Pages

31 Ağustos 2007

Mesaj vereyim derken batrımak

Bugün posta kutusuna bırakılan bir dersane afişi. Dersane bir yandan reklamını yapayım derken bir yandan "Kayıt olmakta acele etmeyin" diyor. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Arkadaşıma gösterdiğimde ilanı tepkisi "Gerizekalılar" oldu.

Gelelim işin aslına. bizim evin hemen dibinde açılıyormuş bu dersane, saat 21.30 itibariyle halen boya badanayla uğraşıyorlardı. Ne zaman açılacak bilmiyorum. Broşürde de öyle bir bilgi yok. Dersaneci amcalarımız "diğer dersanelere kayıt olmayın biz geliyoruz aceleye gerek yok her derdinize deva bulacağız" mesajı vermeye çalışırken iyice batırmışlar.

Bugün de bir araba markasının yeni modelinin tanıtımı için bir avrupa ülkesinde müşterilerine "sevgilim " hitaplı yeni modelle ilgilenmesini tavsiye eden mektuplar gönderdiğini ve mektubu gören kişilerin karılarından/kocalarından şüphelendiklerini söyleyen bir haber vardı. Marka bunu özür dileyerek telafi etmeye çalışmış ama bu arada kimbilir kaç ailede aile içi kavga olmuştur. Marka Renault ya da Dacia ülke de muhtemelen Polonya ama tam emin olmadım. Burda da yine Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma durumu var.

Sizin aklınıza Türkiye'de büyük markaların böyle bir kötü iletişim/mesajın yanlış anlaşılması örneği geliyor mu?

Değişik Bir İş İlanı

Artık Ankara'daki otobüslerde de tutacaklara reklam alınmaya başlanmış. Bugün bindiğim otobüste mecra sahibi vatoz medya reklam alınıncaya kadar normal olarak tutacağın bir tarafına" rezervasyon için..." deyip tel numaralarını yazmış.

Benim ilgimi çekense tutacağın diğer yüzü. Burada "Bizimle Çalışmak İster misiniz?" yazmışlar, alt tarafta yine numaralar var. Muhtemelen satış temsilcisi arıyorlardır, ilan detayı yok. Farkında olmadan bir mecrada yenilik yapmışlar gibi geldi. Kariyer siteleri de buralara güzel reklamlar koyabilirler, en azından yeni mezun alımlarının youğun olduğu bahar döneminde ilgiyi kendi sitelerine çekmek için sadece ilgili otobüslere/dolmuşlara ilan verebilirler. Örneğin ODTÜ-Keçiören otobüsleri, RumeliHisarüstü-Taksim otobüsleri seçilebilir mecra olarak ve daha uygun bütçelerle tanıtım yaparlar. Öyle bişey..

Fikir İnsanı

YouthRep'in fikir insanı ilanını bir çok kişi biliyor diye tahmin ediyorum 700 kişi başvurmuş. bilmeyenler videoyu izleyebilir.

Ben de bugün "24/m/ankara- tanışabilir miyiz?" başlıklı bir başvuru yaptım. "Tanışalım" diyecekleri konusunda şüphelerim var çünkü cv adına mezun olduğum okulun dışında bir şey yok, bir de mailin altında otomatik imza olan blog adreslerim var. ama ben bunu hazırlarken eğlendim, hazırlarken dediğim dün yatacağım sırada aklıma geldi 2 dakikada yazdım:) Belli olmaz belki de çağırırlar:)

Buyrun bir de siz bakın, siz ne düşünüyorsunuz. "Iyy, iğrenç" mi; " Ehehe komik olmuş ben olsam çağırırdım" mı yoksa başka bir şey mi diyeceksiniz? Umarım b şıkkını seçersiniz ama seçmezseniz de darılmam:)

Sabah bakkaldan 2 ekmek 1 süt aldım. 1.90 YTL tuttu, ben 2 YTL verdim. Bozuk para yokmuş sakız verdi bakkal amca, Falım marka. İçinden sakız çıkmadı, uzun bir kâğıt çıktı ancak sığmış küçücük pakete. "Bu ne?" dedim. Şiiri okuyunca baş harfleri garip geldi, hemen bilgisayarı açtım, interneti araştırdım karşıma bir video çıktı. Bu bir işaret olmalı, bu şiiri paylaşmalıyım dedim.

Yaratıcı fikirleri olan

ODTÜ mezunu bir adam

Uzun kış gecelerinde

Tam gaz fikir üretecek

Hüseyin olacak adı

Ramazan'da gelecek müjdeli haber

En çok acıktığın anda

Pideyi iştahla yerken

Uzun bekleyiş sonuç verecek

Bir anda telefon çalacak : "Gel"

Leylaklar, güller, mor menekşeler

Ilık bir meltem esecek

Canlarım benim sizi çok seviyorum:)


30 Ağustos 2007

Dijitürk Almayı Düşünen??

Kampanya Cini sitesini duydunuz mu bilmiyorum, burda bir iki kez bahsettim. Kampanyalardan kullanıcılarını haberdar eden en aktif kullanıcıya her ay ödül veren bir site. Bir süredir girmiyordum, dün girdiğimde Dijitürk alacak kampanyacini üyelerinin 9,90 YTL'lik bir taksitlerinin ödedikleri bir kampanya yapmışlar. Süper bence. Dijitürk alacak olsam hemen üye olurdum en fazla iki dakikamı alır zaten. Siz düşünüyorsanız gidin bakın, ya da alacak olanlara önerin:)

dedim ya her ay en aktif kullanıcıya hediye veriyorlar diye temmuz ve ağustosta çok aktif olmadım ama dün karar verdim eylülde hediyeyi almak için uğraşacağım:) hediye ne olacak bilmiyorum ama iki aydır verilenler güzel hediyeler.

Bu arada bu blogda bu wom rüzgarını estirirken aklıma şöyle bir şey geldi. SponsoredReviews sistemini duydunuz mu bilmiyorum, ben sistemi duymuştum ama siteyi bloğumdaki google reklamları yoluyla gördüm (Google reklamları arada işe yarar sonuçlar verebiliyor:)). Bunu yapan çeşitli siteler var galiba. Sistem şöyle ingilizce bir blog yazıyorsanız sisteme üye oluyorsunuz. Sistem sizden belli ürünler hakkında bloğunuzda veya sitenizde olumlu veya olumsuz değerlendirme yazmanızı istiyor, belki bazıları sadece olumlu istiyordur. Yazdığınız değerlendirme karşılığında da ödeme yapıyor. Kampanya Cini de madem üyelerine cinpuan veriyor ve bu puanlar karşılığında ödüller veriyor ve internet bazlı bir oluşum, bloglarında siteye link veren, haber yapan kullanıcılara da puan verse güzel olmaz mı? madem arkadaşıma kampanya önerdiğimde puan alıyorum, blogda yazı yazdığımda da almalıyım hem bu yazıyı 1 kişiden daha çok kişi okuyacak. Bu sistem çeşitli online platformlar için de kullanılabilir. Turkcell-im bunun bir benzerini yapıyor zaten (artık bu blogda o listede olacak:)), neden tüm internet camiasında yaygınlaşmasın değil mi:)


Havuz Problemi

Pazarda kilosu üçyüzbin üç kilo alırsan bir milyon diyenleri biliyoruz zaten.
Ama bu ilan iyice bir garip. kanepe alana 6 m2 halı hediye 310 YTL; 6m2 halı alana 4 halı hediye 490YTL ise 6m2 halının fiyatı nedir. Bu havuz problemini çözen okura inanılmaz hediyeler verilecektir:)

Ama yine de kobilerin yaptıkları yaratıcı pazarlama uygulamaları olduğunu da hatırlamakta fayda var...

Sektör Toplantısı

Dilenciler Kızılay'da dertleşiyorlar, kimbilir belki de strateji üretiyorlar.
Bu sektör toplantısı görüntülerini sık sık görsek de yine de zaman zaman para veriyoruz,garip...

Sansüre Hayır

Kopyala Yapıştır yazıları sevmem ama Blog kazanında yayınlanan bu yazıyı bunu aynen kopyalayıp yapıştırmayı uygun gördüm. Wordpress sansürüne tepki için en fazla iki dakikanızı ayırmanız yeterli ben üç linkten de şikayetimi ilettim. Wordpress kullanmasam da hem sansüre hayır hem de takip ettiğim blogların durmuş olması üzüntü verici. Siz de tepkinizi gösterin..

WordPress.com sansürünün üzerinden 13 gün geçmesine rağmen WordPress.com bloglarının açılacağına dair henüz bir umut ışığı yok. WordPress.com yönetiminden sansürün kaldırılmasına ilişkin bir talep gelmediği için daha uzun bir süre WordPress.com blogları sessiz kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

İster wordpress.com bloglarını kullanalım ister kullanmayalım blogları aracılığıyla kendini, düşüncelerini en iyi şekilde ifade edebilen bir kitle olan biz blogcuların iş bilmez kişiler tarafından uygulanan sansüre karşı yapabileceği hiçbir şey yok mu?

En azından bu konuda yetkili kişileri uyarmak ve yapılan hatanın düzeltilmesini sağlamak için sadece 2-3 dakikamızı ayırarak onlara bir e-posta mesajı gönderebilir, okurlarımızdan da bu metni ilgili kuruma göndermelerini isteyebiliriz.

Hasan, söz konusu dava hakkında ve site engelinin kaldırılması için ne yapılabileceğini öğrenmek için İstanbul Barosu Bilgi Edinme Birimi’ne başvurmuştu. Gelen cevapta konuyla ilgili olarak Telekomünikasyon Kurumu‘na başvurulabileceği aktarılmış.

Biz de Telekomünikasyon Kurumu’na durumu ve tepkimizi dile getirmek üzere başvurduk. Şimdi onlardan gelecek cevabı bekliyoruz. Diğer blog yazarı ve okuru arkadaşlarımızın desteklerini esirgemeyeceklerini düşünerek hazırladığımız e-posta metnini ve Telekomünikasyon Kurumu’nun iletişim adreslerini veriyoruz. Bu konuda ne kadar çok blog yazarı ilgi gösterir ve tepkilerini bu yolla dile getirirse, o kadar kısa sürede sonuç alacağımızı düşünüyoruz. Desteğiniz için şimdiden teşekkürler.

Telekomünikasyon Kurumuna gönderilebilecek metin:

    Sayın yetkili, Türkiye’den binlerce kullanıcısı olan WordPress.com sitesine erişim T.C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı gereğince engellenmiş bulunuyor. WordPress.com ücretsiz bir blog servisi ve isteyen herkes bu ücretsiz servisi kullanarak blog açabiliyor. Adı geçen blog servisinden ücretsiz olarak açılan blogların bir kısmı aleyhine davacı kişi (Adnan Oktar) mahkemeye başvurmuş ve mahkeme kararıyla tüm siteye erişim kapatılmıştır.

    Fakat WordPress.com isimli ücretsiz blog açma servisinden 1.400.000′e yakın kişi faydalanıyor. Teknik olarak, sadece davalı alt alan adlarının erişime kapatılması mümkünken tüm servisin kapatılmasını anlayabilmek imkansız.Yani Türk Telekom sadece bahsi geçen davalı alt siteleri kapatsaydı şimdiki gibi insanlar mağdur olmazdı. WordPress.com servisinden alınan tüm bloglara erişim engellendiği için şu an için binlerce blog yazarı mağdur ve blogların okurlarının iletişim özgürlüğü ellerinden alınmış durumda. Yurt içinde ve dışındaki yerli yabancı birçok sitede karar tepkiyle karşılanıyor ve insanlar mağduriyetlerini dile getiriyorlar.Türkiye’nin dünyadaki imajının daha fazla zedelenmemesi ve Türk internet kullanıcılarının daha fazla mağdur edilmemesi için durumun bir an önce düzeltilmesinin gerektiğine inanıyorum.

    Saygılarımla.

Bu e-posta metnini gönderebileceğiniz iletişim adresleri ise şu şekilde:
Telekomünikasyon Kurumu e-posta adresi: btm_tuketici_sikayet@tk.gov.tr

Telekomünikasyon Kurumu şikayet formu: www.tk.gov.tr/Tuketici/Sikayetler_ve_Oneriler/sikayet22.htm

Ayrıca bu metni yine Ulaştırma Bakanlığı’na şu adreste bulunan form aracılığıyla iletebilirsiniz.

29 Ağustos 2007

üye olan üyeler

Türkçe güzel bir dil:) mysiwi sitesinde dönen banner'dan:

Little Caesars

Biraz Önce Little Caesars'ı arayıp pizza siparişi vermek istedim, Balgat'a yeni şube açtılar ya denemek lazım dedim. Internet'ten sitelerini buldum, bana en yakın şubeler linkine tıkladım ve gördüm ki Ankara'daki şubelerin adres ve telefon bilgileri yok. eğer online sipariş verirseniz orada şubeler sisteme girilmiş. Ben de onun yerine ocağa makarna suyu koydum:)
İnternette kredi kartı bilgilerini vermeye korkan birisi değilimdir ama yine de online sipariş için form doldurmakla uğraşmaktansa telefon etmek daha pratik geldi, ki interneti kullanıp kesinlikle alışveriş yapmayan bir çok kişi de var. Little Caesars belki arayanlar telefonu sitenizden aldım demedikleri için bunu göz ardı etmiş olabilir ama dikkatli olması gerekir, müşteri satış anında-özellikle ilk satış anında kaçarsa bir daha geri gelmeyebilir. Ankara'dakiler de yeni müşterileri olduğuna göre Dikkat Dikkat!!!

Kargoyla Gelen Kitaplar ve Paketleme

Bugün abimin alibris.com' dan sipariş verdiği kitaplar geldi. alibris amazon.com'da ikinci el kitap almak isteyip alamayanlar için güzel bir site, Türkiye'ye de yolluyorlar ve kitapların ikinci el olduğunu anlamak gerçekten çok zor ve fiyatlar da gayet uygun. Alibris'in kötü denirse kötü bir yanı ise birden fazla kitap sipariş versenizde kullanılmış olup farklı yerlerden temin ettikleri için ayrı ayrı yollamaları ve farklı zamanlarda kitapların elinize geçmesi.

Wom görevimi yerine getirdikten sonra gelelim sebebi yazıma. Internet üzerinden kitap sipariş edenler Türkiye'de kitapların mağazadaki "gıcırlığıyla" geleceğinden emin olamazlar. Çünkü kitaplar ya kargo poşetine rastgele atılır, ya da zarfta veya kutuda kargodan hasarsız gelmesi "umut edilerek" gönderilir.

Bugün gelen kitaplar ise iki farklı paketleriyle beni şaşırttı. Bir tanesi zarf içinde ama zarfın iç tarafında özel bir yapışkan var. Teknik detayını anlamasam da sistem şöyle, sipariş edilen kitap zarf içine konulduktan sonra zarf kitabın köşelerinden itibaren bastırıldığında kitabı orijinal haliyle koruyacak şekilde sımsıkı kapanıyor ve kitabın kargo yolunda deforme olması engelleniyor. Resimdeki katlantı yerlerinden bunu görebilrsiniz.

İkinci ambalaj ise plastik ve içine buzdolaplarıyla gelen ve patlatmaktan zevk aldığımız pıtırcıklar olan koruyucu madde eklenmiş (bu maddenin adını bilmiyorum:)) Bunda ise kitap konulduktan sonra çok kuvvetli bir yapıştırıcıyla paket sımsıkı kapanıyor ve böylece yine kitap tam korumayla kargoya veriliyor. Bunu da resimde görebilirsiniz. Pıtırcıkları da anlatamayacağımı baştan tahmin ederek resme koydum:)

Bu ambalaj uygulaması Türkiye'de var mı bilmiyorum, varsa da ben görmedim ama uygulanırsa tüketiciler kitaplarını veya diğer siparişlerini sapasağlam almanın garantisini hissedeceklerdir. İki sistem de görünüşte çok basit ama gayet yerinde bir fayda sunuyor tüketiciye.

Araştırıp Türkiye'de bu işi yapan yoksa kendim girmeyi planlıyorum:) Yatırım için belki sayısal lotodan biraz ikramiye çıkması gerekebilir ama olsun şansımı denerim, olmazsa birisine gel seninle venture capital yapalım derim,belli mi olur:)

10 dakika içinde düzenleme: Biraz önce reklamlarda gördüm, Yurtiçi Kargo Havalı Paket uygulamasıyla dediğim uygulamaya geçmiş ama paketleri satıyorlar.

27 Ağustos 2007

Bloglama'dan siftah

Güzel bloglar için reklam şebekesi sloganıyla yola çıkan bloglama ilk reklamlarını yayınlamaya başladı. bicümle.com ve Pera Evlerinin reklamları dönüyor şimdi. Siftah onlardan bereket Allah'tan:)
Ben de bu vesileyle daha önce Murat Buyurgan'ın bloğunda gördüğüm iki sitenin linkini vereyim görmeyenler biraz eğlensin:)
Aşağıda bicümle.com için hazırladığım işler var,bannerdaki bebeği sevmedim de ondan yaptım bunları:)



Denemek isteyenler için:
Site 1
Site 2

Dünya Sigarasız Günü

Bugün ODTÜ kütüphanede Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurulunun Dünya Sigarasız Günü İlanlarını gördüm. Afişlerin ilginç bir tarafı da Sigarasız Günü yazıp hangi gün olduğunu yazmamaları olmuş, ben ne zaman sigarasız olacağım, her gün sigarasız olsun gibi ince bir espri mi yapmışlar acaba:)Fotoğraf Makinamın şarjı olmadığı için çekemedim ama kurumun sitesinde 2005 yılından kalma fotoğraflar buldum.

Playboyun erotik dergiler kötüdür almayın demesi gibi geldi, hem sigara sat hem bu kadar kötüle, sosyal sorumluluk yapmak istiyorsa başka bir şey yapmalı TAPDK ama bunu değil!!
Bir de kurumun sitesinde yoldan çektikleri fotoğrafların olması garip geldi, çalışmaların orijinal halleri kendilerinde yok mu zaten!!
Anlamadım bu işi...

21 Ağustos 2007

Düğüne Gittim Gelecem:)

Düğüne Gittim Gelecem:)

yeni şablon

yeni şablon yükledim, ama firefox'ta düzgün görüntülenirken, explorerda sorun var galiba:( çok yakında mükemmel tasarıma ulaşacağım inşallah:)

hızlı düzenleme: google search box şablona sığmadığı için explorerda tüm yan menü aşağı iniyordu bu search boxı küçültmenin bir yolunu bilen varmı???

Search Box aşağıda kutunun boyutu biraz küçülmeli ama nasıl???







19 Ağustos 2007

bnf yeniliklere doymuyor:)

Yan menüye google arama kutusu koydum, diğer arama kutularından farkı ise el emeği göz nuru Google Custom Search ile inşa edilmesidir:) Sadece Türkiye'deki pazarlama bloglarında belirli bir konuda blogcular ne demiş onu öğrenmek isteyenler için ideal olmasa da gayet faydalı bir gereç:) Şimdilik 93 blog kaydettim, Blograzzi pazarlama kategorisi, Marketing Türkiye pazarlama blogları sayfası ve benim bu iki listede olmayıp kendi keşfettiğim blogların bir araya getirilmesiyle oluşturulan bu arama motoru umarım işinize yarar. Eklenmesi gereken bir blog biliyorsanız ya da ben de bloğuma bu kutucuğu yerleştirmek isterim derseniz belirtmeniz yeterli, yok sen yerleştirme ben eklerim derseniz onun için de gönüllü olabiliyorsunuz bu da verilen hizmetler arasında:) Haydi hayırlı aramalar:)

Elini Uzat Yetime

Yandaki 3 resim sırayla dönerek nahnu.org'da tek bir banner oluşturuyor. Bu banner'ı görünce vakti zamanında okuduğum bir ödül haberi aklıma geldi. O haberi aradım ama bulamadım. Kısaca şöyle anlatayım, adamlar bir web sitesi hazırlamış üzgün ve aç bir çocuk resmi olan ve bu çocuklara yardım et ey insanoğlu diyorlar. Buraya kadar herşey normal. Ödülü farklılaştıran ise sistemin siz sms attığınız anda bunu algılaması ve web sitesindeki çocuğun gülüyor duruma geçmesi. Her sms atıldığı anda ağlayan çocuk güler vaziyete geçiyor ve bağış yapan kişi de çocuğu doyurduğunu hissedip mutlu olabiliyor. Tabii ki bu viral kampanyadan da haberi olması gerekiyor:) Umarım anlatabilmişimdir:)

şimdi gelelim yandaki resimlerle ilgili bana gelen ilhama:) bu banner şu şekilde tasarlansa: Hangi sitede gösterilirse gösterilsin sabit olarak "artık ağlamasın diyorsan" veya "yetimler artık ağlamasın diyorsan" yazsa. Sonra ben dikkati çekilmiş bir ziyaretçi olarak cursoru/imleci ilk resmin üzerine getirdiğimde ikinci resim ortaya çıksa, site ziyaretçisi ağlayan suratın gülen surata dönüştüğünü görerek o linke tıklamak için daha çok heveslenmez mi? Üçüncü resme gelince,onu geçebiliriz bence:) zaten bannera tıklayınca ilgili adrese yönelecektir ziyaretçi ve madem hayır işi yapacak bunun ihh eliyle veya başka bir kurum eliyle yapılması çok umrunda olmamalı (yaptığı bağışın yerine ulaşacağına emin olması kaydıyla:)
Öyle İşte...

18 Ağustos 2007

Mercan Abi Gönderdi

Biraz önce bu yazıdaki sloganlardan "Tell'em Charlie sent you" olanını merak ettim ve yazıdaki uyarıya aldırmadan google'a baktım:)




Yukarıdaki reklamlar Amerika'da 1970'lerde Starkist marka bir ton balığı için yapılmış. Konu Charlie adında kötü bir ton balığının starkist olmak istemesi ama starkistin sürekli "Sorry Charlie, Only the best Tuna get to the Starkist" diyorlar. Reklamlara bayıldım.

"Tell'em Charlie sent you" ise bana süpermarketlerde yapılan anında indirim kuponu uygulamalarını hatırlattı. Bu kuponlarda örneğin şampuan alacaksınız, Belndax reyonunda rafa iliştirilmiş indirim kuponları var ve o kuponla kasaya giderseniz anında 1 YTL indirim kazanıyorsunuz. Peki hangi tüketici o kuponu almaz,eğer zaten Blendax alacaksa o kuponu almaması aptallık olur.

Gelelim aklıma gelen fikre, bir süper market değil belki ama bir restoran böyle bir karakter yaratsa ve gittiğinde "Beni X gönderdi" derse müşteri %10 indirim kazansa bu uygulama herkesin ağzında dolaşmaz mı?

Cuk oturacak bir örnek ise Mercan Rakı bildiğiniz gibi Mercan Abi diye bi karakter oluşturdu. Bu rakıcı abilerimiz zaten reklam/kampanya yapacakları bir dönemde Çiçek Pasajı'ndaki yerlerle anlaşsa ve müşteri gittiğinde "Beni Mercan Abi gönderdi" derse rakı belli bir indirimle verilse herkes bunu söyler mi söyler, Mercan Abi'yi konuşur mu konuşur, salakça gelse de Mercan Abi bize güzellik yaptı der mi, der:)

17 Ağustos 2007

Cumaya Gittim Geldim

Cuma namazında hutbenin konusu tevekküldü. Yani bir şeyi Allah'a havale etmeden önce tedbirini al ondan sonra Allah korsunu mantığı. Melih Gökçek aklıma geldi, imamın "Bre Melih Gökçek tamam dua edelim ama sen belediye başkanı olarak önce tedbirini aldınmı ki de 'Allah yağmur verirse kurtulur Ankara bu problemden' diyorsun" demesini bekledim, demedi.



Hutbenin sonunda bugünün 17 Ağustos depreminin yıldönümü olduğunu, Düzce'de depremden zarar gören camiler için yardım toplanılacağını söyledi. "Yuh" dedim "8 yıl geçmiş hala onarılamamış mı?" Bu vesileyle 17 Ağustos'u yaşayanlara yakınlarını kaybedenlere bir kez daha sabır diliyorum. 17 Ağustos'ta Kütahya'da Kızılay kampındaydım, depremden bile 2-3 gün sonra haberimiz olmuştu. Kampta Gölcüklü bir çocuk olduğu için mümkün olduğunca gizlemeye çalışmışlardı. Ankara'ya döndüğümde TVlerdeki görüntülerde hafiflemişti. O yüzden tam anlayamıyorum depremi ve deprem korkusunu, Allah kimseye yaşatmasın böyle bir şey..

Son olarak cemaatten birisinin ayakkabı dikkatimi çekti, sahte nike, logosu süper şuna benziyordu:

Logo Önemli midir? EVET

Liberal Demokrat Parti web-sitesinde yer alan logo

Liberal Demokrat Parti Ankara İl Başkanlığı Tabelasındaki

Logo önemlidir efendim,bakınız bu yazım:) Tabelacı böyle bir şey yapmış denemez, Besim Tibuk başta olsaydı oy vereceğim partinin böyle bir şey yapmış olması beni derinden yaraladı:) Şimdi Nike logosundaki swoosh işaretini eğe büke kullansaydı nike olur muydu? Olmazdı. LDP'nin Nike kadar büyüyeceğini,Türkiye'nin partisi olacağını iddia etmiyorum ama yine de logo önemli bir konu bence.
Bu vesileyle bir de anımı anlatayım:) Sakarya Caddesi'nde Can Balık diye bir balıkçı vardır. Tabelasında, çalışanların t-hirtlerinde ve şapkalarında,ıslak mendil paketinde, kırmızı biber paketinde tepsilerin altındaki kağıtta heplogo olarak kullanılan balık var ama bunların hepsi farklı balık çizimleri. Eczacı (adayı:)) bir arkadaşımla orda balık yerken gözüm bunlara takıldı ve "Şuna bak logoları her yerde farklı böyle şey olur mu" dedim guru işletmeci olarak. Mevlüt'ün cevabı ise "Bizde her tür balık var demek istiyorlar" oldu, ben koptum tabi, bu arada gerçekten her tür olmasa da en az farklı logo sayısı kadar balık bulunuyor Can Balık'ta:)

Sanki yazı biraz dağınık oldu ama özetle logo önemlidir:)



16 Ağustos 2007

Barınak Gönüllüleri Yardım Konseri vs P&G Sezen Aksu Konseri

"P&G ve Sezen Aksu/Ya Ben???" demiştim ya 23 Ağustos'ta Barınak Gönüllüleri Yardım Konseri varmış. Üstelik bunda Sadece Sezen Aksu değil aynı zamanda Ajda PEKKAN, Candan ERÇETİN, Hande YENER, YAŞAR, Sunay AKIN ve Dj Murat UNCUOĞLU da var. Sezen Aksu fanatiği olmayan birisi olarak (Ankara'dayım gidemem ama:)) diğer konserden çok daha tatmin edici daha ucuz ve daha amaçlı bir konser. Bir tarafta 20. yılımı kutluyorum diyerek sadece konser tanıtımlarında logo bulundurmak bir bir tarafta yine belli bir amaca yönelik bu etkinlik. Bu etkinlikte en azından gelirin hayvanların korunmasına harcanacağını biliyoruz (Aslında hayvan hakları savunucusu değilimdir/çoğuna da kızarım) diğerinde hiçbir şey yok konserden başka. Bir önceki yazımda anlatmak istediğim şeyi daha net anlatacağını düşündüğüm için bu yazıyı yazdım, bilmem siz ne düşünürsünüz...

15 Ağustos 2007

Tartıcı Dede ve Trendler

Ulus'ta bir tartıcı dede var, eski meclisten aşağı doğru inerken sağda durur. Ne alaka bilmem ama her gelene "Öğretmen gel tartıl" gibi bir şeyler söyler,hatta tartısının üstünde de öğretmen yazar tükenmez kalemle. 2 yıldır biliyorum bu dedeyi. Ulus'a çok sık gitmesem de gittiğimde ordaysa mutlaka tartılır, iki çift laf ederim. Karısı ölmüş, çocuklar bırakmış, bu da tartıcılıkla hayatını kazanıyor, dışarda yatıyor. Acıklı bir hayat hikayesi...
Bugün yine Ulus'a gittim, Nurişin nikah şekerlerini almak için. Dönüşte dedeye uğradım. Tartıldım 82 kilo çıktım:( "İşler nasıl gidiyor" diye sordum, "işler kesat, namaz vakti geldi hala yemeğe gidemedim" dedi, sonra ekledi "Ramazan'da işler iyi oluyor,insanlar daha çok tartılıyor" dedi. "Hmm, öyle mi? İyiymiş, hadi kolay gelsin" dedim eve döndüm. Dedem de bir nevi işletmeci, ve tecrübeyle iş trendlerini öğrenmiş:) Kimbilir belki de Ramazan'da tartının yanına ek kalem çakmak da koyuyordur ciroyu artırmak için. Ramazan'da gidersem Ulus'a dikkat edeceğim. Samimi bir itiraf, ilginç geldi.

Fotoğraf fotokritikten,benim dede değil. İsteyerek olmadı ama bu yazının tarzı ben bugün bunu öğrendim bloğundaki gibi oldu, bu bloğu duymayanlara mutlaka öneririm, çok güzel ve ilginç bir blog. Burdan buyurun..

Bu arada yan tarafa rssten takip ettiğim sitelerden beğendiğim yazıları paylaştığım Google Reader linki koydum, bu adam neleri paylaşıyormuş diyecek olursanız ara ara bakabilirsiniz, işinize yarar bir şeyler çıkar belki:)

Fark Yaratmak

Biraz önce gördüğüm ve beni heyecanlandıran güzel ve yenilikçi bir fikri paylaşmak istedim. Marcus Brown diye bir abimiz Ideas of March diye şöyle bir sistem geliştirmiş. Her hangi bir konuyla ilgili yardıma veya fikre ihtiyacınız varsa bu konuyla ilgili bir mail atıyorsunuz. Bu konu yeni bir ürün geliştirme, bir süreci iyileştirme vaya herhangi bir şey olabilir. Abimiz düşünüyor ve aklına güzel bir şey gelirse mail atıyor. Siz de bu fikri kullanıp kullanmayacağınızı söylüyorsunuz. Bir fikrin minimum maliyeti 10 euro, eğer satın alırsanız fikir tamamen sizin oluyor,almazsanız fikri blogda yayınlıyor ve fikir onun oluyor kullandığınızı tespit ederse de gözünüzün yaşına bakmıyor:) Ben çok beğendim. Türkiye'den buna benzer çiçeği burnunda bir blog yazısı için de burdan buyurun.

P&G ve Sezen Aksu / Ya Ben???


Procter&Gamble Türkiye'deki 20. yaşını kutluyor ve bunun şerefine de Sezen Aksu konserleri veriyormuş, bu mutluluğu bizimle paylaşabilmek için. Basın bülteni burada.

Konser fiyatlarına baktım hiç bir Sezen Aksu konseri fiyatından daha ucuz değil, tamam halk konseri istemiyorum ama yine de bana bu sadece P&G'nin PR'ına yapılan bir katkı gibi geliyor, yani bir müşteri olarak "So what is in it for me ?" sorusuna verilen cevapta Sezen Aksu diyorum ama P&G diyemiyorum. Tabii ki bir de konsere gidersem gözümün içine girecek P&G logoları ve reklamları...


Geçen Yıl Pepsi'de aynı şeyi yapmıştı. O zaman da aynı şeyleri düşünmüştüm ama bloğum olmadığı için sadece düşünmekle kalmıştım. Şimdi paylaştım rahatladım:)



Bir de bu yazıyla alakalı değil ama sıkı hayranları için bir Sezen Aksu blog varmış. Ben blog takip edecek kadar sıkı hayran değilim ama belki ilgilenirsiniz:)

14 Ağustos 2007

En Güzel Yalanlar- Mim

Blog dünyasında mimlenmek güzel bir şey, okunduğunu hissettiriyor insana:) Mimlemek de ne ola diyen blog yazarları için: mim'i blog yazarlarının belli bir konu hakkında görüşlerini yazdıktan sonra o konuyla ilgili başka bir bloggera mikrofonu uzatması olarak tanımlayabiliriz. Yağmur da beni mimlemiş, (Hızlı güncelleme15.07.2007-17:35 Tuncel de mimlemiş ikisi için olsun bu yazı:) )konu en güzel yalanlar. İşin aslı böyle bir mim olmasaydı en güzel yalanlarımı bloğumda ifşa etmezdim:) Ama mimi görmemek de olmaz:) Buyrun en güzel yalanlarım:
  • Babam bak şura iş ilanı açmış dediğinde tamam bakacağım inceleyeceğim demek (bu blogdan haberi yok:))
  • Şimdi sadece master yapmak istiyorum, işe masterdan sonra bakacağım demek, (çalışsam fena olmaz aslında:))
  • Bir çok kişinin yazdığı gibi nasılsın sorusuna iyiyim şeklinde cevap vermek
  • kendi kendime şarkı söylerken söyleme sesin güzel değil diyenlere ya da ima edenlere "gerçekten kötü mü ya sesim, ben hiç farkında değilim" demek (başta gerçekten inanmıyordum, sesimi kaydedince çok kötü olduğu gerçeği suratıma tokat gibi çarptı:))
  • ben de seni arayacaktım:))
Bu kadar yeter herhalde aklıma bunlar geldi:)) Benim de birini mimlemem gerekiyor ben de bu yazıya ilk yorumu yapacak kişiyi mimleyip işin içine biraz heyecan katayım bari:)

Bu arada Yağmur'un origami bloğuna bakmanızı tavsiye ederim, ben bir şekli denedim beceremedim ama yine de origami kesinlikle çok zevkli bir iş ( sadece küp,gemi,kutu yapabilen birisi olarak bunu söylüyorum daha çok şey yapsam kimbilir ne derim:)) Duymayanlar veya başlamayanlar için kesinlikle önerilir. Yağmurun bloğu Türkçe origami kaynağı ve el emeği olması açısından çok güzel ama keşke vlog (video blog) olsaymış da o katlamaları anlamak için kafa patlatmasaydık, ama yine de bir gün o blogdaki bütün şekilleri yapabileceğim:)

Akıllı İşaretler Ne Kadar Akıllı???

Bugün İşbankası'nda kasamatikten para yatırdım. Kasamatiğin üstündeki akıllı işaretlere takıldı gözüm. 4 işaret vardı:
  1. Deste halinde para yatırıyorsanız ve bunları ataçla birbirine iliştirdiyseniz ataçı çıkarıp parayı öyle yerleştirin --> Tamam
  2. Bozuk Para koymayın --> Tamam
  3. Kolyenizi kasamatiğe koymayın --> ?!?!??!?
  4. Yüzüğünüzü kasamatiğe koymayın --> ?!?!??!?
Allah'tan o sırada ne kolyem ne yüzüğüm vardı da sorun olmadı:) 3. ve 4. işaret ne demek istiyor acaba??? Biri Bana Anlatsın!!!

13 Ağustos 2007

Operatör Savaşları&Medya

Biraz önce Hürriyet anasayfada hangi operatör daha ucuz diye bir link gördüm, tepede gayet görünebilir bir yerde. Detaylara bakınca haberin Vatan gazetesinden alındığını gördüm.
Haberde operatörlerin tarifeleri kıyaslanmış ve hem Avea'nın hem Vodafone'un Turkcell'den daha ucuz olduğu bir kaç defa tekrarlanmış. Her iki haberde anasayfada gayet görünür yerlere yerleştirilmiş.


Aveanın tüm mecralarda yaptığı 25 kuruştan ucuzum diyen pahalıdır reklamlarından çok daha etkili olacak bir haber. Acaba Avea bu kuruluşlara ne yaptı da böyle bir haber yayınlatabildi merak ediyorum. Bildik pazarlama çabalarından başka etkenler mi var acaba ortada? Ve bu haberlerin etkisi bakalım ne olacak!!

Turkcell'e gelince evet pahalı, faturalarda zaman zaman yanlışlıklar yapıyor birden yükseliyor fatura ama yine de %99 kapsama alanı dediğinde şaşırmayıp demekki ben %1'deyim demiyoruz. Haberde atlanan bir nokta bu.

Ama yine de bu tür haberler tüketici olarak bizim işimize yarayacaktır. Turkcell fiyatlarını düşürecek, Avea ve Vodafone hizmet kalitesini yükseltecektir (umarım:)). Vodafone zaten İstanbulda en iyi çeken biziz sırada tüm Türkiye diye reklamlar yapıyor,Ankara'da olduğum için bunun gerçek payını bilmiyorum,Avea da şaşırdınız dediğine göre o da farkında bu gerçeğin. Aklıma bundan 8 yıl önce bizbizecell ilk çıktığında 6 saniye yerine 15 saniyede bir kontör düşeceğini öğrendiğimde ne kadar ucuzladığını düşündüğüm geldi. Ve şimdi rekabetin fiyatları getirdiği duruma bak!!

12 Ağustos 2007

this img will not be displayed again


Geçen seçimde oyumu İsmail Melih Gökçek'e (img) verdim fakat 4-5 aydır tekrar oy vermemeye kesin kararlıydım. Şimdi hala sular akmıyor bu 6. gün bulaşıklar, çamaşırlar,duş vs hak getire... Artık kesin oy vermemekle birlikte çevremdeki hiç kimsenin de oy vermemesi için de uğraşacağım, şimdi seçimlere kadar unutulur diye umuyordur ama ne olursa olsun this img will not be displayed again!!!

Bnf Yeni Yüzüyle Karşınızda:)

Tasarımın yenilenmesi isteği üzerine bu yeni şablonu yükledim bloğa, umarım bu sefer olmuştur:)

Yine de tasarımda bir eksiklik var gibi geliyor ama bir süre bu şablonla devam etmeyi düşünüyorum.

Bir de artık yorum yazanları şövalye ilan ediyor, yeni tasarım hakkındaki cesur yorumlarınızı bekliyorum:)

En Büyük Asker Bizim Asker

Kuzeni askere uğurladık biraz önce -->Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulu ,böylece ailedeki üç Hüseyin'den askere gitmeyen bir tek ben kaldım:) AŞTİ ana baba günüydü bayraklar, dualar, otobüsü durdurup İstiklal Marşı söylemeler, ağlayanlar, En Büyük Asker Bizim Asker nidaları... Fotoğraf makinesini götürmediğime yandım... Askere gidesim geldi bir an:) Güle güle gitti, güle güle gelir inşallah...

Resim 1: Hüseyin&Hüseyin:)

11 Ağustos 2007

Vodafone-Logo-Alp vs:)

Özlem ablam oğlu Alp'e (3 yaşında) tüp çokokrem alıyor ve bunu sıkmak suretiyle ekmeğe sürüyor, çokokrem ekmekte yuvarlak bir görünüme bürünüyor ve Alp'in (Kendisine Alpiş denmesini sevmiyormuş ona Mehmet Alp diyecekmişiz:)) tepkisi: Anne Vodafon yazdııınnnnn!!!


Koptum resmen, Logonun önemini çok güzel açıklıyor galiba:)

Varol Mayan vs Hasan Mayan


Varol Mayan bloğunu gördünüz mü bilmiyorum. Güzel reklam çalışmaları vardı, reklamfikirleri'ne ilk başladığımda arkadaşım göstermişti bloğu ama 31 marttan bu yana yayın yapmıyor maalesef:( İlk defa duyduysanız çalışmalara mutlaka bakın derim.

Bu yazının amacına gelince Varol Mayan bloğun hakkında kısmına Hasan Mayan tarafından yapılan yorum: "merhaba ben hasan mayan size yazma sebebim mayan soyadlı fazla kimse yok ben Tekirdaglıyım sizin nereli oldugunuzu ögrenmek için yazdım"

Tek kelimeyle harika:)

10 Ağustos 2007

Blog'da e-posta aboneliği

Blog görünümünü nasıl iyileştireceğimi düşünürken, bir yandan da okuduğum kitabın etkisiyle bloglarıma e-posta üyeliği linki koydum. E gördük niye yazıyorsun git üye ol mu demek istiyorsun derseniz o şekilde de yorumlayabilirsiniz:)



Peki neden e-posta aboneliği:

1- Google aramaları yoluyla gelen ziyaretçilerin bir çoğunun blog ve rss kavramlarından haberdar olmadığını haberdar olsa bile blogosferle çok içli dışlı olmadığını düşünüyorum. ama herkes e-posta kullanıyor ve eğer rss nedir bilmiyorsa öğrenene kadar e-posta yoluyla takip edebilirler.

2- Blog ve blogosferi bilse bile bazıları için yazıları readerdan takip etmek sıkıcı olabilir, e-posta alışkanlığı da başlı başına bir alışkanlıktır. Bu kısmı biraz önce atlaya sıçraya bitirdiğim Blogging for Business kitabından çaldım ilham veren de bu oldu zaten:)

3-Blogosfere girip bi süre takılıp sıkılan veya iş yoğunluğu sebebiyle uzun bir ara veren blogcuların e-posta kutusuna girmek bir ayrıcalıktır:) Reader'ı takip etmeseler de e-postalarını mutlaka takip edeceklerdir.

4- Readera eklenmek bir blogcu için güzel bir şeydir (Benim için öyle en azından:)) ama readerdaki blog sayısı artarsa orda bile gözden kaçma ihtimali vardır. ama e-posta da yazılarınızdan sıkılıp doğrudan silmediği sürece açılır ve okunursunuz.

5- Reader'da kimin eklediğini göremezsiniz, daha doğrusu görüyorsunuzdur belki ama ben nasıl olduğunu bilmiyorum, ama e-posta aboneliğinde takipçinizin e-postası elinizin altındadır, kolayca tanışabilirsiniz:)

6- Takibat için yeni bir seçenek sunmaktan zarar gelmez,,ama seçenke ekleyim derken tasarımın içine edilmemelidir:) Bu konuda çalışmalar devam etmektedir

7- Şu ana kadar eklemediğime pişmanım, tavsiye ederim:)



Adam Asmaca

Biraz önce briefistanda sürekli değişen bigumigu reklamlarından biri dikkatimi çekti. Andrew Pepper diye bir adam The Last Days of Newgate adlı kitabının tanıtımı için video motionlu bir adam asmaca oyunu hazırlamış. Video Motionlu diye biguda yazıyor, ben orayı okumasam adamın birinin gerçekten asılmak üzere olduğu bir vide derdim, yoksa ne bilirim vide motionu:) Biguda "Not: Adamın asılma kısmı insanı kötü ediyor." yazmış ama ben oyun boyunca kötü oldum, adam benim yüzümden ölecek mi lan yoksa diye. Bi de doğru harfleri bildiğinde adamın sevinmesi de etkiliyor tabi, Duygusallaştım ben anne:) Adamı kurtarmak da çok sevindiriyor bu arada:) Kitabın satması için mükemmel bir yol, ama tabii ki o tür kitapları sevenler için, ben dandik adam asmacada bile koktuğum için kitabı hayatta almam:) Oyun hakikaten çok güzel olmuş en az bir kere oynamanızı tavsiye ederim, tek takıldığım nokta adamın başta sanki darağacına gidiyor gibi değil de kırlarda koşuyor gibi platforma koşması. o kadar şey de olur canım:) Oyunu oynamak isteyenler burdan buyursun.

09 Ağustos 2007

Vs. (Vesaire)

Vestel'in Vs. diye kurumsal bir dergisi varmış, dün Alper Akcan'ın yazısıyla öğrendim.
Google'da aratınca sadece iki sonuç çıkması ilginç geldi (artık 3:)) Atıl bir yatırım mı yoksa -en azından webde bulunması sırf site olsun diye site yapmak anlamına mı geliyor acaba. Google'da iki sonuç olması da bu derginin zaten Vestel çalışanlarına bir şekilde ulaştığı, ilgisini çekenlerin dergiyi "hardcopy" olarak okudukları anlamına geliyor bence. e-dergi kulağa hoş geliyor ama sadece siteyi hazırlayanlar okuduktan sonra -ki onlar da okuyorsa- bir anlamı yok.

Vs.'nin sitesinde Vestel logosunun olmaması da garip geldi, küçük'de olsa bir logo koyar insan değil mi:) Yasal zorunluluk gibi "vs vestelin malıdır" yazmanın alemi ne!!Tabi bir de bu yasal zorunluluğu bildiriş şekli var o ada güzel, biz mal olduğumuz için parantez içinde vs nin vesaire olduğunu açıklamışlar:)


08 Ağustos 2007

Blogosferden Haberler:)

Bugün bloglarla ilgili güzel ve ilginç yazılar bulduğum bir gün oldu. Şöyle Buyrun:

Yeni Bir Mim Dalgası (İnşallah:))

İdris Cin'in bloğunda yazdığı yazıya yazdığım yorumla başlamasını umduğum mim dalgasını yine idris bey çok güzel açıklamış:

Ana tema şu;
blog sahibi bloğu ile ilgili merak ettiği 5 soruyu blog dünyasından seçtiği 5 blog yazarına yöneltiyor ve b
loğu ile kendisini aydınlatmasını rica ediyor ve etkileşim başlıyor. Mim dalgamızın daha önceki "Beni Kritize Et!" mim dalgasından farkı, blog sahibi kişinin cevap aradığı 5 sorunun sorgulanmasını sağlayabilmek.

Peki kimleri mimliyorum:
1-İdris Bey Zaten cevaplarını yazdılar:)
2-Naylon Reklam Ajansı'nın sahibi Bilal ,
3-Kısıtlanmaya Karşı İsyan Eden Göze,
4-Farklı olmaya cesaret edebilen Eren,
5-Şu anda
jolené hanımla tatile giden Eloy Bey:)

Mimlenenler sorularını burdan alıp take-home yorumlarını yapıp aynı yere yorum gönderirlerse sevinirim:) Mimlenmeyip bu yazıyı görenler de mimlenmiş gibi cevap yazabilir:)

Blogger hacklenmiş!!

İlk blog açacağımda blogspotu görmüş ve diğerlerinden (wp, typepad,blogcu vs) habersiz bir şekilde bloğumu açmıştım. daha sonra Blogger'ın google'a ait olduğunu öğrenip rahatlamıştım. Koskoca google,bundaki bloğu kimse hackleyemez demiştim. Ama hacklenebiliyormuş. Evet biraz önce okuduğum Ted Demoupulos'un yazısında Reg isimli arkadaşının Reg of Elemental Truths bloğunun hacklenmesiyle ilgili bir yazı var. Devamını burdan okuyabilirsiniz. Bu da gösteriyor ki Titanic gib Google batmaz diyemeyiz:) Allah hariç kimse Allah olamaz diye de özlü bir söz yazdım hemen:) Bu arada bloglarımı yedeklemek için bir şeyler araştırmam gerekiyor galiba:)

Blog Sayısı Zirve mi Yapacak?

Gartner isimli bir firmanın araştırmasına göre bloglar 2007'de zirve yapıp yüz milyona ulaşacakmış ve bundan sonra düşecekmiş. Buna sebep olarak ise bloglardan haberdar olabilecek herkesin zaten bloğu gördüğünü, denediğini, beğenmeyenlerin bıraktığını göstermişler. Fakat yazıda da belirtildiği gibi her yer Amerika değil ve blogların duyulacağı, insanların blog yazmaya başlayıp bırakacağı bir çok yer var. Yazıda Çin'den bahsedilmiş ama Türkiye'nin de halen bloğu keşfedecek ülkeler kategorisinde olduğunu en azından Türkiye'nin blog sayısı olarak zirve yapana kadar daha çok vakit geçeceğini düşünüyorum.

Vestel Blog Açar mı Acaba :)

Alper Akcan'ın bloğunda verdiği habere göre Vestel kurumsal yayını Vs. de "Şirketler Bloglandı" diye bir yazıya yer vermiş. Yazıda bloğun ne olduğundan, hangi şirketlerin neler için kullandığından bahsetmiş. Fortune 500 firmalarının %42sinin blog sahibi olması ise daha önce sahip olmadığım bir veri olarak en çok ilgimi çeken kısım oldu. Yazıda her ne kadar bahsedilmese de Vestel'in yayınında bu konuya yer vermesini Vestel'in bir kurumsal blog açması yönünde yorumlamak isterim. Malum Türkiye'nin Şirket Blogları bloğuma tanıtacak blog lazım:)

07 Ağustos 2007

Neden Blog Yazıyoruz, Okurlarımız Ne Arıyor Ne Buluyor?

İdris Cin bloğunda "Neden Blog Yazıyoruz, Okurlarımız Ne Arıyor Ne Buluyor?" başlığıyla çok güzel bir yazı yazmış. Bu yazı vesilesiyle de aslında bir çok blogcunun merak ettiğini düşündüğüm bazı sorular sormuş. Aynı soruları ben de gerek reklamfikirleri gerek bnf bloglarımı ziyaret edenler için sorayım dedim.

Gerçekleşir mi bilmem ama aynı soruların bir çok blogcunun kafasını kurcaladığı varsayımıyla şöyle de bir önerim var: Geçen yıl olan beni kritize et mim dalgası gibi bu sorulara cevap verecek olanlar eğer kendi bloglarında bu soruları yazarsa bir iade-i ziyaret sebebi olarak görüşlerimizi yazalım ve böylece daha iyi blogcu olalım:) Sorular şöyle:

1-) Bir okurum olarak bloğumu/yazılarımı neden okuyorsunuz?
2-) Bloguma ilk olarak geldiyseniz nasıl bir izlenim ile ayrılıyorsunuz?
3-) Daha önce blogumu okuduysanız nasıl bir beklenti ile tekrar geliyorsunuz?
4-) Bir okurum olarak bloğumdan ne umuyor, ne buluyorsunuz?
5-) Siz okurlarıma yazılarım haricinde başka neler sunmalıyım?

Yorumlarınızı bekliyorum, çekinme yorum yap!! :)

05 Ağustos 2007

Paranın Satın Alamayacağı Şeyler



MasterCard en azından Türkiye'de niye reklam yapar hala anlayabilmiş değilim, bankaya gidersiniz kredi kartı için başvurursunuz üstünda visa master ya da amex yazmasını umursamazsınız, önemli olan kartın limiti ve sağladığı avantajlardır ve bunu bildiğim kadarıyla ne visa ne master card sağlar kredi kartını aldığınız banka sağlar. Ama yine de güzel reklam, bir süredir ekranlarda yok galiba ya da ben ekranlardan uzak kaldım, ama yine de aklıma geldi yazayım dedim...

Sevgili Sayın

Biraz önce süper teklif sitesinden bir e-mail aldım. Emel Taş diye birisi davetiye yollamış, sistemi bilmiyorum ama galiba referansla üye olursanız size referans olan kişi de para kazanıyor bu süper teklifte.

Tanımadığın insanlara davetiye göndermek spam dediğimiz şey oluyor, ama böyle bir sistem için daha önce spam mail almamıştım, ilginç oldu şimdi ben de çeşitli blogları siteleri gezip sırasıyla hepsinin sahibine arkadaş (!) olarak davetiye göndersem acaba ne kadar etkin olur merak ettim.
Neyse konumuz ne Emel Taş ne süper teklif olacaktı dağıldım bir anda:) Mailde geçen hitap şekli süper teklif kadar süper:

Sevgili Sayın Yetkili :)

Beni hem seviyorlar hem saygı duyuyorlar, ne güzel:) gerçi benim maillerimi sevgiler saygılar vs diye bitirdiğimi duydularsa bana özel böyle bir hitap geliştirmiş de olabilir süper teklif:) Neyse yine dağıttım konuyu galiba siz en iyisi aşağıdaki ekran görüntüsüne bakın:)


Düzenleme: Yazıyı yayınladıktan sonra linke tıkladım farkettimki tavsiye ederken isim soyisim yazılıyormuş,emel taş da isim kısmına sayın soyisim kısmına yetkili yazmış böylece süper teklifin şirinmi şirin samimi mi samimi, ikna etme kapasitesi yüksek Sevgili Hüseyin KILIÇ ifadesi yerine Sevgili Sayın Yetkili ortaya çıkmış:)

04 Ağustos 2007

Bloglar ve Pazarlama-Kitaplar

Bugün Çağatay'a sipariş verdiğim Nancy Flynn , Shell Holtz& Ted Demoupulos , Rebecca Blood ve Jeremy Wright'ın Bloglar ve Blogla Pazarlama üzerine yazılmış 4 kitaba nihayet kavuştum.


Ideefixe'te kitaplarda "blog" araması yapınca 5 sonuç çıkıyor, bu sayı amazon'da şimdilik 6132. Bu da Türkiye'nin bloglar konusunda alacağı daha çok yolun olduğunu gösteriyor. Umarım seçtiğim kitaplar kaliteli çıkar, biraz göz attım ve özellikle Shell Holtz& Ted Demoupulos'un blogging for business kitabı gayet iyi gibi, diğerleri de fena değil gibi duruyor. Bir süreliğine de olsa ajandam böylece belli oldu, hayırlısıyla şu tezi bir yazıp verseydim:)

02 Ağustos 2007

Agrandize

Ertuğrul ÖZKÖK Hürriyet'teki yazısında Arkadaşlarıma kefil olabilirmişim demiş. Bu yazıda sorun yok. Gözüme çarpan yazının son satırı:

"Yani bizim yanılgımız, bunların toplam sonucunu vermek olmuş...

O da bu arkadaşlarımızın normal yanılma paylarını agrandize etmiş..."

Süper İngilizce bilmeme ve anadilim gibi Türkçe konuşmama rağmen:) ilk defa duydum bu kelime'yi. Bunun için Ertuğrul Özkök'e teşekkürler:)

01 Ağustos 2007

Dünya İngiliz Olsun- mu?


Biraz önce Son Mohikan'ı seyrettim. Filmin başında şöyle bir replik geçiyor "İngiliz politikasının 'dünyayı İngilizleştirmek' olduğunu sanırdım komutanım"


Aklıma bir iki yıl önce tüm şehirleri saran "Dünya Türk Olsun (DTO)" dalgası geldi. Bu yazılar bana da oldukça komik ve saçma gelmişti ama Son Mohikanda gayet ciddi bir dille söylemişler. İlginç..


Ve böylelikle bu blog dalya diyen ilk bloğum oldu:) Nice 100 yazılara:)