Pages

26 Mart 2008

Mantı-Microsoft-Komi-Müşteri-Vs


Bugün bir mantıcıya gittik, komilerden bi tanesi arka masamızdakilere "nerede çalışıyorsunuz abi" dedi adamlar "microsoft" deyince komi başladı anlatmaya abi vista şöyle xp böyle...
microsoftçu amcalar ürün tanıtımı yapacak tiplere hiç benzemiyorlardı -kel ve ağır abi gibi görünenlerden:)- ama sabırla anlattılar vista iyidir alışınca bırakamayacaksın /şu modelden bahsediyorsun/o adam seni kandırmış/o bilgisayar şöyledir vs diye...
Ben de müşteriyle nerede karşılaşacağın ve o müşterinin sana az veya çok kazandıracağı belli olmaz, her zaman ürünün hakkında bilgili, hazır ve nazır olmalısın diyerek bunu aktarayım dedim.
Kominin hedef kitle olarak microsoftun ulaşmak için çok fazla efor sağlamayacağı birisi olduğu düşünülebilir belki -ki aslında o da korsan yerine orijinal ürün kullanması istenen bir hedfetir- ama arka masada bizim yerimizde microsoftun hedeflediği bir kişi de oturuyor olabilirdi. Kimbilir...
Bu arada gittiğimiz mantıcı Çiğdem Mahallesinde Dostlar Mantı diye bir yer, zeytinyağlı sarmayı değilse de mantılarını tavsiye edebilirim:)

E-fikri gelen?


Eray'ın blogda gördüm, İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü e-fikrim diye bir yarışma düzenliyormuş, bilimum başarılı e-ticaret sitelerinin sponsor olduğu yarışmanın ana sponsoru uygulanabilir bulduğu e-fikirlere yatırım yapan embrio imiş, birinciye dizüstü bilgisayar veriyorlarmış.
Anasayfada "E-Fikrim Proje Yarışması, internet alemine yeni değerler katacak fikirler geliştirmeyi amaçlıyor." diyorlar.
ODTÜ IEEE'nin düzenlediği Yeni Fikirler Yeni İşler yarışmasındaki ofis ve para ödülünü burada görmek hem katılım açısından hem de fikri mülkiyet açısından daha iyi olabilirdi tabii ki. Dereceye giren/girmeyen projelerden yatırıma değer görülen çıkarsa embrio'nun ya da diğer sponsorların ortaklık vs teklif etmesi ya da tek başlarına projeyi uygulamaları mümkün olsa da adamlar muhtemelen "ya çıkmazsa" diyerek kendilerini riske atmak istememişler gibi geldi. SSS sayfası şu anda açılmadığı için bu konuda bir şey diyemiyorum tabiiki
Yine de e-fikrim geldi diyenler burdan buyursun.

24 Mart 2008

Organ Bağışı Hayat Kurtarır!


Organ Bağışı ile ilgili bir kampanyada kesinlikle kullanılması gereken bir sloganım var keşke kullanılsa diyorsanız veya olmasa da düşünür bulurum diyorsanız buraya tıklayın ve yorum bırakın!

23 Mart 2008

Ufoyla Isıt Hayatı


Biraz önce Star'da Cennet Köşeler diye bir programın sonunu izledim. Programı Çocuklar Duymasın'ın havucu Furkan Kızılay sunuyor. Tabi artık büyüdü Ufo'nu reklam yıldızı oldu. Bu programın sponsoru da Ufo Cennet Köşeler, Hakanla Geziyorum, Şoray Uzun Yolda vs gibi Türkiye'yi gezen bir program anladığım kadarıyla, bu arada TRT'de uzun yıllar bu konseptte program yapan rahmetli Atilla İçli'yi de anayım.
Bu programda diyarbakıra gitmişler ve anladığım kadarıyla her programda o ildeki Ufo bayisinden bir Ufo alarak ihtiyacı olan bir aileye hediye ediyorlar. Hem Ufo'nun sloganı "Isıt Hayatı" ile birebir örtüşmüş, hem program içeriğinde reklam çıkıntılığı yapmıyor hem de çam sakızı çoban armağanı olarak Ufo için güzel bir imaj sağlıyor. Çok yerinde bir uygulama olmuş. Ufo'ya bir alkış.
Ayrıca evine elektrikli ısıtıcı almayı düşünen birisinin söylediği "Ufo olan Ufo'dan" alacağım sözünü birçok kişiye söylettiği için de Ufo'yu bu vesileyle ayrıca tebrik edeyim.

18 Mart 2008

Profilo Protein//Bedava DVD

Profilo, Protein diye bir e-ticaret sitesi açmış, teknoloji çarşısı diyor kendisine ve yorum yapmayı ve üye olmayı teşvik etmek için de her onuncu yoruma dvd hediye ediyormuş. Hem kullanıcı etkileşimini etkili bir şekilde kullandığı için hem de kişilerin "gerçekten" gönüllü ve gerçek bilgilerle üye olmalarını teşvik ettiği için bu uygulama bir alkışı hak ediyor sanırım. sadece ilk 3 yorum kampanya için kabul ediliyormuş, uğraşmak isterseniz dört kişi bir dvd'yi kolaylıkla kazanırsınız. Böyle bir şey yapmaya kalkışan 4 kişi bile en az 3 ürün için yorum yaparken hem sitede daha fazla kalacak hem de belki de o sırada ürünü almak isteyecek. Ya da ilerde bir ihtiyacı olduğunda, özellikle dvd kazanmışsa, aklına protein gelecek.
Ne güzel:)

Just Marketing//08

ODTÜ İşletme Topluluğu tarafından düzenlenen Just Marketing//08 Eti sponsorluğunda başlamış! Çocukları tiyatroya çekecek fikirler arıyorlarmış, üniversite öğrencileri katılabiliyormuş hem de çok güzel ödülleri varmış yaa:)


Sitede ise şöyle diyorlar:

JustMarketing//08

Türkiye'nin en büyük üniversite topluluklarından biri olan ODTÜ İşletme Topluluğu, üniversite öğrencilerini pazarlama dünyasıyla buluşturan etkinliği JustMarketing'in yedincisini 9-12 Nisan tarihleri arasında Eti'nin ana sponsorluğunda gerçekleştiriyor.

Bütün üniversite öğrencilerinin katılımına açık olan JustMarketing iki ana bölümden oluşuyor: Öğrencilerin takımlar halinde katılarak yaratıcılıklarını sınadıkları reklam yarışması JustMarketing//Challenge ve pazarlama sektörüne ilgi duyan üniversite öğrencilerini pazarlama ve reklam dünyasından profesyonel isimlerle buluşturan JustMarketing//Congress.
Just Marketing Challeng'a websitemizden takımınızı kurup katılabilirsiniz, katılan takımları 2 yıllık ücretsiz dergi aboneliği veriliyor. Dereceye giren takımları Eti, Philips ve Elt'den harika ödüller bekliyor. Yarışmaya son katılım tarihi 31 Mart!


Fikrine güvenen burdan buyursun!

15 Mart 2008

Nilüfer Artı Bilet: Hey Moruk!


Nilüfer Turizm Artı Bilet diye yeni bir site açmış. Eskiden de internetten bilet alınabiliyordu ama artık puan falan da vereceklermiş. Babam bi üye ol bakalım belki bir işe yarar deyince siteye girdim ve üye ol bağlantısına tıkladım. İstenen bilgiler arasında doğum günü de var ama 1 ocak 1945 ile sınırlamışlar kullanıcıların doğum gününü. 63 yaşından büyüklerin internetle çok fazla haşır neşir olmadıkları ortada ama yine de 31 aralık 1944 doğumlu olsaydım ve bu ekranı görseydim bana "moruk senin internetle işin olmaz" dediler deyip canım sıkılırdı herhalde:)
Bu durumu yaşayacak Türkiye'de kaç kişi vardır denilebilir belki ama yine de bir kişi bir kişidir. özellikle orada 1945 yerine 1925 yazması için siteyi hazırlayanın bir dakikadan fazla zamanını almayacak olması düşünüldüğünde daha ilginç oluyor.

Reklam Yarat'a Teşekkürler


Reklam Fikirleri Bundan 6 ay önce Bloglama Reklam Şebekesi'ndeki ilk sponsor reklamın başladığı blog olmuş ve ReklamYarat.com sponsor bannerı sağ üst köşedeki yerini almıştı.
Zaman hızla akıp geçti ve 6 ayın sonuna geldik. Bu sürede ReklamYarat bannerının tıklanma oranı diğer bloglama bannerlarının yaklaşık olarak 4-5 katı google reklamlarının ise yaklaşık 6 katı oldu. Bu da sponsor reklamın yani markanın hedef kitlesiyle ilgili bloğa sponsor olmasının diğer reklam türlerine göre ne kadar avantajlı olduğunu gösteriyor sanırım.
Zaten Reklam Yarat yetkilisi Mert Bey de Eray'a gönderdiği, Eray'ın da bana ilettiği mailde "Bizler de Reklamyarat.com olarak sizin ilk sponsorunuz olmaktan gururlu ve mutluyuz. Bloglama.com sayesinde hit sayılarımıza ciddi artis oldu. Guzel bir is ortakligimiz ve dostlugumuz oldugunu dusunuyorum." diyerek memnuniyetini dile getirdi.
Ben de desteği için Reklam Yarat'a ve Mert Bey'e tekrar teşekkür ediyorum ve ilerleyen zamanlarda daha fazla bloğun sponsorunun olmasını diliyorum. Bu hem blog yazarları hem de firmalar açısından kazan/kazan bir ortaklık olacaktır diyerek de yazımı bitiriyorum:)

İçerik Tabanlı Gazete Reklamı-Milliyet

Linkz'in içerik tabanlı reklamlarındaki bazı hatalı/akla zarar uygulamaları görmüşsünüzdür. Web sitelerinde reklamveren tarafından belirlenen kelimelerim üzerine gelince ilgili reklamın görüntülenmesi ve dilerseniz ilgili siteye gitmeniz şeklinde açıklayabiliriz içerik tabanlı reklamı galiba. ama yazılımlar kelimeyi anlasa da haberi bir bütün olarak alakalı/alakasız diye kategorize edemediği için kesik başlı kadın haberinde kadın kelimesine gelince arzum reklamını görüp hem reklama hem markaya sinir olabiliyorsunuz. ya da sarhoş anne bebeğini kızarttı haberindeki fırın kelimesi arçelik reklamının gösterilmesini sağlayabiliyor.
Bugün milliyet'in 5. sayfasında bir haber vardı, 10 ve 11 yaşında iki çocuğun kalp krizi geçirmesiyle ilgili. ve sağ üst köşede bir uyarı: Erken TEŞHİS önemlidir.
Altta ise ziraat bankası reklamı: TEŞHİS-TEDAVİ
İki yerde TEŞHİS kelimesini görünce başta algılayamayıp alakalı bir şey mi dedim ama sonra gerçeği fark edince Aklıma hemen bu linkz saçmalıkları geldi, zira bu gazete robotlar tarafından çıkarılmıyor, reklamları da otomatik belirlenmiyor, etten kemikten insanlar yazının yerine mizanpaja resme vs vs karar veriyor.
O halde milliyetin biraz daha dikkatli olması gerekmez miydi? yoksa ben mi fazla pimpirikliyim?

08 Mart 2008

Türkiye Çanakkale Okuyor

Türkiye Çanakkale Okuyor.

Yukarıda bir hafta boyunca Sansüre Hayır bannerı yayınladım ama anlaşılan sesim duymamışlar ki (:) hızla sansürler devam ediyor. Bugün de Türkiye Çanakkale Okuyor banner'ı koydum, okumak lazım, öğrenmek lazım... 18 Mart gelirken böyle bir çalışma güzel olmuş. Keşke tek bir yayınevinin çalışması olmasaydı da Çanakkale ile ilgili bir çok yayınevinin kitapları bu sisteme dahil olsaydı, ama buna da şükür:)
Hadi bakalım, Çanakkale okumaya, Çanakkale'yi hatırlamaya başlayalım...

07 Mart 2008

Turkcell-Sivas


Avea'nı %93 kapsama alanına gülmeyedevam etmekle birlikte, biraz önce Turkcell'in son reklamını izlerken Babam'dan şöyle bir yorum geldi:
"Sivas'ın köyünü gösteriyorlar, iyi hoş da Kömürcü'de ne zaman çekecek Turkcell, Ankaraya 50 km yerde çekmiyor sonra hava atıyorlar"
Kömürcü, bizim köy, babamın yoruma katılmamak elde değil...

Fiat Grande Punto-Misterdot


Fiat Grande Punto için misterdot isminde bir web sitesi hazırlamıştı, şimdi zaman zaman yine bir şeyler ekliyorlar anladığım kadarıyla...
ve bu site http://www.misterdot.web.tr/BlogList.aspx adresindeki uzantıdan ve görünümünden de anlaşılacağı üzere blog görünümünde/blog olma amacında vs...
Ama RSS beslemesi olmayan bir blog görmek şaşırtısı hele buna bir de para yatırılıyorsa...
Yazıların yorumlara kapalı olması da bir dezavantaj çünkü fiatı kötülrler diye korkulsa bile yazılar daha çok etkinlikler hakkında en azından anasayfa... Etkinlikleri yazıyorsan kullanıcıların bunlar hakkında etkileşmesi hoş olmazmıydı bay dot? keza orayı yoruma kapatıp ziyaret defterinin adını yorum oku/yaz diye değiştirmeleri de ilginç...
Arşiv sayfalarına tıklanınca "biz bu hafta bişey yazmamışız demek ve kullanıcıya yazı olan sayfa aratmak da mantıksız...
mantıksız da mantıksız...
Don't be so proud Mr Dot!
Kaynak:)

teker teker word


Türkçe'de yaygın kullanılan yabancı dilden kelimeler yerine Türkçe öneriler getiren MS Word neden yaygın kullanılan tekrar sözcükleri belirleyip bunlar için uyarı vermekten vazgeçmez.
Sizi bilmem ama ben Word'de bir şey yazarken kırmızı yeşil altı çizgili yerleri görünce "uff yine nereyi yanlış yazdım" diyorum da...
Öyle işte:)

05 Mart 2008

Blog Ödülleri 2008


Bloglama.com yakında Blog Ödülleri 2008'i başlatıyormuş, blogların kristal elması, kırmızısı, altın örümceği,oscarı olacakmış (burası benim yorumum tabi:)) Facebook grubu ve bloğundan takip edin, aday olun, kazanamasanız da şanınız yürüsün:) Blogger's Choice Awards vbden daha iyi olacağı kesin, en azından Türkçe ve Türk blogküresini geliştirecek bir yarışma olacak gibi. Nahnu Lifetime Achievement ödülü almak istediğini yazmış, ben de en büyük asker ödülü almak istiyorum:)

03 Mart 2008

Radyo Reklamları//Yemeksepeti


Kitabın birinde bir karikatür görmüştüm, gazete reklamları, tv reklamları, radyo reklamlarını simgeleyen insanlar çizmişlerdi ve radyo reklamını simgeleyen kişi oldukça çirkindi. Altta da "Evet radyo reklamlarını önemsemiyor olabilirsiniz ama biz bu işi gerçekten iyi yapıyoruz" tarzında bir mesaj vardı.
Geçenlerde PangPeng'de Gaye Ör yazmıştı radyo reklamları tv reklamı izlemeyene bir şey ifade etmiyor diye. Ve yazısında şöyle demişti "eğer müşterileriniz reklamlarınızla sadece radyoda karşılaşıyorsa, onların kafasında “bu ne reklamıydı acaba” bilmecesi oluşturmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz."
Ve biraz önce bigumigu'da yemeksepeti'nin harika radyo spotlarını dinledim. Şu ana kadar rastladığım en etkileyici radyo reklamlarından birisi olmuş, mutlaka dinleyin.
Bu çalışma için hem TBWA'i hem de yemeksepetini kutlamak gerekir diye düşündüm ve flashback'ler içinde bu yazıyı yazdım:) Radyo reklamı da önemlidir efendim, radyo reklamı önemli değilse paranız ve emeğiniz önemlidir diyerek de bu yazıyı bitirdim:)

Ankamall'den Notlar


Bugün Ankamall'de arkadaşımın ablasına doğum günü hediyesi almak için bilimum mağazalara girdik, bazı abuk notlar:

LCW: ".... temel (basic) ürünlerde kampanya yoktur" gibi bir yazı vardı ilginç. Bir benzeri burada.
Mudo: Dekoratif unsur olarak teşhir alanına bir kaç tane konulan ve satılan ürünleri güzelce bir hatunun giydiği katalog/dergiye çalınmasın diye konulan zımbırtı... Herkes müşterinin evine zihnine vs nasıl girerim nasıl reklam yaparım derken müşteriyi bir de katalog hırsızı durumuna düşürmek ne kadar akıllıca bilemedim. Çok kaliteli baskı israf olur diyorlardır belki de (Aslında posta kutularımızdaki istenmeyen broşürlerden biraz daha kaliteliydi sadece, ya da abaza erkeklerin kataloğu çalmasından korkuyorlardır belki:)bana garip geldi...
Yine Mudo: Efendim soyunma kabinlerini perdeyle kapatmayı dekoratif olarak iyi bir şey olarak düşünüyorsanız bu perdelerin doğru düzgün kapatılabildiğinden de emin olmalısınız. Perdesi kapanmayan bir soyunma kabini mi kalmış bu devirde yahu!
I kalp Bonus: ile aynı rozet şeklinde Pull&Bear'de I kalp bilmem ne yazan etiketler, Bershka'da I kalp bilmem ne yazan afiş, bloğu takip edenler bu i kalp olaylarına sinir olduğumu zaten bilirler...
OXXO: Doğal olarak bana hitap etmese de bu adamların mağaza dekorasyonlarını ve zaman zaman mağazalarına ekledikleri diğer dekoratif unsurları çok başarılı buluyorum, yine buldum:) Bir çok Türk firması için bir rol model olabilir OXXO! Alkış!!
Starbucks: Günün kahvesi-orta-sade, buzlu cafe latte lütfen!! Çevremdeki bir çok kişide Starbucks'ın pahalı olduğu gibi bir imaj var, Bir çok dandik yere göre pahalı değil, fiyat olarak da, hizmet olarak da, tat olarak da, ortam olarak da verdiğiniz paraya değiyor. Tavsiye ederim:) Bir alkış da Starbucks'a!!

bloglar ve intihar

Marketing Pilgrim'deki yazıda Paul Tilley isimli bir reklâmcı abimizin intiharından bahsediliyor.
Bu abimiz intihar etmeden önce blog dünyasında kişiliğiyle ilgili ciddi ithamlarda bulunulmuş. Marketing Pilgrim'de acaba bu abimiz blog yazılarındaki ağırlığa dayanamayıp intihar etmiş olabilir mi diyor ve ekliyor:
"Perhaps going forward, we should all adopt a blogger’s Golden Rule: Blog about others, as you would have them blog about you. "
Yani diyor ki "Belki de bir adım ileri giderek hepimiz blog yazarının Altın Kuralını benimsemeliyiz: Diğerleri hakkında, onların sizin hakkında yazmalarını istediğiniz gibi blog yazıları yayınlayın"
Türk blog dünyasında bu tür bir olay yaşanmamıştır herhalde, ama yaşanması olası mı diyenlere cevabım evet olacaktır. Benim bloğum dahil "diğerleri" hakkında çok sayıda olumsuz yazılar yazabiliyoruz, bunu yaparken daha dikkatli olmalıyız, ve bir olayı eleştiriyorsak bunu kişiselleştirmeden yapmalıyız. Zira biz ağzımızdan salya akıtırken bir başkasına fark etmeden önemli zarar veriyor olabiliriz...

izin


Hürriyet bazı haberlerinde yukarıdaki uyarıyı yapıyor, yasal işlem başlatılmaması için linki buraya eklemiyorum:)
Yalnız bir sorun var, izinli kullanmak için ne yapılacağına dair bir şey yok, fabrika ayarlarımızda gazetenin izin merciini bildiğimiz varsayılıyor, blog yazarlarını çok önemsemediğini bizi bilen bilir dediklerini kabul etsek bile bir süre sonra kitabı çıkacak bir haberin izinsiz kullanılmaması için bu uyarının yapılması kitabın tanıtımını baltalar gibi geliyor. Bu dev uyarı yerine özel haberlerin kullanım şartlarını söyledikleri bir sayfaya yönlendirseler daha mantıklı olur sanki... Zira bir süre sonra zaten haber iddia edildiği kadar özel ise, hürriyet özel olmaktan çıkıp kamu haberi haline gelecektir bu aradaki boşluk oraya dev yazı yazılır başka bir şey yapılmazsa hürriyetin avantajına değil dezavantajına bir durum ortaya çıkacaktır...

02 Mart 2008

Geri Sayım//3-2-1-0


Bir süredir olan bir uygulama ama bugün foxta tekrar görünce aklıma takıldı
Reklamların köşesinde bilmem ne programına 5 dakika 35 saniye 34-33-32 diyen bir sayaç var,
Peki bu programa 5 dakika varsa 5 dakika boyunca reklamları kaç kişi seyreder?
Zaplarken tesadüfen o kanala düşenler 3 dakika kaldığını öğrenince 3 dakika izler mi?
Reklamın başında ve sonunda yayınlanmak daha pahalı olması makul bir şey ama bu sayaç işiyle ortadaki reklamın değeri gitt gibi bir reklamınız yoksa sıfıra yaklaşmaz mı?
Bence bir izleyici en fazla bir dakika varsa o reklamı izlemeye devam eder,
TV kanalı--> İzleyici-->Firma-->TV kanalı-->İzleyici...
şeklindeki bir döngüde TV kanallarının izleyiciyi firmanın önünde değerlendirmesi bir izleyici olarak benim işime gelse de firma açısından bakıldığında bu sayaç uygulamasını yapan kanallardan ortalardaki reklâm fiyatlarının düşürülmesini istemeye hakkı var mıdır?
Peki TV kanalları bu fiyatı düşürmüşler midir?
Firmalar böyle bir talepte bulunmuş mudur?
Falan Filan...
Merak Ettim de...