Pages

29 Şubat 2008

terörisyen

Hürriyet anasayfada haber için atılan manşet ve devam sayfasındaki başlık
Kasıtlı olarak böyle bir typo hatası yaptıklarını sanmıyorum ama yine de herhangi bir typo hatası da değil.
bırakın diğer ülkeleri, ülkemizde bile terör&islam ikiz kardeşler olarak görülmeye, insanlar bilinçaltında bu şekilde düşünmeye başladı,
üzücü,
hürriyete yuh diyor, 29 şubatınızı kutluyorum....

26 Şubat 2008

Beylerbeyi Rakı-Yoldaki İçki

Aracı otobüsten inmek üzereyken görüp, ben makineyi çıkarana kadar şoför teslimatı yapıp gaza bastığı için tam çekemedim ama olay şu. Fotoğraftaki araba Beylerbeyi Rakı'nın içki dağıtım aracı ve üzerindeki slogan da şöyle:
İÇKİNİN YOLDA OLMASI GEREKEN TEK ZAMAN

Ne olduğu çok fark edilmiyor belki ama benim çok hoşuma gitti, bir dağıtım aracının üstüne yazılabilecek en mantıklı sözü yazmış Beylerbeyi. Uygulama biraz daha dikkat çekici olsaymış daha iyi olurdu en azından mesaj verme amacına daha çok yaklaşırdı ama böyle de görenler oluyordur herhalde. Beylerbeyi'ne kocaman bir alkış!

Bu arada alkollü içki ile ilgili sitelerde niye doğum yılımı öğprenmek ister ki, bu yasal bir zorunluluk mu? Web yahu bu, okumayı bildikten sonra adam hmm ben 1995 doğumluyum yasakmış bu siteye girmeyim mi diyecek!

Şale Halıcılık


Bahçede Lale
Manavgatta Şelale
Evde Şale


Falım sakız gibi maşallah:)

23 Şubat 2008

okumuyoruz biz

Okunuyoruz.biz hesabıma bir süredir giriş yapmamıştım, bir bakayım neler var diye bugün girdim siteye. Girmişken anasayfada en çok okunan yazılara bakayım dedim, ilk 20'de var mısın yok musun, kurtlar vadisi, pelin karahanlı, ttnet&tarkan (seo yaptım:) hepsi popüler konularla ilgili blog(!)lar. Adı üstünde popüler konu, en çok okunan olmasına diyeceğim bir şey yok ama alttaki yorumlara bakınca yurdum insanından şüphe etmeye başladım. Google'da ilgili aramada ilk çıkan siteyi resmi site sanmak ve yazılanı okumadan ya da gözüyle değil başka bir yeriyle okuyarak yorum yapıyor insanlar. Yorumlardan bazıları:

Netlog diye arkadaşlık sitesiyle ilgili bir yazıya:
selam herkeze.Ben Nihat 35 yaşında bir lisede öğretmenim.
hi.how are you today.ı hope you are very well.ı want to meet with you ,what about you ? my name is Nihat and 35 y old and physics teacher at high schol in Turkey.ı need a girl woman friend for relationship.Here is my email and msn address :
Var mısın yok musun ile ilgili bir yazıya:
MERHABA SEVGİLİ SHOW TV YÖNETİCİLERİ DAHA ÖNCEDEDE YAZDIM ACABA YARIŞMAYA KENDİ TANIDIKLARINIZ YADA TORPİLLİLERMİ SECİYORSUNUZ YARIŞMANIZ BAŞLADIĞINDAN BERİ SİZLERE ULAŞMAYA CALIŞIYORUM HİÇMİ BİZE SIRA GELMİCEK HİÇMİ ŞANSIMIZI BİZ DENEYEMİCEZ BU NASIL SİSTEM BUNASIL OGANİZE BU NASIL YARIŞMA ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR
pelin karahanlı ile ilgili bir yazıya:
mrb pelin ben şeyma seninle çok tanısmak istiyorum ya çok tatlısın ne olur msnene beni ekle msn bu ......@hotmail.com ne olur ekle canım
Birisi bana bunların gerçek olmadığını söylesin!!!

18 Şubat 2008

Ülker//Kampanya


Bir kaç aydır Ülker çikolata ürünleri için seri bir şekilde kampanyalar düzenliyor,
  • En fazla mesajı at//ipod kazan
  • mesaj at kontör kazan
  • çekilişle otomobil kazan
  • motosiklet kazan
"ben böyle şey görmedim"e bende internet üzerinden katıldım ama kazanamadım:) coco-star kampanya ve ödül olmadan da güzel zaten:)

Çikolata kategori yönetiminin bu kampanyalardan önceki toplantısını merak ettim

-Evet arkadaşlar cocostar, albeni, golden, alpella kısaca bütün çikolatalarımızın satışını arttırmamız lazım
-Kampanya yapalım
- Ne verelim
-Araba, motosiklet, ipod, wii, laptop kesin ilgi çeker
-kontör de var
-evet o da var
-neyse, bütün marka müdürleri bu toplantı çerçevesinde kampanya önerilerinizi bekliyorum
bir gün sonra
-Coco Star: Ben Araba, laptop ipod, kontör verecem
-Golden: Ben de
-Alpella: Ben de

-Hmm, hepsi aynı olmuş yahu, bu ürünleri hep aynı insanlara mı pazarlıyoruz, neyse markalar farklı olsun bir de ödülleri biraz farklı olsun

-Tamam
-Tamam
-Tamam

Bu konuda beni aydınlatacak birileri varsa yorumlarınız bekliyorum, her markaya tıpkısının aynısı kampanya hem de üst üste yapılır mı? Ben bilemedim....

Not: Alpella sitesinde bir blog bölümü açmış, üyeler diledikleri gibi blog yazabiliyorlar, kampanyayla siteyi ve bu blog altyapısını etkin bir şekilde kullanılmasını hedeflemiş olabilirler. Blog için burdan, Türkiye'nin Şirket Blogları'ndaki yazım için burdan buyrun.

17 Şubat 2008

Fiat Grande Punto- Gösterip de Vermemek

Fiat Grande Punto Reklamı dönüyor bu aralar,
beyaz kırmızı ve yeşil üç tane otomobil var reklamda
ben en çok yeşil olanını beğendim,
yok yok beğenmedim aslında, reklamın hedef kitlesinde olmadığım için çok da umrumda değil ne renk olduğu,
ama yine de bu reklamın amacı birilerine punto aldırmak, imaj reklamı gibi durmuyor hiç,
ve bu birilerinin bir kısmı yeşili beğendi!
bir dakika!
yeşil grande punto satmıyorlarmış,
reklama yeşillik olsun diye koymuşlar:)

Haberiniz olsun yeşil Grande Punto isterseniz benim süper fotoşopum gibi kırmızı alıp boyatmanız lazım!
Buna gösterip de vermemek mi denir, yoksa zaten böyle şeyler yapılır mı bilmiyorum ama kızdım Fiat'a:)
Yapmayın yahu, ayıptır! Tamam baştan reklam çekmek maliyetli diyor olabilirsiniz ama şairin dediği gibi,
Olmaz ki,
Böyle de yapılmaz ki...

15 Şubat 2008

Sürpriz


Drew Mc Lellan diye bir amcamız Sürpriz diye bir yazı yazmış, demiş ki,
Arabamın gaz pedalı bozuldu, tamirciye götürdüm, cüzdanım boşaldı ve dönüşte fark ettim ki söylemememe rağmen emniyet kemerindeki bozukluğu da düzeltmişler, bunun için para almadıkları gibi yaptık bile demediler. Cüzdanımın boşaldığını unuttum. Güzel sürpriz oldu!
Benim hatırladığım son sürpriz,Tunalı'da Lox Cafe'de 31 Aralık'ta yemek yedikten sonra yılbaşı sebebiyle waffle ikrâm etmeleriydi. Küçük bir sürpriz belki ama etkilemeyi başarmıştı.

Size cüzdanınızın boşaldığını unutturacak bir sürpriz yapan marka var mı merak ettim. Yoksa markalar sürprizlerini bile bağırarak yapmayı mı seviyorlar?

11 Şubat 2008

Türk Telekom e-fatura

Zaman zaman bloglarda ve maillerde yaratıcı reklamlar dolaşıyor, genelde coloribus gibi sitelerden tüm dünyaya yayılan bu reklamlar gerçekten oldukça yaratıcı oluyor.
Bugünlerde Türk telekomun e-fatura hizmeti için hazırladığı bir reklam var, zarfın kolay açılması tırtıklı kısmı açılırken bir hızar (elektrikli testere) sesi çıkıyor ve o hizaya koydukları ağaç resimleri gövdeden ayrılıyor. e-fatura dönemiyle yılda 4200 ton kâğıt tasarrufu sağlanacağı ve 100.000 yeni ağaç dikileceği söyleniyor.


Bu reklamı sadece ben mi beğendim bilmiyorum ama bence coloribustekilerin bir çoğu kadar yaratıcı, güzel bir reklam olmuş. e-faturanın faydası çok başarılı bir şekilde aktarılmış. Internette aradım ama Türk Telekomun basın bülteni dair reklamla ilgili bir resme ya da videoya rastlamadım. Ben de kendim yaptım:)
Bu reklamla ilgili fotoğraf ya da video linki bilen varsa paylaşırsanız sevinirim:)

08 Şubat 2008

Tescilli Ruh!

Duygulandım, ağlamak istiyorum, nerde benim halılarım:)

Seni Seviyorum!!

Cluetrain Manifesto, internetin günümüz iş dünyasını ve pazarlama anlayışını nasıl değiştirdiğini, pazarların tekrar ilk ve olması gereken şekline, "sohbetlere", nasıl dönüştüğünü ve dönüşmekte olduğunu, interneti "kucaklamayan" şirketlerin gece 12'den sonra nasıl balkabağına dönüşeceğini anlatan güzel bir kitap, 10 sayfa kalmış olsa da yine de sanırım tavsiye ederim, okuyunuz, pişman olmazsınız:) Kitabın tamamını şu adresten okuyabilir, ya da yazdırıp otobüste vs okuyabilirsiniz.

Bugün, Cluetrain'de Lily Tomlin teyzemizin söylediği bir cümle okudum:
If love is the answer, could you please rephrase the question.
"Eğer doğru cevap aşksa, sorunuzu farklı bir şekilde alayım." şeklinde bir çeviri uygun olur herhalde. Daha iyi çevirilere de her zaman açığım:)
Bu cümle, gördükçe sinir olduğum, şu markaya tapıyorum, bu markayı seviyorum sloganlarını hatırlattı. Tamam efendim sevgi aşk güzeldir hoştur, kuşlar,çiçekler, kelebekler,böcekler falan ama soruyu değilse de sloganları farklı bir şekilde tekrar alsam? Hepinize aşık olmak isterdim sevgili markalar ama inanın tüketici size aşık değil!

Hmmm, düşündüm de reklamfikirlerinin bu ayki markası tadım için en güzel fikri buldum galiba: "Tadım'ı seviyorum, tadına bayılıyorum!" :)

Iraz'a not: Bloğundan izinsiz aldığım fotoğraflar için teşekkürler, ve çeviriye de bir göz atıver olmuş mu:)

Mim-Başarısız Blogcunun Sırları

Tuncel Ergün mimlemiş beni, demiş ki:
bnf-imho söyle bana başarısız blogcunun sırları nelerdir:)

Tuncel'in yazdığı özellikle şu madde çok hoşuma gitti:
Siteye girer girmez herkes benim sevdiğim şarkıyı dinlesin diye otomatik müzik yerleştirilebilir.
Bakalım benim aklıma neler gelecek:
Bir çok yerde bulunan bir haberi aynen kopyalayıp yapıştıran -- bir kelime olsun yorum yaz kardeşim.

Yorumları onaya tabi bırakıp yazıyla alakalı ama yazanın görüşüne karşı yorumu onaylamayan- tamamen yorumlara kapatabilirsin, bu özellik var zaten ya da yan tarafa "beni övün" yazabilirsin.

Tuncelin yazdığına benzer bir şekilde etraf yaldızlı simli flaş görüntülerle doludur, tamam görsellik önemli de bu parlayan resimler ne oluyor Allah aşkına!

Diğer bloglara yorumu sadece bana beklerimdir- sen burda ne yaptın ki sadece kapıyı çalıp ben size geldim ben de beklerim diyorsun, yorum yap yahu bir kelime:)

RSS özelliği sunmaz- çok değil ama böylesine de rastladım, tamam çok güzel blog ama, rss okuyucuda 100 blog varken bi tek seninkini her gün bloğa girerek takip edemem ki!
Mim için Tuncel'e teşekkür edip mimi, konusuna uygun olarak Sinirliadama, bloglamanın kurucusu olarak bu işlerden en çok anlayanlardan Eray'a ve de yeni bloğuyla Banu'ya yolluyorum..

06 Şubat 2008

Profesyonel


Cluetrain Manifesto'dan:


We have been trained throughout our business careers to suppress our individual voice and to sound like a "professional," that is, to sound like everyone else. This professional voice is distinctive. And weird. Taken out of context, it is as mannered as the ritualistic dialogue of the seventeenth-century French court.

We may be accustomed to the professional voice, but it isn’t natural, God-given or neutral: it’s the voice of middle-aged white men who will do anything to keep people from seeing how frightened they are.

If you need to hear how the professional voice sounds, dig out any memo you wrote four years ago and compare it to how you’d write an e-mail about it now. A professional memo obeys implicit rules such as one page is best, no jokes, admit no weakness, spellcheck it carefully, and send it to as few people as possible.