyor diye...
İşte öyle bir şey...

17 Aralık 2008

Alana Kadar Spam

Bitene kadar diye bir site mail adresimi spam listesine eklemiş ve sağolsun mailine türkçe ve ingilizce listeden çıkma linki eklemiş. Linke tıklayınca şu yazı çıkıyor ve email adresini yazıp entera basman gerekiyor.

LİSTEDEN ÇIKAR

BU İŞLEMİ YAPMANIZI İSTEMEMİZİN SEBEBİ

Merhaba,
Aslında "boş e-mail göndererek" listeden çıkmanızı sağlayabilirdik. Fakat bu şekilde bir işlemle listeden çıkış yapmanızı istememizin sebebi, bundan sonra hiçbir şekilde bu "e-mail adresinize" gönderi yapmamayı garanti altına almak istememizdendir. Anlayışınız için teşekkür eder, verdiğimiz zahmet ve rahatsızlıktan dolayı ÖZÜR DİLERİZ.

bitenekadar.com

işlemi gerçekleştirince de şu yazı çıkıyor:


Afferin, özür dileyebiliyorsunuz ama ne gerek bar yormaya değil mi? boş maille garanti altına alamıyor musun? Üstüne bir de talep mi değerlendireceksin. mailde hem listeden çık hem unsubscribe yazıp iki linkin de aynı Türkçe sayfaya yönlenmesi de güzel ayrıca.

lüzumsuz bir uygulama, lüzumsuz bir post:) neyse... sevmedim... umarm bitenekadar siteden mal alana kadar spam yapmaz:)

Yaprak Dökümü


Annem vesilesiyle sıkı olmasa da konulara hakim olacak derecede bir Yaprak Dökümü izleyicisi oldum. Dizinin sonunda izleyicilerin gönderdiği aile fotoğraflarından beğendiklerini yayınlıyorlar. ve fotoğrafları yaprakdokumu.tv adresinden gönderebileceğimizi duyuruyorlar.
Aklım takılan şey şudur ki millte niye konusu "yaprak dökümü" olan bir diziye mutu aile fotoğrafını gönderir. tamamen bi zıtlık var ortada sanki. oraya gönderdi diye öyle olacak demiyorum tabi ama kendi fotoğrafımın trajediye bu kadar gömülmüş bir filmle anılması ilginç geliyor.
"Mehmet abi bizim foto dün tv'de çıktı" demek ya da
"Kız Hanife yaprak dökümünden sonra sizin fotoğrafınız çıktı" dedirtmek için yolluyorlarsa da insanlar garip geldi işte.
Gidin fotoğraflarınızı Canım Ailem'e, Bez Bebek'e, Benim Annem Bir Melek'e hatta Adanalı'ya falan gönderin efendim. Cık cık cık cık...

13 Aralık 2008

Bosch Reklamları

Bosch'un telefonda ürünün özelliklerini son derece doğal bir şekilde anlattıkları karşı taraftakinin de hobi olarak advertorial dinler havayla bunu normal karşılamasını anlayamıyorum bir türlü...
-Alo Hasan meraba, naber?
-Abi bosch'ta bi buzdolabı var 16 kapılı
-Ne buzdolabı olm bayramını kutlayıp kapatacaktım.
-Tamam ben de onu diyorum işte kurban etlerini nereye koyacan? buzdolabına sığmayacak ve...
-Tamam Hasan bi daha görüşmeyelim.
-Abi daha çamaşır makinasını anlatacaktım. Fikrimühimim ben...
-Çat!!

löst



gürgen özün kahkaha tufanını izlemek için ttnetin verdiği reklamlara da anlam veremedim. lütfen @ttmail uzantılı adrsini gir diyor. dijitürk mübarek. müşteriye bu şekilde bir katmadeğer sağladıklarını düşünüyorlar heralde. ttnet adsl kullan bla bla bla... ttnet video özel yapımmış kendileri. şu youtube yasaklanmayacaktı ki o zaman görürdüm bunların halini. gerçi 4 bölüm çekmişler şimdilik tutuyo heralde yada paraları bol bilemedim. neyse reklamını gördükçe tıklayıp sayfayı kapatayım. pek bir işim yok nasıl olsa:) kendi kendime eylem yapmış olurum:)

07 Aralık 2008

Panik Yok!

Panik Yok Krize Yenildik, Parfümeri Deposunu Kapatıyoruz
:)

28 Kasım 2008

Destere Ekşisözlük vs..

Sözlüğün son tema reklamı Destere filmi olmuş. Bu reklamı veren arkadaşı tebrik ediyorum gerçekten. Klasik tema reklamlarda, anasayfada ilgili başlık için reklam kullanıcısının afilli bir yazısı çıkarken, bunda reklamı veren, ekşicilerin filme küfrettiğini bildiği için anasayfada destere başlığını açmayarak "akıllılık" etmiş. Destere başlığına geldiğimizde tahmin edileceği üzere reklam entrisindeki yorumdan başka, zorlamayla nötr denebilecek sadece bir iki tane yorum var. Reklam entrisi de çok güzel, "oyun üüle oynanmaz büüle oynanır". Yazarları değilse de, okurları hedefleyip onları ikna edeceklerini düşünerek vermişler bu reklamı herhalde. İllaki mantıklı bir açıklama olacaksa bundan iyisini bulamıyorum. Yok yani eğer paraları saçmaya çok niyetliyseniz bana verin. Verdiğiniz paranın yarısıyla en yakın sinema salonundan bütün destere biletlerini alacağımı garanti ediyorum. Yok ben almayım küfür müfür de olsa reklam reklamdır diyorsan o ayrı mesele...

Fakir Solar&Küresel Isınma





Fakir'in son infrared ısıtıcı reklamındaki fakir logosunun ortaya çıkışı bana küresel ısınma ile ilgili yapılan diğer videoları hatırlattı. Dolayısıyla da Fakir Solar ısıtıcının küresel ısınmayı artırıcı bir etkisi olduğu gibi bir algı oluşturabilir gibi geldi. very very very green marketingin popüler olduğu bu döneme pek yakıştıramadım bu reklamı. Belki de ben çok dolaylı düşünüyorum. Sadece basit bir şekilde buz eriyor, bu da bir ısıtıcı demeliyiz. Bilemedim...

26 Kasım 2008

Jembey fazla rahatt

Türk telekom kampanya yapmış. kampanya süresi 7 nisan 2009'da doluyor. ama hem bilboardlarda hem de google reklamı olan çıkan reklamlarda "yıl sonuna kadar sms bedava" ibaresi var. Yıl sonu ile kastettikleri yüzde 99.999 31 aralık 2008 fakat bilboardlardaki ve sitedeki 2009 ifadesiyle çelişiyor. Telekomun sitesindekli kampanyanın açıklandığı sayfada sms hediyesinden bahsedilmiyor bile. sonradan eklemişler bu hediyeyi galiba!1 ocak 2009'da gidip reklamı gösterip 31 Aralık 2009'a kadar sms bedava mı desem muhtemelen bana güzel bir "Nah" çekerler. Bu birinci tespit (Fatih çekirgenin 1. yazı 2. yazı demesi gibi oldu:))
Bir diğer tespit görseli yukardaki gibi olan google reklamına tıklanınca kampanyanın esamesinin okunmadığı telefon tarifelerinin olduğu sayfaya link vermeleri. Google'a boşu boşuna para vermek bu olsa gerek. En azından linki tt sitesine vermişler turkcell sitesine de verebilirlerdi bu umursamazlıkla:)
Bir diğeri de kampanya sitesindeki telekom açıklaması. Kampanyayı yapış sebebini şyle açıklıyor telekom:

Türk Telekom müşterilerine verdiği değeri göstermek amacıyla, kablosuz ev telefonlarını, piyasa değerinin oldukça altına, hem de “24 ay” taksitle sunuyor.

Bu kampanya ile Türk Telekom, 24 ay boyunca Türk Telekom abonesi olmayı taahhüt eden tüm TT müşterilerini kablosuz ev telefonu sahibi yapmayı hedefliyor.
Müşteriye verilen hangi değer yahu, kimi kandırıyorsun sen? Tamam afilli kelimeler güzel ama komik de olmamak gerek değil mi? Mevcut müşteriden 30 ytl yeni müşteriden 15 ytl alan, sadece internet hattı kullananlardan mecburi telefon sabit ücreti alan bir yerden bahsediyoruz. 24 ay boyunca taahhüt ne demek? 2009 başında sabit telefon hatlarının da rekabete açılacağını bilmiyor olabilir müşteri belki ama ben burdan tekrar hatırlatayım. Telekom belki sitesindeki ibareyi rekabet başlamadan sizi bir şekilde bağlamak istiyoruz diye değiştirmez ama yine de müşteriye değer verdiği için ibaresini de kaldırır. Kim bilir!
Sonuç itibariyle Gora wallpaperlarını aveadan indiren amma ve lakin evde ev telefonu işte iş telefonu kullanan JemBey'in fazla rahat olduğuna karar verdim ben. Bilmem siz ne dersiniz?

21 Kasım 2008

Neden Blog?


Iraz mimlemiş beni Neden Blog? demiş dört tane de soru sormuş. Biraz geç olsa da seve seve cevaplayayım efendim.

Blogları ilk gördüğümde web 1.0 ne 2.0 ne diye sorsalar "hönk o da ne derdim sanırım"
Açtığım ilk blog reklamfikirleri 2007 başında aklıma gelen reklam fikirleri geldiğiyle kalmasın diyerek halen blog nedir bilmeden başlattığım bir blog oldu. Sonra bnf yi açtım ve olaylar gelişti:) Şimdi bloglarla ilgili tez yazar-yazmaya çalışır bir hale geldim:)


1-) Peki ben neden blog yazıyorum?

Reklamfikirlerini fikirler içimde patlamasın diye açmıştım, bnf ise yorumlar içimde patlamasın diye açtığım bir blog. reklamfikirlerinin içinde biraz da ego var ama bnf tamamen paylaşım amaçlı:) bir süre yazdıktan sonra ise bir sorumluluk hissi oluştu zaten bloglarıma karşı yazmayınca kendimi suçlu hissediyorum bir görevi yerine getirmemişim gibi adeta:)

2-) Blog yazısı konularının belli bir çizgide olmasına özen gösteriyor muyum?

Pazarlama uygulamaları ile ilgili olmasına dikkat ediyorum ama yine de çarpıcı bir şeye rastlamışsam bnf'de yazmama için bir sebep yok.

3-) Blog yazmayı ne kadar sürdüreceğim?

Uzun süre:) Belki zaman kıtlığından veya dünya telaşından bir süre yazadığım zamanlar olabilir ama yine de süresiz olarak blog yazmayı bırakacağımı hiç sanmıyorum.

4-) Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum ?

Aslında şimdi blog yazmak yerine tezle ilgili biraz daha literatür taraması yapsam fena olmaz:)

Ben de bu mim dalgasında mikrofonu Bilal Bey'e uzatıyorum:)

17 Kasım 2008

Acity AVM


Bir anlam veremedim. Bu acity'nin reklamlarını takip etmek gerekiyor, adamlar açılalı bir ay olmadı bir önceki reklam afişlerinde "Tarihi Ankara Mısır Çarşısı"ndan bahsediyorlardı. Başlangıçları böyle bakalım sonları nasıl olacak:)
düzeltme: meğer acity açılalı bir aydan çok daha fazla olmuş ama ben yei görmüşüm reklamlarını...

09 Kasım 2008

Annemle Pazarlama: Calgonit


Şurda Calgonit'in ismini finish olarak değiştirmesinden bahsetmiştim.
Bugün annem bulaşık makinesini çalıştırırken kendi kendime annemi tek kişilik fokus gruba dahil edeyim dedim:)
-Finish diye bi marka varmış duydun mu?
-Yoo hiç gözüme çarpmadı (Kutuyu on saniye önce yerine koydu)
-Calgonit Finish oluyomuş
-Hiç duymadım valla, niye değiştiriyorlarmış ki? Yıllardır calgonitti bu alışmışız, başkası mı satın almış?
-Yoo, başkası almamış. Markete gidince görsen finish diye biz calgonitiz aslında deseler?
-calgonitin adını kullanıp kandırıyolar sanırım yine calgonit ararım. gerçi baban gittiği zaman umrunda olmaz calgonitmiş finish miş (aslında burda babamın da markayı önemsemese de göz alışkanlığı olan markaya yönelmesi beklenir)
bir süre sonra dayanamayıp kutuyu almış eline annem
-bunu mu söylüyordun? (finish logosunu göstererek) ben bunu görsem de farklı olduğunu anlamam ki burda hala calgonit yazıyor, deterjanlara lavanta kokulu bilmem ne kokulu dedikleri gibi calgonitin yeni bir özelliği sanırım. burda calgonit yazıyo hala öbürüne bakmam ki
-işte bi süre böyle yapacaklar sonra değişecekler heralde
-hmmm parayı yaptıklari gibi, alışalım diye ytl yaptılar sonra tekrar lira yapıyorlar ya
-onun gibi bir şey herhalde....

05 Kasım 2008

Oy Verene Starbucks'tan Kahve


Önemli olan ona ya da buna oy vermen değil demiş Starbucks, Önemli olan %54 yerine %100 katılımın olduğu bir seçim olsa, seçim zamanında gösterilen hassasiyeti her zaman göstersek toplumumuz, ülkemiz, dünyamız daha iyi bir yer olmaz mıydı? Siz oy verin biz de size kahve ısmarlayalım, tek yapmanız gereken oy kullandıktan sonra gelip oy kullandım kahvemi istiyorum deyin biz de size GURURLA kahvenizi sunalım.

Reklamın üç aşağı beş yukarı çevirisi böyle. Ben çok beğendim! Alkış!

Çakal Google Reklamı

Bu site yerine bize gel! Oh ne ala:)

04 Kasım 2008

Finish: Calgonit Markasının Yeni Adı!

Bir marka için isim değiştirmek oldukça zor olsa gerek. Hele jenerik bir markaysa bu daha da zor olur. Müşteri o isme alışmıştır ve o ürünü almasa rakip ürünü alsa bile aldığı ürün "jenerik isim"dir. Böyle bir markanın ismini değiştirmek de oldukça cesur bir hamle olur. Müşteri eğer jenerik ismi otomatikman raftan alıyorsa rafta jenerik ismi görmediği zaman diğerleri arasında sil baştan tercih yapmak zorunda kalabilir. Bu da markanın kemikleşmiş garanti satışlarını bile azaltırken potansiyel müşterilere yeni isimle güven aşılamak için ayrı bir efor harcanması gerekir.
Calgonit de böyle bir isim değişikliği kararı almış ve ismini Finish olarak değiştirmeye karar vermiş. Belki diğer ülkelerde jenerik olmadığı için isim değişikliği büyük sorun olmamıştır ama Türkiye'de bunu tüketiciye benimsetmek için ilginç bir yol seçilmiş. Kutunun üstünde hem finish yazıyor hem calgonit ve "finish- calgonit markasının yeni adı" yazıyor. Bir süre bu şekilde satış yaptıktan sonra finish'in kutu üzerindeki fontunu gittikçe büyüterek sonunda calgoniti tamamen ortadan kaldıracaklar galiba.

Üretici firma Reckitt Benckiser web sitesinde ürünler kısmında calgonit yok finish var. Firma aynı ürüne farklı ülkelerde farklı isimler vermiş Calgonit/Finish/Neophos/Electrasol. Türkiye'de neden böyle bir değişikliğe gittiklerini merak ettim doğrusu. Calgon ve Calgonit arasındaki isim benzerliğinin tüketicilerin iki ürün için de oluşturdukları algıyı olumsuz etkilediğini bulmuşlardır belki ve ikisnin farklı işlevleri olan iki farklı ürün olduğu algısını güçlendirmek için fonetik olarak benzemeyen isimlerde karar kılmışlardır. Aklıma gelen tek açıklama bu.
Ama herşeye rağmen isim değişikliğinin böyle sessiz sedasız yapılması ilginç geldi. Kutu üstündeki finish markanın yeni adı yazısı kaç kişinin dikkatini çeker acaba? Çoğu kişinin finishi calgonitin yerine geçecek bir marka ismi olarak değil renault megane'ın megane'ı gibi bir alt isim olarak algılayacağını ve ambalajı detaylı incelemeyeceğini düşünüyorum. Bu taktik hedeflere ulaşmalarını ne kadar sağlayacak merak ediyorum doğrusu. Henüz web-sitelerinde finish'in f'si bile geçmiyor! Finish.com.tr adresini almışlar ama reckitt'in global sitesine yönlendirmişler Calgonit Türkiye'ye değil! Herhalde tam geçişten bir süre önce yoğun olarak reklam yapılır biz artık finish'iz diye. Onun için de 2009 bütçesini bekliyorlardır.
Acaba ben mi görmedim isim değişikliğiyle ilgili duyurularını/reklamlarını kadın programları/dergileri ile işim olmadığı için ama internette bir kaç anahtar kelimeyle yaptığım aramalarda quantum finish diye bir üründen başka bir şey görmedim ki o da aslında calgonit olarak yazılmış.
Bakalım neler olacak? İsim değişikliği sürecini, önce/sonra bilinirliğie ve satış rakamlarına yansımalarını merak ediyorum doğrusu ama içerden biri olmadan da bilemeyiz herhalde bunu. Neyse ben kendi çapımda izlemeye devam edeyim:)

02 Kasım 2008

Turkcell misin Avea mı?

Bugün varmısın yok musun da bir anda köşede tanıtıcı reklam ibaresi göründü ve acun abimiz "biliyorsunuz kesintisiz iletişim önemli" dedi ve sonra Turkcell'in numara taşıma reklamını gösterdiler sonra da yarışmacılara sordu sizin başınızdan böyle bir olay geçti mi diye.
Ama acun abi sen selebritisin sen yüzde 98 diyorsan avea yüzde 100 çekerdi öyle değil miydi yoksa o zamanlar içinden "siz şimdilik avea alın ilerde turkcelle geçersiniz" diye mi geçiriyordun dedim kendi kendime... Gözlerim doldu...
Devir değişmiş hakkaten, bu devirde selebritine de güvenme, opinion liderine de... Sözleşmende rakip firmanın reklamını bir süre yapma de, derim ben:)
Yoksa zaten bi süre geçti de ben mi farkında değilim?

01 Kasım 2008

sütunlar santimler


Hürriyet Ankara'daki bilmem kaç sütun santimlik ilan.
Elbette insanlar şu diyaloğu yaşamak isteyebilir:

"-Hoşgeldiniz dahiliyi çevirin dokuza basın sıfıra basın hiç olmadı bekleyin
-müzik müzik müzik
-Alo ben resmi kayıtlı ajansları öğrenmek istiyordum
-aktarıyorum
-müzik müzik
-Alo ajansları öğrenecektim
-semt
-balgat
-x,y,z"

Diyalog farklı şekilde de gelişebilir, direkt ilgili kişi açar belki.
Ama madem böyle bir derdiniz var o sütun santimleri resmi ajans listesi için kulansanız daha iyi olmaz mı? Hadi yine de böyle kullandın diyelim ve aradılar bir de seriilan.hurriyet diye bir web adresi açmışsın okura burda da bilgi versen mesela ve ilanda bunu belirtsen.

Sözün özü bu ilan bana hürriyetin gazetedeki alanını rasgele harcaması gibi geldi.

Gibi gibi...

Ford Fiesta Reklam: TV vs Gazete



Bu Ford Fiesta'nın TV'lerde dönen reklamı, Tek fark Türkiye'de "this is now" yerine "şimdi zamanı" demesi

Bu da bugün Hürriyet'te yer alan reklam.

Reklam Fikirleri
'ni takip edenler ordaki fikirlerim için yaptığım görsellerin ne kadar zayıf bir photoshop bilgisiyle yapıldığını bilirler. Reklam Fikirleri "kişisel" bir blog olduğu için ve benim amacım görselden ziyade fikri yansıtmak olduğu için görseli de çok önemsemem işin açığı.
Fakat bu reklam "kişisel" bir yayın değil ve Türkiye'nin en çok satan gazetelerinden birinde yer alıyor ve görsel açıdan tatmin edici olması gerekiyor. Grafikten, tasarımdan çok anlamasam da Arabanın yanına konulan laptoplara şimdi zamanı yazmak daha önce bahsettiğim Sabah'ın yaptığı şekilde TV reklamını aynen basın ilanına aktarma gayretinin bir sonucu gibi geldi.
Tamam sloganı mutlaka reklama yerleştirmek istiyor olabilirsiniz ama sanki başka bir şekilde yerleştirilseymiş daha iyi olurmuş gibi geldi bana.
Otur sıfır diyemiyorum acaba sadece ben mi olumsuz düşünüyorum diye, siz ne düşünüyorsunuz?

30 Ekim 2008

Mustafa-Recep-Turkcell... N'oluyor?

Mustafa filmini duymayan kalmamıştır herhalde. İddiaya göre Turkcell Can Dündar'a demiş ki:
'Bizim toplumun her kesiminden müşterimiz var. Bu filme sponsor olursak bir kesimin tepkisini çekeriz'
Oldukça sansasyonel!

Ama benim mantığım Turkcell'in veya herhangi bir firmanın böyle birşeyi sponsorluk teklifini reddetme sebebi olarak söylemesini almıyor -tamam akit vakit vs söyler belki ama zaten mantıklı bir kişi de bu filmin sponsorluğu için oraya gitmez.
Turkcell daha sonra şöyle bir açıklama yapmış:

“Ülkemizin kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu, dünya tarihinin en önemli liderlerinden Ulu Önder Atatürk'ü, hem yurt içinde hem de yurt dışında tanıtacak projeler bizi heyecanlandırdığından, 'Mustafa' filminin sponsorluk önerisini değerlendirdik.


Çalışmalarına saygı duyduğumuz proje yapımcısıyla yaptığımız ön görüşmelerde, filmin beklentimiz yönünde Atatürk'ün liderliğini, dehasını ve kahramanlığını dünyaya tanıtmaktan çok, Atatürk'ün özel hayatına odaklanan bir film olduğunu görünce projede yer almayı tercih etmedik.”
Ama tabii ki iddia bir kere ortaya atıldı ve negatif PR yapıldı bile. çoğu kişi ilgili haberdeki Turkcell açıklamasını okumuyordur bile. Haberin altına yapılan yorumlar da bunu gösteriyor zaten. Açıklamadan sonra yapılan yorumlardan ikisi şöyle:
Recep İvedik'i reklamlarında kullanan ve sponsor olan Türkcelle bak sen. Hemen Türkcell hattımı iptal ediyorummmmmmmmm. Atatürkçüleri de iptala davet ediyorum.

aynen katiliyorum diger arkadaslara, bundan sonra benim icin turkcell koca bir sifirdir, aboneligimi de derhal iptal ettirecegimden emin olabilirsiniz...
Ve haberin ilk kaynağı vatan gazetesinin an itibariyle anasayfasında Turkcell'in cevabıyla ilgili bir bağlantı yokken ilk habere de açıklamayla ilgili herhangi bir bilgi-link verilmemesi de ilginç.
Daha önce dediğim gibi "velev ki (!) gerçekten bu sebeple sponsorluktan vazgeçmiş olsun" Turkcell, bunu direkt olarak Can Dündar'a söylemesi için söyleyen kişinin ya aptal olması ya sarhoş olması gerekir.
Kaldı ki haberlerde filmin konusu Atatürk olduğu için ne olursa olsun sponsor olması gerekirdi şeklinde bir yaklaşımla Recep ivedik'e 2,5 milyonu verdiler Mustafa'ya 300bin euroyu çok gördüler tarzı yaklaşımlar da "fair play" anlayışına sığmıyor bence. Böyle bir haber hedef alınan herhangi bir markaya sponsorluk teklifi götürülerek yapılabilir. Teklifi kabul ederlerse oh ne ala, kabul etmezlerse "Sibel Can'a şu kadar verdiler Mustafa'ya vermediler, Ciguli'ye bu kadar verdiler Mustafa'ya vermediler -daha gider bu-" şeklinde bir haber yapmak çok kolay. Direkt çamur at izi kalsın gibi bir mantık ortaya çıkıyor. Bu da tabii ki medya gücüne sahip olmanın nelere kâdir olduğunu gösteriyor.
Konuyla ilgili zaten yazmayı düşündüğüm bu yazıyı yazmam için beni tetikleyen Şermin Topçu'nun şu yazısını da okumakta fayda var: bir romantik sponsor ağlanması örneği:can dündar

Filmi yine de izleyeceğim o ayrı mesele:)

29 Ekim 2008

Bedava Digitürk İzle, Bedava Film İndir

Sayın Digiturk PR ya da “ANTIFRAUD” Departmanı Yetkilisi,

(tabii eğer hala işten kovulmadıysanız ;) )

Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.

Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.

Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.

Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.

Hatta zamanında, Danone‘nin kendi elinde olmadan içine düştüğü durumun İKİ MİLYON BLOGGER GÜCÜNDE daha kötü duruma, KENDİ ELLERİNİZ VE BECERİKSİZLİĞİNİZLE düşmüş olduğunuzun farkında olmalısınız.

Blogger altyapısının canlı ya da banttan yayın yapmaya olanak tanıyan imkan tanımadığı, üçüncü parti servislerden alınan embed kodlar kullanılarak başka bir servis üzerinden sağlanan içeriğe erişim sağlanması yoluyla dağıtıldığı, yani kendi sunucularında barındırmadığı herkes tarafından biliniyor. Buna rağmen Blogger.com’u engelleten güzide birimlerinizin başındakileri işten kovun bence. Bu işi bilen birilerini işe alın!

Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm.

Saygılarımla,

Bir Blog Yazarı

not:
Başlık hem SEO, hem de ironi amaçlıdır.

not 2:
Eğer şu an yasaklanmamış bir blogunuz varsa sizi de benzer bir çağrı yapmaya davet ediyorum (evet bu bir mimdir, ve bu yazıyı okuyan her blog yazarı bu mim’e davetlidir)

not 3:
Konu ile ilgili yorum ve düşüncelerinizi duymaktan mutlu olacağım.

not 4:
Blogunuzda bu konuyla ilgili tepkinizi belirmeye üşenmeyin (bkz: not 2)

not5:
Orjinal mim burada fikribol’da bulunmaktadır.

not 6: mim işe yaramış!

27 Ekim 2008

İnteraktif Pazarlama Zirvesi: Digitürk ve Blogger Bir Arada

Biraz önce İnteraktif Pazarlama Zirvesi'nin tanıtım mailini gördüm.
Zirve 10 Kasım'da yapılacakmış. Sponsorları arasında ikisi dikkatimi çekti Google ve Digitürk.
Progamdaki bazı konular da şunlar:

"İnternet Yayıncılığı ve İçerik"

"Social Networkler: “Senin için bitti ama başkaları için yeni başlıyor.”
Social networkleri ayakta tutan motivasyon nedir?"

"DIGITURK’TEN IPTV
Yeni Bir Mecra Geliyor"

"Sahi Youtube Neden Kapanmıştı?
9 Kusurlu Hata
Internet Güvenli mi, Güvenli Internet mi?"

"Derinlemesine SEM"

Blogger'ın kapanmasının ardından Dijitürk ve Google'ın bir araya gelmedi ironik olmuş. Bakalım orda kahve molalarında ne konuşacaklar. Pazarlığı bağlayabilecekler mi:)

Bunlar da Blogger'ın kapanması üzerine Digitürk'e yönelik seçme yazılar olsun:
http://www.ozguremre.com/2008/10/27/blog-kapatmalarinin-faili-belli-oldu-digiturk/
http://www.marketallica.com/2008/10/26/yln-pr-skandal-digitrk/
http://branderen.blogspot.com/2008/10/blogger-kapattran-digiturk-kriz.html
http://www.antifit.com/?p=1441

26 Ekim 2008

Yassak kardeşim!

Blogger kapandı, reader boş kaldı.
Bu siteye erişim... yazısının altına ingilizcesinin de yazılması da oldukça ironik: "Access to this web site has been suspended in accordance with decision no: 2008/2761 of T.R. Diyarbakır 1st Criminal Court of Peace." yerine "Hey guys! We censored blogger, God bless our legal system and holy lawmakers" deseler daha iyi olurmuş. Türkiye'de yaşayıp türkçe bilmeyenleri bilgilendirmek amacıyla yazmışlardır bu bilgi notunu muhtemeln. Çok ince bir davranış!
Bu kapanmanın olduğu gün Nokia'nın yeni N96 reklamında "bloğunda kendini ifade et" gibi bir ifadeyi görmek de ilginç oldu. Blog kelimesini ilk defa bir reklamda duydum. Bu blogcuların kritik kütleye ulaştığının ya da kısa sürede ulaşacağının bir göstergesiydi belki de ama Nokia'nın tüm reklam yatırımı boşa gitti:) ya da en azından reklamın o kısmını "bloğunda kendini ifade et edebilirsen" diye değiştirmeliler tekrar stüdyoya girip ses kaydı vs yaparak!
Yazmayacağız,okumayacağız artık. Boks müsabakalarında ringde dolaşıp kaçıncı round olduğunu gösteren kızlar gibi birileri karşımıza geçecek ve ellerinde çeşitli dövizler/yazılar -her neyse artık- gösterecek bize. Dövizde Alkış yazdığında alkışlayacak, Gül yazdığında gülecek, Ağla yazdığında ağlayacağız!
Falan Filan...

http://groups.google.com/group/sansuresansurhareketi
sansuresansur.org

24 Ekim 2008

Marka Olmak!

Arzu Avrupa Yakası'nda bölümü nasıl Ikea'ya adadıklarını yazmış,şöyle demiş:
Mağazanın renkleri mavi ve sarı olunca, bu övülen mağazanın neresi olduğunu anlamak güç olmadı. Dün geceki bölüm İkea'ya adanmıştı dersek yalan olmaz:)

Markanızı tüketicinin ayırt edebilmesini sağlayabiliyorsanız o zaman illaki bağırmanıza gerek kalmaz ben burdayım diye -Gerçi Avrupa Yakası'nda bütün oyuncular abartılı olduğu için bunu da abartmışlardır tahminimce:)- renkler, logolar ya da tek bir ses yeterli olabilir. Daha önce de Eren Bundan Bahsediyoruz demişti.
Evet, marka olmak! Bundan bahsediyoruz!

Bu arada Ikea'nın ingilizce bir reklamını izledim. aykiya diyorlar i-ke-a yerine, şaşırdım:)

Ankara'dan Billboard Manzaraları


Yapı Kredi Reklamı,
Gerçekten çok hoşuma giden bir teknolojik yenilik doğrusu Garanti'den bekler olmuştum yenilikleri YKB şaşırttı beni:) Sadece Faturanın barkotunu okutup fatura ödemek güzel bişey olsa gerek:) Ama İgdaşı da Ankara'daki bilboardlara koymaları şart mıydı merak ettim. Yeterince reklam mesajı alıyoruz zaten..

Bu da FTS 64 diye bir markanın reklamı.
İlk defa duydum kendilerini bunda da YKB reklamı gibi bir durum var.En alttaki Ümraniye AVM hangi Ankaralının umrunda. zaten kısıtlı yer vs çok sayıda mesaj! Sadece Mudolarda yazsa Ankara ilanlarında baskı maliyeti çok mu artardı acaba?
Sabah Reklamı
Kenan Işık'ın bu reklamda ne işi var yahu, resminin hemen altında MEB tavsiyesi yazıyor. Bir an Hüseyin Çelik gitti mi dedim:) TV reklamında tok sesiyle iyi gidiyor buraya da olur diye mi koymuşlar acaba. Ya da TV reklamının basılı versiyonu demişler de grafikçi Kenan Işık'ı nereye yerleştirecez yahu diye mi düşünmüş:)

Güzel Türkçemiz


ELEKTİRİK SÜPÜRKE TORBASI V. A R ...!
PIÇAK MAKAS BİLENİR

19-10-2008- PAZAR GÜNÜ TAŞi Naçamızdan Dolayından PAMİR APARTMANI ÖNÜNE PARK YAPMASSANI SeviNiRiZ N=6- DAİRE

21 Ekim 2008

web 2.0, turizm vs...


Guy Kawasaki bir gün İstanbul'a gelmiş, künefe yemiş ve bunu twitter'da paylaşmış. Twitter'da Guy'ı takip eden 22189 kişinin yanı sıra FF'te bunu görenler olmuş üstelik görenler arasında sadece Guy'ın feedine abone olanlar değil o abone olanların feed'ine abone olanlar da varmış. Bitmemiş bir de tweet linkindeki blog yazısını okuyanlar da künefeden, İstanbul'dan, Türkiye'den haberdar olmuş. Haberdarlarsa da tekrar düşünme fırsatını bulmuşlar. Belki de bu yazıyı Reader ile arkadaşlarıyla paylaşmışlar veya bloglarındaki widget sayesinde Guy'ın son yazısına tıklayan blog ziyaretçilerini haberdar etmişler. O bloğa diğer yazılar için gelenlerin de künefeyle ilgili yazıyı görmesi muhtemelmiş ve onlar da bu kervana katılacaklarmış -belki bugün belki beş ay sonra. Guy'ın bu yazısının stumbleupon'da ya da digg'de ya da bir başka web 2.0 sitesinde yerini bulmaması için de bir sebep yokmuş.
Türkiye'ye gelen her yabancı Guy Kawasaki değilmiş ama yine de onlara unutamayacakları bir deneyim yaşatmak binlerce dolara yapılacak reklamın yerini alabilirmiş. Ama unutmayacakları deneyimin kötü olması halinde de tam tersi bir etki olabilirmiş, bunu da akılda tutmak lazımmış...

Bu da böyle bir web2.0 hikayesiymiş:)

20 Ekim 2008

Eğlendirmek vs Satmak: Molfix


Bugün ablam Defne çok seviyor diye molfix reklamını açtı. Defne emeklerken bile bu reklamın sesini duyduğunda tüm hızıyla TV'ye yöneliyormuş. Sonra Defne"Vuu-vuu" diyerek bilgisayarı işaret ettiği için de 7-8 kere tekrar tekrar izledik reklamı.

Ben:Peki molfix kullanıyor musunuz
Ablam:Yoo
Ben: Niye
Ablam: Prima daha iyi
Erdal Abi: Aslında hiç denemedik bile

Molfix'in bu reklamı daha önceki reklamlarının başarısı üzerine yapılmıştır heralde diye düşünüyorum ve muhtemelen geri dönüşü de olmuştur. Ama yine de bu diyalogdan sonra bazen markaların eğlendireyim, şaşırtayım, merak uyandırayım vs derken satmayı unutabildiklerini düşündüm. Bu reklam da da sözlere dikkat eden bebek sahiplerine molfix al dense de sözleri umursamayıp önemli olan bebeğimin eğlenmesi bizim de gülmemiz diyen ablamlar gibi ebeveynler için etkisiz bir reklam olmuş.
Demek ki neymiş "Satın Al" mesajını nasıl verdiğin önemliymiş,Bu mesaj arada kaynamamalıymış, eğlence vs ile bunun dengesini iyi tutturmalıymışız:)

Bu arada videoyu ilk başta başka bir video sitesinden buldum ama bloğa eklemek için üyelik isteyince dailymotiona geçtim. Zoraki üye yaparak kazanabileceğini düşünen -özellikle de sektörlerinde tek olmadıkları ortadayken- bu salakları -firma ismi vermediğim için kendimi salak demekte özgür hissediyorum:)- kınıyorum:)

13 Ekim 2008

Turquality Italian Design Colin's Style


Geçenlerde YKM'nin yanındaki Colin'ste gezerken bazı kazakların üzerinde Turquality yazan kağıtların yanına bir de Raumer %100 Italian Design yazan kağıtların iliştirildiğini gördüm. Bütün Ürünlerde Turquality etiketi var ama bu Italian design etiketi sadece belli kazakların üzerindeydi. Fotoğrafını çekeyim öyle yazarım demiştim ama haftasonu tekrar gittiğimde o her iki etiketi de taşıyan ürünleri göremedim.
Turquality web sitesinde Turquality'nin misyonunu şöyle açıklıyor:
  • Güçlü global markaları geliştirerek ülkemizin ihracatını artırmak,
  • Geliştirilen Türk markaları eliyle “Türk Malı” imajını ve Türkiye’nin itibarını güçlendirmek,
Bir ürünün %100 Italian Design diye pazarlanmasına itirazım yok ama bu etiketin bir arada bulunmasını da yadırgadım doğrusu. Bilmem siz ne düşünürsünüz?

Ruffles Aile Boy Hediye


Biraz önce Altunbileklerden promosyonlu Ruffles aldım. Büyük boy peynirli soğanlıya orta boy sade ruffles'ı yapıştırmışlar. Ama bant yerine nasıl bir maddeyle yapıştırdılarsa paketleri orta boyu ayırayım derken büyük boyda kurşun deliği gibi üç delik çıktı ortaya. Belki de aldığım sırada da vardı o delikler ama emin olmadığım için net bir şey diyemiyorum. Eğer öyleyse daha da kötü!
Bu da demek oluyor ki büyük boy ruffles'ı hemen tüketmeliyim ya da paketin hava almasını önlemek için sıkı sıkı kapatmaya çalışmalıyım delikleri. Kısa sürede tüketmezsem bütün cipsleri büyük boy fiyatına hatta belki biraz daha fazla fiyata orta boy cips almış olacağım. Ne kadar zekice-tam bana göre:)
Promosyon yapmak önemliymiş ama ambalaj da paketleme de önemliymiş. Dikkat etmek gerekirmiş!

Not: Paketin arkasında yazan yazılar:
Satış yerlerindeki uygun olmayan şartlar nedeniyle bozulan ve son kullanma tarihi geçen ürünler firmamızca geri alınır.
Ürün Paketi açılmış veya delinmişse satın almayınız. Kuru ve serin ortamda saklandığı takdirde son kullanma tarihine kadar tazeliğini korur.

12 Ekim 2008

Avea-Aradığınız kişiye...


Avea'nın güzel bir hizmeti var. bir kişiyi aradınız ulaşamadınız. O kişi telefonu açtığında artık ulaşılabiliyor istersen ara diye mesaj atıyor. ekstra bir ücret faturaya yansıtılmadan veriyor bu hizmeti. Bu ücretsiz hizmet karşılığında da mesajın en altına serdar ortaç ringa'da vs diyerek reklamını yapmak istediği bir servisle ilgili bir şeyler yazıyor. Müşteri olarak faydalı bir servisi ücretsiz ve benim talebim olmadan aldığım için de böyle bir reklam mesajına "flaş flaş süper bi servisimiz var" gibi bir mesaja küfrettiğim gibi küfretmeyip sadece mesajı silmekle yetiniyorum. Avea da bu arada mesaj ilgisini çeken müşterilerin talebini diğer müşterilerden küfür yemeden artırıyor.
Ne güzel:)

Milli Gurur Milli Forma


Bugün bir arkadaşımla birlikte Metro alt geçidindeki Milli Gurur Milli Forma Sergisini gezdik. 1950'den bu yana çeşitli koleksiyonlardan milli formaların yanı sıra çeşitli milli maçlarla ilgili gazete sayfaları, milli maç biletleri vs sergileniyor ve bir yandan da ekranlarda eski yeni milli maçlar gösteriliyor. Hasan Doğan adına da bir anı defteri açılmış. Velhasılı kelam güzel bir sergi. Gitmenizi tavsiye ederim.
Ama sergiyle ilgili aklıma takılan bir şey var o da tanıtım afişleri. Afişte TFF, Mercedes Benz ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin sergiyi ortaklaş düzenlediği anlaşılıyor ama afişte tartışmalarıyla meşhur Ankara amblemi yok. Melih Gökçek nasıl olmuş da böyle birşey yapmış merak ettim. Ya da nasıl olmuş da ikna etmişler logoyu koymamaya. Aklıma hiç bir şey gelmedi. Bir tahmini olan?

Starbucks Deneyimi


Starbuckslarda şöyle bir yazı vardır:
"Starbucks deneyiminizin mükemmel olmasını istiyoruz. Eğer içeceğinizden memnun kalmadıysanız lütfen değiştirmemize izin verin"
kelimesi kelimesine değilse de bu mealde bir yazı...
genelde de deneyimlerim güzel oldu, beğenmediğim içeceğimi değiştirdim, kasiyerlere starbucksla ilgili merak ettiğim bazı şeyleri sorduğumda güleryüzlü ve detaylı cevap aldım, güzel kahve içtim güzel çikolata yedim güzel müzik dinledim vs...
Ve gerçekten de Starbucks'a gittiğimde keyifli bir zaman aralığı beklentim oluyor. Fakat ve Lakin Tunalı Starbucks'ta ikidir deneyimim mükemmel olmuyor. ama mükemmelliği bozan kahve vs değil tuvalet! Geçen gidişimde tuvaletten denyonun birisi sabunluğu çaldığı için sabun yoktu (sebebini çalışana sormuştum), bugün de muhtemelen yine denyonun birisinin sifonu nasıl becerdiyse kırması sonucu ağır bir koku.... Ordaki çalışanlarla direkt bir ilgisi olmasa da bu da Starbucks deneyiminin bir parçası ve çalışanlara böyle bir durum ortaya çıktığında maliyeti ne olursa (ki çok fazla olacağını düşünmüyorum ) bir an önce temizlikle ilgili problemleri kendi insiyatifleriyle gidermeleri konusunda yetki verilmeli diye düşünüyorum. Özellikle Starbucks bu tür bir deneyimle karşılaşmayı hiç ummadığım bir yer olunca etkisi de büyük oluyor. Bir çok yerde öyle ya da böyle karşılaşınca Starbucks'a "Sen de mi Brütüs" diye sorası geliyor insanın!

08 Ekim 2008

Cesur Yeni Dünya


Bugün bir arkadaşımın önerisiyle Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya isimli kitabını aldım. Kitabın yayınevi İthaki, orijinal dili İngilizce, çevirmeni Ümit Tosun. Kitabın önsözünden sonra Nicolas Berdiaeff diye bir amcamın bir paragraflık sözlerine yer vermişler. Nicolas amcam sözlerini fransızca söylediği ve çevirmen fransızca bilmediği ya da çevirmendeki kitapta da fransızca olarak yer aldığı için Nicolas'nın sözlerini İthaki de aynen fransızca olarak koymuş kitaba. Ama benim Fransızcam da o yazanları anlamaya yetmiyor:) Sadece "Ütopyalar bir gün gerçek olabilir"e benzer birşeyler söylediğini düşünüyorum:)
Siz olsanız o bir paragrafı bir başka çevirmen bulup Türkçe'ye çevirtirmiydiniz yoksa Fransızca kalsın havası olsun mu derdiniz?

Volvoline


İzmir'den Ankara'ya uçak bileti alacağım zaman sırayla havayolu şirktelerini aramıştım.
THY: 444 0 THY
Atlas: 444 0 ETS
Pegasus: 444 0 PGS değilmiş meğer o numarayı siemens mi başka bir firma almış:)

Her neyse efendim ne kadar telefon numaralarını söylerken 123 45 67 şeklinde 3-2-2 taktiğine alışsak da yukarıdaki gbi akılda kalıcı kombinasyonlar olunca işimiz kolaylaşıyor. kombinasyon akılda kalıcı değilse 3-2-2'yi bozduğumzda ister istemez duraksıyoruz. İsterseniz şimdi cep numaranızı 3-2-2 değil de 2-3-2 ya da 3-3-1 gibi bir kombinasyonla söylemeye çalışın. Bir an duraksıyor insan ister istemez.

Bugün de gazetede Volvo ilanını gördüm. Onlar da telefon numarası kombinasyonunu değiştirerek 444 48 58 yerine 44 44 858 şeklinde 2-2-3 taktiğini benimsemişler. Belki de bi farklılık olsun böylece akılda kalıcı bir numara olur demişlerdir ama alışkanlıkları yıkmak zordur.Sırf farklılık olsun diye alışkanlığı değiştirmeye çalışmak gereksizdir. Ki zaten bence numaranın normal söylenişi daha akılda kalıcı.
Bilmem siz ne düşünürsünüz. Yoksa fazla mı ayrıntıya bakmışım:)

05 Ekim 2008

Hayatımızı Değiştiren Tasarımlar

Biraz önce bigumigu'daki reklam linkine tıklıyarak Tofaş'ın hayatımızı değiştiren tasarımlar isimli web sitesine girdim. Konusu ampul, çatal iğne vsyi eşleştirmece şeklinde ilkokul düzeyinde bir oyun görünce ve yanında şu şu ödül yazınca "Tam benim düzeyimde bir oyunmuş" diyerek oyunu yüksek başarıyla(!) :) tamamladım ve aşağıdaki ekran çıktı. En altta gördüğünüz üzere "girdiğim bilgilerin doğrudan pazarlama ve veritabanı oluşturmak amacıyla kullanılmasına izin veriyorum" kutusundaki tiki kaldırınca kendimi kurtaracğımı düşündüm ve "Gönder gitsin" düğmesine bastım.

Daha sonra şu gizlilik politikası katılım koşulları neymiş diye bakınca gördüm ki ben baştan zaten doğrudan pazarama şartlarını kabul etmişim.
Bu katılım kurallarında yazan:
Tofaş, bu yarışmaya katılan yarışmacılara tanıtım amaçlı e-posta gönderim yapma hakkını saklı tutar.

Bu da Gizlilik Politikası'nda yazan:
Web Sitesi üzerindeki çeşitli formların doldurulması suretiyle kullanıcıların kendileriyle ilgili bir takım kişisel bilgileri (ad-soyad, telefon, adres veya e- posta adresleri gibi) vermeleri gerekmektedir. Tofaş talep edilen bilgileri Tofaş veya işbirliği içinde olduğu kişiler tarafından/vasıtasıyla doğrudan pazarlama yapmak amacıyla kullanabilir. Kişisel bilgiler, gerektiğinde kullanıcıyla temas kurmak için de kullanılır.
Gizlilik Politikası'nda bir de şöyle yazıyor:
Tofaş, işbu gizlilik politikasında aksi belirtilmedikçe kişisel ilgilerden herhangi birini Tofaş'ın işbirliği içinde olmadığı şirketlere ve üçüncü kişilere açıklamayacaktır. ki aksi belirtilmiş.


Şimdi doğrudan pazarlama isteiğini anlayabiliyorum ama ama hem oraya o tiki koyup hem de "Aslında zaten kabul etmiştin demenin ne anlamı var onu çözemedim. Şark kurnazlığı mı başka bir şey mi??

04 Ekim 2008

Simit Sarayı//Al-Götür Simit Çay

Bildiğimiz simit
Bildiğimiz çay
Önce simiti tek bir yerde el değmeden üreterek farklılık yarattılar
şimdi de starbuckstan alışık olduğumuz al-götür uygulamasını çay-simit için uygulamışlar.
Basit bir fikir belki ama Starbucks'a özenip kahveci açmaya göre bu tür bir uygulama daha çok hoşuma gitti.
Simit Sarayı'na 10 puan!

03 Ekim 2008

Kredi Kartı Faturası

Kredi Kartı Faturası?
Her ne kadar haberin linkinde ekstre dese de koskoca hürriyetin anasayfasında bu şekilde görmek garip geldi...

01 Ekim 2008

Akbank Hesap Doğrulama

Akbank'tan hiç hesap açmadım ama bugün akbanktan yollanmış gibi görünen bir mail geldi. Daha önce de gelmişti. Mailde şöyle diyor:
Sayın Müşterimiz,

Akbank sizlere daha güvenli hizmet sunabilmek için, altyapı çalışmasına başlamış bulunmaktadır. Siz müşterilerimizin güvenliğini sağlamamız açısısından, lütfen 5890-04XX-XXXX-XXXX numaralı AKBANK HESAP KARTINIZI doğrulayınız. Doğrulama işlemini 72 saat içerisinde yapamamış olan müşterilerimizin, en yakın şubeye başvurmaları rica olunur.


AKBANK HESAP KARTINIZI DOĞRULAMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ >>

Linke tıklayınca ise hesap-akbank neokart-akbank gibi bir adrese yönlendirip bilgilerinizi girin diyor. İlk gelen adresi akbank kapattırmıştı ama ikincideki hesap-akbank adresi hala açık görünüyor. Bir adres kapanıca bir başka adresi aynı iş için kullanıyorlar.Bilginiz olsun. Eğer akbanktan kredi kartınız varsa yorgun dalgın bir zamanınızda böyle bir mail gelirse kredi kartı bilgilerinizi çaldırmayın.

29 Eylül 2008

Uzat Elini Türkiye

Şekerbank'ın sigorta kuruluşu SBN Sigorta'nın çok güzel bir reklam filmi dönüyor TVlerde ama ben filmin sonundaki Şekerbank sloganına takıldım. "Uzat Elini Türkiye" Google'da "Uzat Elini Türkiye" araması yapınca Şekerbank'la ilgili birkaç sonucun yanısıra bir sonuç var ki özellikle dikkat çekiyor.
Bu linkte bir derneğin Afrika'ya yardım çağrısına davet için şöyle diyor:

Kara kıta seni bekliyor: Uzat elini Türkiye

Şekerbank'ın sloganı da ilk etapta bunu hatrlatıyor. Müşteri bulmakta zorlanıyorlar galiba ve bizden elimizi uzatmamızı istiyorlar bilmem siz ne düşünüyorsunuz:)
Bir de google aramasındaki bir sonuçta Şekerbankın pazarlama iletişiminde yeni bir döneme girdiğinden bahsediyor. Bu sloganın Şekerbank'ın yeni dönemine damgasını vuracağına eminim:)
Konuyla ilgili bir fıkrayı da sewimsizbilginden okuyalım duruma iyice açıklık getirelim:)

24 Eylül 2008

Tadım- Tek Başına Eğlence!


Reklamfikirlerinin uygulanan ilk fikri de ben askerdeyken uygulamaya geçmiş, sewimsizbilgin haber vermişti sağolsun, blogda paylaşmak bugüne nasipmiş. Bence güzel duruyor:)

military obligation completed

her ne kadar 1 ekime kadar resmiyette halen asker sayılsam da kendimi gaziemirden dışarı atmış bulunmaktayım...
tekrar yazmaya başlayabilirim sanırım:)

16 Haziran 2008

97

Birkaç gündür Ankara'dayım. Şafağı 97'de durdurarak izne geldim.
Geçen 60 günde neler olduğunu hala kavrayabilmiş değilim, 23 Eylül'e kadar olacak şeyleri de katarsak aradaki farkı kapatmak biraz zor olacak galiba. Neyse ömür çok nasılsa.
Emret komutanım demekten fırsat bulup maillerimi kontrol edebildiğim bir arada Tadım'ın mailini gördüm ve olaylar gelişti:) Reklam Fikirleri'nde yayınlanan bir fikir ilk defa tüm Türkiye'de uygulanacak!
Aslında bir şeyler yazmak istiyorum ama ne yazacağımı bilmiyorum:) hem müjdeli haberi vereyim hem de blog boş kalmasın dedim:)
Türkiye'ye 20 Haziran'da aşarılar diler, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim:)

11 Mayıs 2008

Şafak Karanlık:)

Şaka maka askerliğin ilk ayı bitti ve cuma gün andımızı içtik:
barışta ve savaşta karada denizde ve havada her zaman ve her yerde...
Dağıtım yerim yine Gaziemir, bu hafta içinde bölüğüm belli olacak, heyecanla bekliyorum:)
hem bir aydır yazmamanın hem burda kelime haznemin 30a düşmesinin hem de dünyadan bihaber olmanın etkisiyle ne yazacağımı bilemiyorum ama blog bu kadar uzun süre boş durmasın dedim:)
Yolu düşenleri bekler, bir önceki yazıya yorum yapanlara teşekkür ederim:)
sevgiler, saygılar vs vs...

10 Nisan 2008

Ay Akşamdan Işıktır

bnf-imhoyu yazmaya başlayalı 13 ayı geçmiş ve 300'ün üstünde yazı yazmışım. Gönül bu yazıların Eylül'e kadar 500 olmasını isterdi ama Yaşar Paşamla konuştum "Sen 12 Nisan'da İzmir Gaziemir'e gel, Ulaştırma Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı'nda Eylül sonuna kadar Ulaştırma sınıfında er olarak kısa dönem askerliğin yap, bloğa da fırsat bulursan yazı eklersin" dedi:) Ben de "Vatan borcu namus borcu" diyerek yarın gece için otobüs biletimi aldım.
Sözün özü bir süre buralarda olmayacağım, fırsat bulursam belki bir şeyler karalarım o yüzden siz bnf'yi rss listenize ekleyin:)
En fazla altı ay sonra görüşmek üzere, kendinize iyi bakın:)

07 Nisan 2008

Microsoft Blog Ödülleri'ne Sponsor Olmuş!!


Blog Ödülleri için Eray'ın gizli gizli yürüttüğü sponsorluk çalışmaları sonuç vermiş ve Microsoft Blog Ödülleri'nin sponsoru olmuş. Ayrıca bundan sonra Blog Konferansı'nı da Bloglama düzenleyecekmiş. Benden duyduğunuzu sakın kimseye söylemeyin:)

Tebrikler Kahve Dünyası


7 Ocak'ta Kahve Dünyası ile ilgili kötü bir deneyimimi anlattığım şu yazıyı yazmıştım. Bugün Google aramasıyla gelen bir Kahve Dünyası yöneticisinin aşağıdaki yorumu bırakması çok hoşuma gitti. Blog yazımın google aramasında an itibariyle ilk sayfada çıkması bu yorumda elbette etkili oldu. Bu da blogların önemi açısından bir başka gösterge. Kahve Dünyası'nı bu yorumu bıraktığı için kara listemden çıkardım:) Müşteriyi geri kazanmak bazen bu kadar kolay olabiliyor:)

Tebrikler ve Teşekkürler Kahve Dünyası!

Önceki yazıya gelen yorum:
Bir Kahve Dünyası yöneticisi olarak acaba hangi Kahve Dünyası'ndan bahsettiğini öğrenebilir miyim? Normalde bizim hiç bir mağazamızda rezerve diye olay yoktur. Ama bazı müdürler yapmamaları gerektiği halde, kendi kendilerine bazı kurallar koyabiliyorlar. Hangi mağaza olduğunu öğrenebilirsem, kendisini uyarıp, en azından başka kimseye böyle saçma sapan bir cevap verilmesini engellemiş olurum.

04 Nisan 2008

Enstantaneler


Türkiye 2 Yıldan Beri Böyle Kampanya Görmedi: Ankara Tunalı'da bir beyaz eşyacı, iki yıl önceki kampanyayı merak ettim doğrusu:)

Geysu Eczanesi: İstanbul Göztepe civarlarında, geysu ne demek yahu:)

Rent A Japon: Yine Göztepe civarında bir araba kiralama firması. "Biz kozmetik ürün satmıyoruz güzellik satıyoruz" demişti ya bir abimiz, bu abimiz de japon kiralıyoruz demiş, çok beğendim

Hamamda Internet Keyfi: Ankara-Hamamönü'nde Tarihi Karacabey hamamı, önümde laptopla uzanırken tellağın kese atması nasıl olurdu acaba:)

Fordoğlu: Ulus-Ostim istikametinde bir araba tamircisi (galiba): "Biiiizzz henri fordun torunlarıyız!"

Fantaoğlu Market: Kütahya'da arkadaşımın babasının bakkalı, fantalar derlermiş onların sülaleye ne alaka olduğunu hala çözemedik, o arkadaşımı gördükçe her zaman eğlenirim "Cola-Fanta-Sprite-Soda-Ayran-Su..."

Prensip Sahibi Dilenci: Kadıköy'de elindeki kağıt mendili alıp 50 kuruş verdiğim yaşlı teyze "Bunun fiyatı 750bin, marketlerle aynı kefeye koyma beni ben açıkta soğukta çalışıyorum" dedi. mendili geri verdim, 50 kuruşumu geri aldım:)

02 Nisan 2008

Blog Ödülleri 2008


Blog Ödülleri 2008 başladı!
Aday olmak için 15 Nisan son gün ama siz yine de 15 Nisan'ı beklemeyip hemen aday olun bence!!
Ben yarışma başlamadan Eray'dan ödülümü bir kova KFC olarak aldım:) Siz de çok yakında açıklanacak güzel ödüllerden birine sahip olma şansı yakalamak, hem çekilişle verilecek sürpriz hediyelerden nasiplenmek için hem aday olun hem de oy verin. Ödüller 10 kategoride verilecek ve bu kategorilerde aday olan blogları inceleyerek "daha önce nasıl denk gelmedim böyle bir bloğa" diyeceğiniz bloglar keşfedebilirsiniz.
Bu kadarı yetmez ben sık sık soru sorarım diyorsanız adaylıkla ilgili olarak buraya oy verme işlemi ile ilgili de buraya bakabilirsiniz.

01 Nisan 2008

Bloglardan para kazanmak: kazaniyor.us


Bloglardan para kazanma konusunda Google Reklamları, Bloglama, Reklam Store vs... derken okunuyoruz.biz ile tanıdığımız İdris Cin kazaniyoruz.us isminde "kazanç odaklı servis" diye adlandırdığı yeni bir site açmış.
Şu anda test kullanıcıları alan sistemi ben beğendim, siz de hemen kaydolursanız daha önce denenmediğini sandığım bu projeyi kesinlikle beğeneceğinizi düşünüyorum.
İlgilenenler burdan buyursun!